Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Zaman Makinesi e-Posta
H.G.Wells tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 28 Aralık 2009 23:48

KitapAdı

Yazar adı: H.G. Wells

Kitabın Orijinal Metni için "Bağlantılar" sekmesini tıklayınız..

Ne büyük bir kalem! Düşünceler dünyasının uçsuz bucaksız topraklarından bir araya getirdiği seçmeleri böylesine kusursuz bir ifadeyle kelimelere dökebilen bir yazar, büyük yazardır. Zira, özünde, kendilerine yüklenen anlamlarla sınırlı ve kullananın kişisel deneyimleri ile esnek olan kelimeleri bu denli ustalıkla kullanmak ve anlatılmak istenen sınırsız düşünceleri, en az kayıpla, okurlarına aktarmak her yazarın harcı değildir. Kendisi önünde saygıyla eğiliyorum.

Karşımızda bilim kurgunun atası, düşünce adamı ve yaratıcı kişilik Herbert George Wells, geçmişte yaşayıp yok olmuş büyük uygarlıklardan kalma devasa anıtlar gibi yükseliyor. Hemen karşısında bir başka devasa anıt bizi bilim kurgunun kapılarından içeriye davet ediyor: Jules Verne. Bu daveti kırmıyor ve o tarafa yöneliyoruz.

Karşımızda ava gidip de avlanan avcılar, evrilen yaşam, uzayın dördüncü boyutu zaman, bilinmeyene yolculuk ve bitmeyen sorgulamalar var. 

"Özgür ile köle, patrisyen ile pleb, senyör ile serf, lonca ustası ile çırak, kısacası, ezen ile ezilen, birbiriyle sürekli bir karşıtlık içinde bulunmuş, birbirine karşı gizli ya da açık kesintisiz bir mücadele sürdürmüş, bu mücadele ya tüm toplum yapısının devrimci bir dönüşümüyle, ya da mücadele eden sınıfların hep birlikte çöküşüyle sonuçlanmıştır.
...

Burjuvazi, kırı kent egemenliği altına soktu. Koskoca kentler yarattı, kentli nüfusu kırsal nüfusa göre büyük oranda artırdı ve böylece nüfusun önemli bir bölümünü kırsal yaşamın bönlüğünden kopardı. Köyü kente bağımlı kıldığı gibi, barbar ve yarı barbar ülkeleri uygar ülkelere ve köylü halkları burjuva halklara, Doğuyu da Batıya bağımlı hale getirdi.

...

...burjuvazi, kendi ölümünü getirecek silahları yapmakla kalmayıp, o silahları kullanacak insanları da yaratmıştır ?modern işçileri, proleterleri! (Burjuvalar ve proleterler - komünist Manifesto)

Komünist Manifesto'dan bir alıntı ile başlıyoruz yolculuğumuza, Karl Marx (1818 - 1883), 48 yaşına geldiğinde, Komünist Manifesto 30 yaşında idi ve Herbert George Wells daha henüz doğuyordu. Zaman gezgini öyküsünü ilk anlattığında ise Marx öleli 12 Darwin öleli 13 sene olmuştu, Wells ise 29 yaşındaydı ve zaman gezgini çoktan 802.701 yıl öteye gidip gelmişti... 

Eserin Özeti

Zaman gezginin hikayesini anlatıyor Zaman Makinesi (ilk basımı 1895). Viktorya dönemi İngilteresinde, isimsiz zaman gezginin evinde şömine ateşi eşliğinde ve masa başında bir tartışma ile başlıyor hikaye. Tartışmaya Bay Filby, psikolog, belediye başkanı, doktor ve genç bir adam katılıyor. Aslında, sahne, tartışmadan çok zaman gezgininin konuklarını ikna etme çabası üzerinde yoğunlaşıyor. Konu boyutlar: Uzunluk,genişlik, kalınlık ve dördüncü boyut: Z A M A N. SOhbet gittikçe koyulaşıyor ve hikaye, zaman gezginin dördüncü boyut, zaman içerisinde de diğer boyutlarda hareket edildiği şekilde hareket edilebileceğini ispatlamak için araç olarak kullandığı minyatür zaman makinesini ortaya çıkarmasıyla daha da ilginç bir hal alıyor. Peki ya sonra? Gece sona eriyor ve aradan bir hafta geçiyor...

Bir hafta sonra perşembe akşamı aynı yemek salonunda farklı misafirlerle masa başında ev sahibi bekleniyor; Sonunda ev sahibi çıkageliyor, ama bir gariplik var: üstü başı kir, pas içinde, bir mücadeleden çıkmışçasına bitkin ve harap, ölesiye aç... Ne olmuş, başına neler gelmiş? Eser ilerledikçe öğreniyoruz ki; ev sahibi, zaman gezgini, evrime tanıklık eden adam az önce, yaklaşık 800.000 yıl gelecekten bugüne seyahat etmiştir. Gelecekte nelere mi tanıklık etmiş? Başından neler mi geçmiş?
Bilim kurgunun yaratıcılarından, Wells'in kaleminden soluksuz okuyacaksınız hikayenin geri kalanını. Süprizlere hazırlıklı olun...  

Kayıp Halka - Gri Adam...
Zaman Makinesi içerisinde yer alan ancak çıkarılan bir bölüm bulunmaktadır. Bu bölüm eserin ilk basımında (Mayıs 1895) yer almakla birlikte daha sonra çıkarılmıştır. Bu bölüm daha sonra ayrıca, "Gri Adam" olarak yayınlanmıştır.

Bu metne aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://en.wikisource.org/wiki/The_Grey_Man

Eser Kendini Anlatırken

"Bu insanların güvenli ve rahat yaşantılarını gördükten sonra, iki cins arasındaki büyük benzerliğe şaşılamazdı çünkü erkek sertliği, kadın uysallığı, iş bölümü ve aile birliği, güçlünün egemen olduğu savaşçı bir çağın gerkeleriydi. Nüfusun cins bakımından dengeli ve bol olduğu yerlerde çok çocuk yapmak devlet için bir iyilik değil kötülüktür; tehlike az ve küükler güvenlik içinde ise, becerikli aileye de, çocukların bakımını sağlayan ana baba arasında görev ayrımı yapılmasına da pek - daha doğrusu hiç - ihtiyaç duyulmaz."

...

"Bana öyle geliyor ki insanlığın çöküş dönemine rast gelmiştim. Kıpkırmızı kesilen batı, uygarlığımızın da batmakta olduğunu akla getiriyordu... gücü yaratan, ona karşı duyulan gereksinim; zayıfı şımartansa, güvenlikti! ... güvenliğin egemen olduğu bir denge içinde, beden gücü kadar zeka gücü de gereksizdir.."

...

"Sanayi işlerini yavaş yavaş gün ışığında yaşamak hakkından yoksun kıldığını düşünüyordum. Giderek daha derine, daha büyük yer altı fabrikalarına yönelinmiş, gün geçtikçe oralarda daha çok kalmak gerekmiş ve sonunda olan olmuştur demek istiyorum! Şimdi bile, bir kömür madeni işçisi doğal olmayan koşullar içinde, yeryüzüne hemen hemen hiç ayak basmadan yaşamakta değil midir?"

...

"İnsanoğlu, sorununu parola yapmış, bununla kendini haklı göstererek, öz kardeşinin yorucu çabaları üzerine keyifli ve rahat yaşantısını kurmuştu. Ama zamanla işler tersine dönmüş bulunuyordu. Bu çökmüş, zavallı aristokrasiyi küçük görmek, durumlarıyla alay etmek istedimse de bunu bir türlü yapamadım. Zekaları ne kadar geri olursa olsun, Eloiler bizlere ok benzedikleri in, onlara acıyor, kepazeliklerinden dolayı kendimi de bir parça sorumlu tutuyordum."

Yorumlar

İnsanoğlunun düşün gücü sınır tanımaz, kalıplara hapsedilemez ve zaman tanrısına karşı koyabilen yegane şeydir. İnsanoğlunun dünya üzerinde yürümeye başladığı ilk günden bu yana değişim/gelişim süregelmiş ve insanoğlu kendi kendini şaşırtmaya devam etmiştir. Wells'in kitabını okuduğumda, bilim kurgu filmleri geldi aklıma. Zaman içerisinde neredeyse tüm bilim kurgu filmleri eskimiş, göze ilkel gelmiştir. O dönemin teknolojisi ile beyaz perdeye aktarılan, imkanlar dahilinde aktarılabilen tüm hayal ürünü dünyaların renkleri zaman içerisinde solmuş, sönüp gitmiştir. Oysa, ustalıkla kaleme alınan eserlerin insanoğlunun ya da birey olarak okuyucunun düşün dünyasında yapmış olduğu çağrışımlar hep en son teknolojinin bir adım ötesinde olmuştur ve olmaya devam edecektir. Zira yazının başında da ifade etmeye çalıştığım gibi, düşünce dünyasının sınırları her zaman için bilinmeyenle başa baş gitmekte ve sürekli genişlemektedir. Zaman makinesine atlayıp geleceğe giden zaman gezgini "isimsiz"dir. O, okuyucudur. Bir filmin baş rol oyuncusu hep sabitken, isimsiz zaman gezgini hep değişkendir. Aslında belki de gerçekten de Wells, zamanda yolculuk yapmayı bu sayede mümkün kılmıştır. Düşünün ki zaman makinesini ilk defa 1980 yılında okudunuz ve o zaman 15 yaşındaydınız. Alıp başınızı geleceğe gittiniz. Sonra 2009 yılında tekrar okudunuz. Bu defa geleceğe giderken 44 yaşındasınız. Şimdi seçim yapmak sizde, ister 15 yaşınıza (geçmişe) bir yolculuk yapıp oradan yüz binli yıllara gidersiniz ister geçmişi silip onca yılın birikimiyle ama bambaşka bir zaman gezgini olarak ve yep yeni bir zaman makinesiyle yola koyulursunuz.

Bu eser hakkında aklıma gelen çağrışımlardan bir tanesi de "ava giden avlanır" atasözü. Tabii bu noktada "av" ve "avcı" kavramlarına kendimce açıklık getirmem gerekecek, ancak bunu yaparken Wells kadar ustalıklı hareket edemezsem, okuyucudan affımı rica ediyorum. Aslında Wells'in eserinde av da avcı da insanoğlu ve insanoğlunun yarattığı sınıflar; av ve avcı arasındaki kovalamaca, zaman içerisinde, evrim sürecinde ve sosyal ilişkiler örgüsünde sürüp gidiyor: Hakim sınıf düşünsel hakimiyetini kullanıyor ve üretim araçlarını elinde tutuyor. Hizmet eden tabaka ile hakim sınıf arasındaki iş gücü dağılımı fiziksel evrim sürecini şekillendiriyor. Bir yanda kaba ve güçlü ama ezilmiş olan (av), diğer yanda ise kibar, ezen ama güçsüz olan (avcı). Bu hizmet ilişkisi içersinde gerçek gücünün farkına varan av, avcı kimliğine bürünüveriyor. Terazinin kefeleri, zamanın sembolü saatin sarkacı misali bir o yana bir yana yön değiştiriyor. Bütün bu anlatımlar Wells'in zaman makinesinde Morloch'lar ve Eloi'ler olarak karşımıza çıkıyor. Peki ya zaman gezgini bu durumu nasıl algılıyor?

Zaman gezgininin, beklentileri ve karşılaştıkları da eserin genelinde oldukça etkileyici bir dille, basamak basamak ifade edilmiş. Zaman gezginin gözünden:

"802.701 yılına ilk ayak bastığında çevreyi yorumlayışı" birinci basamak:


İnsanoğlu uzun yılların sonunda nihayet refaha kavuşmuş ve tüm sorunlarını çözmüştür. Üretim dengeleri yerli yerine oturmuş, huzur ve refah evrene kök salmıştır. Fiziksel evrilme de bu yönde olmuş, vücut yapısı naifleşmiş, güç ve kuvvet kullanımı ortadan kalkmıştır.        

"Köklerin sorgulanması" ikinci basamak:

Huzur ve refah evrene kök salmıştır, salmıştır salmasına da kökler hangi kaynaktan beslenmektedir? Zaman gezgini bu soruyu sormaya başladığı anda, yer üstünde kurulan uygarlığı besleyen bir alt sınıfın varlığının kaçınılmaz olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalır. Hem de bu öyle bir sınıf ki, gün ışından tamamen soyutlanmış, karanlığın kör kuyularında gece gündüz bilmeden çalışan, her türlü haktan mahrum bir köleler yapısı, sömürülenler. O halde insanoğlu gerçekten de gelişkin bir refah yapısına kavuşmuş denilebilir mi?

