Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Yolda PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

Geçen hafta hangi gazetede okuduğumu hatırlamıyorum yine Buket Uzuner'e rastladım. Bir röportajdı. Hiç de samimi olmayan hatta yapmacık bir röportaj. Neyse zaten röportajın içeriği değil amacıydı önemli olan. Ben de sadece amacı alıp gerisini bir kenara attım. Evet, röportajın amacı bir kitap tanıtımı idi. Uzuner'in yeni kitabi Yolda'nin tanıtımı.

Yol hikâyelerinden oluşan bu kitap ile tanışmak beni meraklandırdı itiraf etmeliyim. Ve aklıma 90'li yılların ortalarında okuduğum "On The Road" geldi. Jack Kerouac'in tadı damağımda kitabı "On The Road". Böylesine gereksiz bir cep bilgisi daha da meraklanmama yol açtı.

Ardından Uzuner'in yolculukları nasıl sevdiğini, gezginliğe nasıl tutkulu olduğunu düşündüm. Artan merakımı artık iki elimle bastırıyordum. Ve son olarak üzerinde çalıştığım kendi yol öykülerim aklıma geldi. bu kitap benim için önemli bir yol gösterici olabilirdi. Artık taşan merakımı koyuverip D&R?a indim ve Erenköy şubesinin son "Yolda" sını satın aldım. Hem de ikinci baskısını.

Önümüzdeki altı ay için tüm kitaplığımı indirip notlarımı düzenlemek ve bunları Bozgun Odasında yayınlamak gibi bir planım vardı. Halen var elbette. Ama bunu gerçekleştirmek için Thyke dışında kesinlikle kitap almamaya, dikkatimi dağıtmamaya, yeni çıkanları biriktirip sağa sola not edip; altı ay sonra edinmeye karar vermiştim. Aldığım bu kararı daha ikinci günden Uzuner için bozmuş olmaktan kendime kızgın; ama külliyatını son iki ayda toplamış olmaktan dolayı garip bir gurur duyuyordum.

Akşam her kitabıma yaptığım gibi biraz kokladım; biraz eşeledim "Yolda"yı. Önsözünden Kerouac çağrışımımın yerinde olduğunu görünce keyiflendim. Ama Uzuner' in çıkış noktasının Marquez olduğunu, onun hiç bilmediğim (ki eminim mükemmeldir) Strange Pilgrims isimli kitabı olduğunu öğrendim.

Bu Uzuner'in en sevdiğim tarafıdır zaten. Açıktır. Esin kaynaklarını tüm içtenliği ile kitaplarına serpiştirir. Daha önce Emile Ajar'i saklamadığı gibi "Yolda"da Marquez'i saklamaz; paylaşır. Ve meraklı okur için kapı aralar. Ahmet Altan gibi fotokopi çektiği yazarları unutmaz veya hayatında ilk defa görüyormuş gibi suratına şaşkınlık ifadesi yapıştırmaz. ( Bu arada Altan?ın gazeteciliğini takdir ettiğimi ve Taraf gazetesini beğeniyle takip ettiğimi söylemek isterim. kime kendime. niye bilmiyorum)

"Yolda"'ya dönecek olursam elbette bir çırpıda bitirdim kitabi. Özlediğim Uzuner'i bulduğum için çok mutluydum. Uzuner'in üzerine yakışan öykücülüğüdür bence. Üç senede bir İstanbullular gibi bir kitap yazacağına, on yılda bir Kumral Ada Mavi Tuna gibi bir kitap yazsa ve her altı ayda bir öykü tabi çıkartsa iddia ediyorum Türk Edebiyatının gelmiş geçmiş en başarılı kadın yazarı olur.

Yolda, adı gibi yolda tanışılanların, yolda konuşulanların, yolda öğrenilenlerin hikayesi. Her öykü bir toplu taşıma aracında, birbirini tanımayan insanların en içten duygularla özel hallerini paylaşması üzerine kurgulanıyor.

Uzuner her ne kadar "...iyi de, ya eğer yanınızda oturan o yabancı bir yazarsa ne olur. Ya eğer öyleyse... işte hiçbirinin ayakları yere basmayan (!), her biri uçak, tren, otobüs veya vapurda geçen seyahatlerde yabancıların bana anlattıkları arasından en gizemli, tuhaf ve lezzetli yedi tanesini hikaye etme fikri böyle doğdu." dese de edilen hikayelerin tamamen kurgu olduğunu düşündüm kitap bittiginde. (bu sözümü Juan Goytisolo haricinde tutuyorum.) ve bu çok hoşuma gitti.

Kitabin daha ilk satirinda Brathwaite'den bir alıntı olan

" Gezginler, şairler ve yalancılar.
İşte aynı anlama gelen üç sözcük"

cümlesi ve az önce yukarıda alıntı yaptığım "hiçbirinin ayakları yere basmayan..." cümlesi hislerimin doğru olduğunu düşündürttü. Bu ironi, eğer düşündüklerim doğru ise bu kurgu ve gizli itiraf çok güzeldi. Çok özlemişim böyle yazan Uzuner'i.

Bu öyküler birçok açıdan yalan üzerine kurulmuş olabilir diye geçirdim aklımdan. Birincisi Uzuner bir yol arkadaşını görmüş, iki kelime etmiş veya etmemiş, gördüğünün ona düşündürttüğünü kurgulamış olabilir. Çok güzel. Yaratıcı yazarlık budur işte.

İkincisi Uzuner gerçekten bahsi geçen Yol arkadaşları ile böyle samimi bir sohbet içine girmiş ve bu Yol arkadaşları da "-mış gibi" oyunu oynayarak hiç yaşamadıkları şeyleri Uzuner'e anlatmış olabilir. Bu da çok güzel. Çünkü iyi bir yazar karşısındakinin kendisine yalan söylediğini hemen farkeder ve bu yalana ortak olmak için hemen oyuna dahil olmak için yanar tutuşur. Çünkü her iyi yazar en iyi yalancının kendisi olduğunu düşünür.

Veya Uzuner gerçekten tanışmış ve yol arkadaşı gerçekten anlatmış, paylaşmış ve samimi davranmış olabilir. Uzuner belki hikayelerin sonlarını beğenmeyip kendine göre yepyeni bir hikaye yazmış olabilir. Bu da mükemmel bence çünkü iyi bir yazar toplar, süzer ve biçimlendirir. Tıpkı bir taş yontucu gibi.

Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim, zaten öğrenmekte istemiyorum. Çünkü yazarın anlatmak istediği değil benim almak istediklerim daha önemli geliyor. Her neyse yol halleri, yemek tarifleri, illüstrasyonları, şehirleri, yol arkadaşları ile bir bütün olarak "Yolda" severek okuduğum bir kitap oldu.

İyi bir yazar olduğunu çok iyi bildiğim bir kadın Uzuner.
Kalemine sağlık ukala kadın.

Keşke seni hiç tanımasaydım
Senin de dediğin gibi

"En iyi yazar, kendisiyle hiç tanışılmamış olanıdır."

Burçin Özgün

Bağlantılar

 



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile