Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Yusuf Atılgan
Anayurt Oteli (Podcast) PDF Yazdır E-posta yaz
Podcast
Yazan   
Perşembe, 04 Ekim 2012 20:21

 

Kitap Kokunun peşinde Yusuf Atılgan kelimeleriyle bizi peşinden sürüklüyor...

Kitabımız            : Anayurt Oteli

Kokusu              : Burçin: Toz Ali Erdem: Havasızlık

Yazarımız            : Yusuf Atılgan

"İstasyona yakın Anayurt otelinin katibi Zebercet üç gün önce perşembe gecesi gecikmeli Ankara treniyle gelen kadının o gece kaldığı odaya girdi, kapıyı kiyitledi, anahtarı cebine koydu."

Küçük bir kasabadaki otelin katibi olan roman başkişisi Zebercet'in cinsel yönü ağır basan yabancılaşmasının ve kimlik arayışının bir anlamda hastalık boyutlarına varan sonuçlarının anlatıldığı Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan'ın ikinci romanı. (Arka Kapak)

 

 

Son Güncelleme: Cuma, 03 Ocak 2014 09:17
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.
Aylak Adam PDF Yazdır E-posta yaz
A
Yazan   
Salı, 22 Haziran 2010 19:43

Kitap

Yazar adı: Yusuf Atılgan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

C. tüm hikayesini şöyle özetler:

"Ben, toplumdaki ikiyüzlülüğü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum. Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimizi benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!"

1958'de Yunus Nadi Roman ödülü ile adını duyuran bir ilk roman olan Aylak Adam "Arayış" kavramı üzerine kuruludur.

Son Güncelleme: Pazar, 21 Kasım 2010 12:28
Daha Fazla
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.
Anayurt Oteli(Podcast) PDF Yazdır E-posta yaz
Haberler
Yazan   
Perşembe, 04 Ekim 2012 20:04

Yusuf Atılgan Anayurt OteliDinlemek için tıklayın. Yağmurlu bir akşamda - ki aslında dışarıda yağan yağmur umurunda değildi - kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Biri uzun biri nispeten kısa iki adam içeri girdiler, köydeki Ahmet Ağa da en soldaki kadar uzundu, önce yanaşma Hatceyi devirmiş, sonra da baldızına sulanırken çifteyle vurulmuştu karısı Ayşe hatun tarafından, dışarıdan bir araç kornaya uzun uzun basarak geçti, uzun olan döndü sokağa baktı, sağdaki ise ağır adımlarla yürümeye devam etti. Saçları kıvırcık, sahi bu gece çorbanın yanında kıvırcık mı yeseydi, akşam yemeğine de çok vardı. Uzun olan oda var mı dedi? Oda yok boş yatak var diyesi vardı, ama çok da umurunda değildi, ağzını açacaktı vazgeçti, kısa olan oturma odasına ağır adımlarla yürüdü, büyük annesinden otele armağan eski koltuğa çöktü, uzun olansa diğerini takip etti... (Bu yazı Anayurt Otelinden alıntı değildir.) Burçin ve Ali Erdem bu programda Yusuf Atılgan'ın peşinden gidiyorlar... Kitap kokusunun peşindeki macera "Anayurt Oteli", bilinç akışı tekniği ile devam ediyor... Sizleri de bekleriz. Tıklayın

Yusuf Atılgan'ın bir başka eseri Aylak Adam için Tıklayın

Tavsiyeler için Tıklayın

Bilinç Akışı tekniğinin ustalarından Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar için Tıklayın

Bu kitabın kokusu nedir? Tıklayın

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Ekim 2012 19:23
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.
Yusuf Atılgan ve Varoluşçuluk PDF Yazdır E-posta yaz
Tavsiyeler
Yazan   
Pazartesi, 19 Mart 2012 22:08

Tavsiye İsteği

Aylak Adamı okuduktan sonra sırasıyla
Albert Camus - Yabancı
Albert Camus - Düşüş
Dostoyevski - Yeraltından notlar
Franz Kafka - Dönüşüm
ile devam ettim yabancılaşma, modern insanın yalnızlığı ve özellikle varoluşçu yazarların kitaplarını okumak istiyorum. Şu an da neredeyse bitmek üzere olan kitabım
Milan Kundera - Gülünesi Aşklar
Bitirdikten sonra okuyacagim kitap ise
Sartre - Bulantı.
Bu çerçevede bana bir tavsiyede bulunabilirseniz sevinirim.

Tavsiye 1

Eser adı : Suç ve Ceza
Yazar     : Dostoyevski
Yayınevi: İletişim ve İş Bankası

İnsanın karanlık ruhuna ürkütücü bir şekilde ışık tutan bu romanda Raskalnikov'un takipçisi oluyoruz.

Tavsiye 2

Eser adı: Tutunamayanlar
Yazar    : Oğuz Atay
Yayınevi: İletişim

Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay'ın bu ilk romanını "hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler. Moran'a göre "Oğuz Atay'ın mizah gücü ve duyarlığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır". Küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alan Atay, "saldırısını tutunanların anlamayacağı, reddedeceği türden bir romanla yapar".

Oğuz Atay'ın Batı'daki hangi tür roman anlayışına katıldığını belirtmek gerekir, çünkü Atay, Türk romanının geleneksel çizgisinden çıkarak başka tür romanı (modernist ve postmodernist bir roman) deneyen ilk Türk yazarı olmuştur.  (Tanıtım yazısından)

Tavsiye 3

Yusuf Atılgan deyince aklımıza Anayurt Oteli geliyor...

"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat.

Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin içeriği değişir.

Küçük ayrıntıların tekdüze şaşmazlığında nerdeyse takıntılarla sürüklenen bir yaşamın öfkesi de, çaresizliği de büyük oluyor.

Tavsiye 4

Eser adı : Dövüş Klubü
Yazar     : Chuck Palahinuk
Yayınevi : Ayrıntı

İstenmeyen yağlar. Pahalı, butik sabunlar. Maaş çekleri, güzel bir ev, zarif mobilyalar. Yalnızlık ve yabancılaşma. Tüketimin susmayan arsız çağrısı. Yalanlar ve yalanlar. Nefret ve öfke.
İlk kez yayımlandığı 1996'dan beri bir yeraltı klasiği olarak anılan Dövüş Kulübü, yeni bin yılın eşiğinde geçen bir anti-ütopya öyküsünü anlatıyor. Yaşadığı hayattan nefret eden, ölüm düşüncesini saplantı haline getirmiş, insani yakınlığı kanser dayanışma gruplarında arayan genç bir adam.

Tavsiye 5

Eser adı: İçimizdeki Şeytan
Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi: YKY

Sevgili Macide,
Sana bu satırları yazarken üzerimde yaşamının bir kısmına tanıklık etmiş olmanın dayanılmaz ağırlığı olduğunu itiraf etmem gerekir. Ben seni çok sevdim Macide. Ne Ömer gibi, ne de Bedri gibi. Seni kendim gibi sevdim Macide. Hep seni okumak istedim; hep seni dinlemek istedim... Yazının devamı için Tıklayın

Ne İzlesem

Tüm bu okumalar yanında bir de film tavsiye edelim:

Monty Python's : Hayatın Anlamı

Bir komedi filmi... Ancak mizahın içinde bir yerlerde gizli göndermeler mi var dersiniz? Varoluşun membaında ne yatıyor dersiniz?

{Ve Liste Uzar Gider...}

Nietzsche,

Kurosawa,

Knut Hamsun (Açlık),

Samuel Beckett,

Blade Runner,

Philip K. Dick,

Matrix ve

Tabii ki Søren Kierkegaard...

Son Güncelleme: Salı, 30 Ekim 2012 22:19
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.