"Acı gerçek, gün yüzüne çıkıyor!" üçüncü basamak

Yer altında yaşayanlar, kölelik düzeni içerisinde neden bu kadar sakin ve sessiz yaşamaktadırlar? Kendilerini mahkum eden bu kadere niçin boyun eğmektedirler? Yoksa başka bir gerçek, daha ürkütücü bir gerçek karanlık perdeler arkasında gizlenmekte midir? Zaman gezgini, derinliklere yaptığı gezilerde bu acı gerçeğin farkına vardığında, insanoğlunun hastalıklı yapısı bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Bir dönemin yönetenleri, yer üstündekiler artık birer köle haline gelmiştirler. Evrilmiş naif yapılarıyla, tıpkı çayırda otlayan kuzular gibi yer altı uygarlığına besin kaynağı olmuşlardır. Yıllar boyunca geçirdikleri tüm evrim boyunca, savunma mekanizalarını yitirmişler, yamyamlığa giden yolda temel besin maddesi haline gelmişlerdir.

Avcılar avlanmaktadırlar...

Wellsin çizdiği bu gelecek tablosu içerisinde aslında "Zaman makinesi"nin iki önemli açılımı ve bu açılımları kavrayan bir üst kavram olduğunu düşünüyorum:

1. Evrim
2. Sosyal sınıf

Eserin bu iki açılımının ötesinde ve üstünde, herşeyi kavrayan ve herşeye hakim olan ZAMAN bulunmaktadır zira insanoğlu zamanın içine doğar, onun içinde yaşar ve ölür. Şayet, onun içerisinde hareket edilebilirse, etkileşim içinde olan biyolojik ve sosyal evrim deneyimlenebilir.

1. Evrim

Evrim açısından baktığımızda ki kanaatimce bu kısım eserin bilim - kurgu kısmını oluşturmaktadır. Wells'in, Türlerin evrimi teorisinden (Darwin) büyük ölçüde etkilendiği ve bu etkileri bir şekilde eserine yansıttığı anlaşılmaktadır.
Wells'in etkilenme süreci, Aldous Huxley'nin dedesi, Darwin'in savunucusu T.H. Huxley tarafından eğitilmesine dayanmaktadır.

2. Sosyal Sınıf
Wells'in sosyal sınıf açılımına yön verense, Viktorya İngilteresinde, içinde yetiştiği orta sınıf ve ailesinin sınıf mücadelesinde yavaş yavaş elindekileri kaybetmesidir.

Her ne kadar Sosyal sınıfı, burada ikinci madde olarak yazdıksa da, aslında Wells, Zaman Makinesinde de açıkça ifade ettiği şekilde, Darwin'in öngördüğü evrimin, sosyal ilişkilerin kendi dinamikleri içinde biyolojik olarak evrimi, insanı ve de çevresini şekillendirdiğini, bu sayede hayatta kalmayı başaranın, düzeni en iyi şekillendiren ya da düzene en iyi uyan olduğunu ifade etmektedir. Buradaki düzen kavramı, hem doğal hem de sosyal açıdan yaşamı kapsamaktadır.

İşte Wells'in Eloi'leri ile Morloch'ları bu düzen içerisinde şekillenmişlerdir.

Burada nefeslenerek, Wells ile Stalin arasındaki 1934 yılında yapılmış bir sohbetten, anlamlı olduğunu düşündüğüm bir alıntı yapmak istiyorum: (Stalin ile röportaj New York, New Century Publishers, Eylül 1937; yeniden basım Ekim 1950. Joseph Stalin and H. G. Wells, Marxism VS. Liberalism: An Interview. Wells 1934 yılında Sovyetler Birliğini ziyaret etti.)

Wells, sıradan bir adam (kendini böyle tanımlıyor, hiçbir politik görüşe veya millete ait olmayan ve olayları tarafsız gözle görmeye çalışan bir adam) ile Stalin arasındaki konuşma, Amerika Birleşik Devletlerinde Roosevelt tarafından öngörülen değişiklikler ve düzen ile Sosyalizm arasında kurulabilecek bağlantı üzerine gelişiyor.

Planlı ekonomi ile Roosevelt tarafından öngörülen reçetenin bir çeşit "Sosyalizm" olduğunu düşünen Wells'e karşılık Stalin, Roosevelt'in kapitalist temeller üzerinde şekillendireceği düzenin bir noktaya kadar ilerleyebileceğini belirtiyor ve ne zaman ki çağdaş burjuvazi kapitalizmin temellerine ilişkin bir değişikliğe kalkışsa o zaman bu ilerlemenin acı bir yenilgiye uğrayacağını ekliyor. Buna gerekçe olarak da tüm üretim araçlarının ve nitelikli iş gücünün özel sektörün elinde bulunduğunu vurguluyor. Wells ise devlet tarafından uygulanacak planlı ekonomik yapılanmanın (önce bankaların devlet tarafından kontrol edilmesi, sonra ulaşım kaynakları, ağır endüstri, genel olarak endüstri vs. vs. derken), zaman içerisinde adım adım sosyalist yapılanmaya dönüşebileceğini tekrar ediyor ve bu durumu ifade ederken de bireyi ve toplumu siyah ve beyaz olarak ayırmadığını aradaki basamakların varlığının sosyalist yönetime geçişte önemli rol oynayabileceğini vurguluyor. Stalin ise, bireyin menfaatleri ile toplumun menfaatlerinin çatışmadığı ve bu ikisinin siyah ve beyaz olmadığında hem fikir olduğunu belirtiyor fakat sorunun sınıf çatışmasında oluşunu özellikle vurguluyor. Zengin sınıf her türlü zenginlik ve üretimi elinde bulundururken (bankalar, fabrikalar, madenler, ulaşım) yalnızca kendi çıkarlarını gözetirken, diğer yanda hor görülmüş, kullanılmış ve en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan bir sınıf yer almakta (hiçbir hakkı olmayan, kullanılan) olduğunu ve bu iki sınıfın ne şekilde bir araya getirileceğini soruyor ve Roosevelt'in bu konuda bir çözüm bulamadığını da ekliyor.

Stalin ayrıca güzel bir noktaya da parmak basmaktadır, yukarıda da belirttiği gibi tekrarlıyor:
"Eğer Roosevelt, proletaryanın ihtiyaçlarını, kapitalistlerin hesabından, gerçekten karşılamak isterse o zaman kapitalistler onun yerine yeni birisini koyacaklardır."

Stalin ile Wells arasındaki tartışma, Wells'in Dünya üzerinde yalnızca iki sınıf (zengin ve fakir) olmadığı, bunlar arasında amacı yalnızca para kazanmak olmayan veya sadece kendi menfaatlerini düşünmeden hareket eden bir orta sınıf ya da ortada olanlar olduğunu öne sürmesiyle devam ediyor ancak burada Wells özellikle iki isim öne sürüyor ki, Wells'in bakış açısı hakkında daha derin düşüncelere dalmamıza neden oluyor: Wells, Rockefeller ve Ford'un organizasyonel yeteneklerinden ve ders alınması gereken kişilerden olduğundan bahsediyor. Stalin'in cevabı ise, devrimin organizatörler tarafından değil işçi sınıfı tarafından yapılacağı yönünde oluyor. 

Sohbetin ilerleyen aşamalarında özellikle bir bölüm var ki bunu da olduğu gibi almadan edemeyeceğim:

STALIN: Dünyanın geçirdiği değişim müthiş, karmaşıktır ve süreç acı doludur. Böylesine büyük bir değişim için büyük bir sınıfa ihtiyaç duyulur. Büyük gemiler böylesine uzun seyahatlere çıkabilir.

WELLS: Evet, ama uzun seyahatler için bir kaptana ve bir seyir subayına gereksinim vardır.

STALIN: O da doğru, fakat uzun bir seyahat için öncelikli olarak gerekli olan büyük bir gemidir. Gemi olmadan bir seyir subayı ne işe yarar ki? Atıl bir adam.

WELLS: Büyük gemi insalıktır, bir sınıf değil.

STALIN: Siz, bay Wells, açıktır ki, insanlığın iyi olduğu varsayımıyla yola çıkıyorsunuz. Diğer yandan ben, insanlar arasında kötüler olduğunu da unutmuyorum. Ben, burjuvanın iyi olduğuna inanmıyorum.

Tam metin için:
http://rationalrevolution.net/special/library/cc835_44.htm (Stalin)

Eserin Zamyatin, Huxley, Orwell için ilham kaynağı olan bir anti - ütopya olma özelliğine de şaşmamak gerek. İnsanlığın sorunlu yapısı içinde, keskin sınıf ayrımları, kontrollü doğum ve ölümlerle nüfusun sabit tutulması düşüncesi, karanlık gelecek tasviri, ütopyaların çöktüğü düşünceleri eserin muhtelif noktalarında vurgulanmış.

Peki, Zaman gezgini gözünden dile getirilen bazı düşünceler, Wells'in içinde yaşadığı dönemin düşünce duvarları arasında hapsolduğunun göstergesi olabilir mi? Örneğin, şu cümleye ne demeli? "yine de zamanımızda, zenci ile beyaz adam arasındaki kavrayış ayrımı korkunç sayılamazdı." Burada üstü kapalı olarak yapılmış bir aşağılama sezilmektedir... 

Eserin Yerli Yersiz Çağrıştırdıkları

- Plato, Republic
http://tr.wikipedia.org/wiki/Plato
http://www.friesian.com/plato.htm


- Moore, Utopia
http://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_More

- Charles Darwin (1809 - 1882) Türlerin Kökeni (1859)
http://www.bbc.co.uk/history/historic_figures/darwin_charles.shtml
http://en.wikipedia.org/wiki/Charles_Darwin

- Karl Marx (1818 - 1883) Kapital (1. Baskı - 1867)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Marx
http://www.marxists.org/archive/marx/

- T.H. Huxley - Wells'in öğretmeni, DarWin'in ateşli savunucularından.
- Güliverin Seyahatleri - Jonathan Swift
- Jules Vernes (1828 - 1905)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Jules_Verne
http://en.wikipedia.org/wiki/Jules_Verne

- Zamyatin - Biz (1920) Kızıl Devrim'in gölgesinde bir anti - ütopya
http://tr.wikipedia.org/wiki/Yevgeniy_%C4%B0vanovi%C3%A7_Zamyatin

- Charles Grant Blairfindie Allen (February 24, 1848 ? October 25, 1899)
Kitabın içerisinde Wells'in atıfta bulunduğu yazar. Wells'in Allen Grant'ten etkilenmiş olması kuvvetle muhtemeldir.
http://en.wikipedia.org/wiki/Grant_Allen

- Aldous Huxley (1894 - 1963) - Cesur Yeni Dünya (1932) Anti - ütopya (Thomas Henry Huxley Oğlu Leonard Huxley oğlu Aldous)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Aldous_Huxley
http://www.online-literature.com/aldous_huxley/

- George Orwell - 1984
http://tr.wikipedia.org/wiki/George_Orwell
http://bozgunodasi.blogspot.com/2008/11/bindokuzyzseksendrt.html
http://bozgunodasi.blogspot.com/2008/11/george-orwell-hayvan-iftlii.html

- Einstein'in rüyaları - Alan Lightman (Einstein's Dreams)
http://en.wikipedia.org/wiki/Einstein%27s_Dreams

Serbest Çağrışım:
- Yer altı (yerin altına itilmiş sınıf... uyanmayı ve başkaldırmayı bekliyor.)
- Dünyalar Savaşı (Wells - Bilindiği gibi bu eserde, yer altından gelen bilinmeyen ve unutulmuş yaratıklar var.)
- İşçi sınıfı (Yer altına hapsedilmiş sınıf işçi sınıfını sembolize ediyorsa...)
- Filozoflar ve Köleleri (Rancier'in eseri, İşçi sınıfı gerçekten uyanığ başkaldırmadıkça özgürleşemez)
- İşçi sınıfının uyanışı (Devrim?!?)

Yazar

Herbert George Wells (21 Eylül 1866 ? 13 Ağustos 1946)

Wells hakkında kısa kısa...
Kendisini sosyalist olarak nitelendiren, orta sınıftan yetişmiş İngiliz yazar.
Adı Jules Verne ile birlikte bilim kurgunun babası olarak geçiyor.
Yaşadığı dönemde, düşünür kimliği ön planda olsa da zaman içerisinde, bu özelliği geri itilmiş ve bilim kurgu yazarı olarak anılmıştır.
Dünya devleti idealine inanmıştır. İdeal devlette bilim ileri seviyeye ulaşacak, milliyetçilik sona erecek ve insanlar doğuştan haklara sahip olmayacaklar, yaptıklarıyla kazanımlar elde edeceklerdir. İdeal devlet anlayışından ilk başlarda Lenin'e inanmıştır.
Marks karşıtı bir sosyalist olmakla bilinir, öyle ki Marx'ın hiç doğmamış olmasının çok daha iyi olacağını ifade etmiştir. Sovyetler birliği hakkındaki düşünceleri Stalin'le, olumsuz yönde, değişmiştir. Yine de Stalin hakkında, en adil ve dürüst adam nitelemesi yapmaktan geri durmamıştır.
Fabian topluluğunun üyesidir. (Topluluğun diğer bazı üyeleri: George Orwell, Virgina Woolf, Ramsey MacDonald). 
ikinci Dünya Savaşının sonlarına doğru, İngiltere Naziler tarafından işgal edilirse, SS'lerin ilk öldürülecek entellektüeller ve politikacılar listesinde üst sıralarda adı yer almaktadır. (Deniz Aslanı Operasyonu) Zira, 1921 yılında kurulmuş olan "International PEN Club" adlı edebiyat derneğinin başkanı olarak, "Alman PEN Club" kolunu üyelikten çıkarmıştır.(1934) Sebep olarak da Almanların aryan ırkından olmayanları klübe kabul etmemesidir.

Wells'in bilinen diğer bilim kurgu eserleri:

Dr. Moreau'nun adası - 1896,
Görünmez Adam - 1897
Dünyalar Savaşı - 1898

Müzik

Time Machine - Joe Satriani
Somewere in time - Iron Maiden
Orion - Metallica

Film

http://www.imdb.com/title/tt0268695/ (2002) Simon Wells, Wells'in torunu tarafından sinemaya aktarılmış ancak Wells'e sadık olmayan bir uyarlama
http://www.imdb.com/title/tt0054387/ (1960)
http://www.imdb.com/title/tt0088763/ (1985) Geleceğe Dönüş I
http://www.imdb.com/title/tt0096874/ (1989) Geleceğe Dönüş II
http://www.imdb.com/title/tt0099088/ (1990) Geleceğe Dönüş III

Bağlantılar

http://en.wikipedia.org/wiki/H._G._Wells (Wells hakkında bilgi)
http://www.mercurytheatre.info/ (Orson Wells ile HGWells radyo programı)
http://rationalrevolution.net/special/library/cc835_44.htm (Stalin ile Wells konuşmasının ingilizce metni)
http://www.schoolofwisdom.com/tagore-wells.html (Rabindranath Tagore ile Wells sohbeti)

Dünyanın tek bir çatı altında toplandığı düşüncesi üzerine konuşuyorlar. Konuşma, tek dil kavramı üzerinde yoğunlaşıyor. Müzik ve edebiyat gibi eserlerin henüz icat edilmemiş ancak ileride kullanılacak ortak bir dil aracılığıyla kayıpsız olarak iletilmesine kadar gidiyor. Oradan, Batı'nın Doğuyu olduğunca kabullenmesi gerekliliğine (ki bu durumun doğallığından ileri geliyor.) sürükleniyorlar.

http://en.wikipedia.org/wiki/Block_Theory_of_the_Universe (Zamanın boyut olduguna ilişkin teori)
http://www.marxists.org/turkce/m-e/1848/manifest/kpm.htm (komunist manifesto - Türkçe)
http://www.anu.edu.au/polsci/marx/classics/manifesto.html (komunist manifesto - İngilizce)
http://creation.com/images/pdfs/tj/j18_3/j18_3_116-120.pdf (Darwins Disciple - Jerry Bergman)
http://www.marxists.org/archive/trotsky/1938/morals/morals.htm (Troçkinin Ahlak üzerine yazısı)
http://www.depauw.edu/SFs/backissues/1/parrinder1art.htm (Patrick Parrinder - Zamyatin essay 1922)
http://www.astrobio.net/index.php?option=com_retrospection&task=detail&id=2222 (Darwin, Wells, zaman makinesi üzerine, astroloji dergisi - İngilizce)
http://www.pbs.org/wgbh/nova/time/ (zaman yolculuğu hakkında)
http://www.u.arizona.edu/~gmcmilla/tr.html (EXPERIMENT IN AUTOBIOGRAPHY - Wells'in kaleminden - İngilizce)



Bu sayfayı ekleyin...
Attachments:
Access this URL (http://www.planetebook.com/ebooks/The-Time-Machine.pdf)İngilizce Zaman Makinesi (Tam Metin)[H.G. Well'in eserinin İngilizcesi]2039 Kb
Son Güncelleme: Salı, 16 Kasım 2010 23:28
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile