Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Yüz Yıllık Yalnızlık PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

 
Yüzyıllık Yalnızlık romanının geçtiği tarih için açık bir söylem yapmak mümküm değildir. Şehrin kurulmasından Buendía ailesinin yok olmasına kadar geçen süre zarfı aynı zamanda romanın geçtiği zaman yapısını da kurmaktadır. Ama Márquez bu zaman aralığına asla sadık kalmaz. Biraz ileriye ve oldukça geriye gidip gelerek zaman içerisinde mistik bir hava oluşturur. Bir nevi garyriresmi zaman aralığı yaratır. Daha henüz birinci bölümde Macondo?ya gelen çingenelerin köye getirdikleri yenilikler ile daha ileri bir zamanda Albay Aureliano Buendía'nın planlanan dönemine yapılan hızlı geçişler; kitap boyunca kronolojik olarak bir ilerleyişin söz konusu olmayacağını göstermektedir. Sersemleten zaman geçişlerinin okurda yarattığı ilk his yazılan yalnızlık tarihinin yüzyıl boyunca devam ettiği gerçeğidir. Hafıza, garip bir şekle bürünmüş olan belirsiz kronolojik yapıda, tarih-olay ayrımlarının kurguyu bulandırmasına neden olmaktadır. Ancak bu durum roman boyunca öyküselleştirme için açık ve kasıtlı olarak uygulanan bir stratejidir.
Bu romanda insanlar, zamanın imkansız biçimde uzun dönemleri boyunca yaşar. Roman tecrübe edilmiş gerçeklikle mi örülmüş yoksa mitler ve fantezilerle mi sarmalanmış kararını bu bölümde veremeyiz ki; kitaba devam etmek isteyenler ile edemeyenler arasındaki temel ayrım hemen burada ortaya çıkacaktır. Edebiyat ile iç içe olanların bu sıra dışı kurgulamaya tanıyacakları şansı ne yazık ki okumak için nadir zaman bulduklarını iddia eden yüzeysel okuyucular tanımayacaktır. Onlar dar zamanlarının eğlencesi için kolay okunur, anlaşılır emek ve yorgunluk istemeyen kitaplarına geri dönüş yapsınlar ki biz Marquez?in denizlerinde biz daha derinlere inebilelim?

Romanın, tarihsel bir ayrılmayla başladığını gözlemeyerek yolumuza devam edelim. Ve notlarımızın arasına kalın harfler ile kendimizi teslim etmemiz gereken gerçeğin anlatım biçimi olduğunu kaydedelim. Ve buna ek olarak işelenen temanın Kutsal kitaplara - ki buradaki kabulümüz İncil olacaktır- atfedilen bu insanlık macerasında ana karakter olan José
Arcadio Buendía?yı hafızamızın bir köşesinde Adem olarak adlandıralım.
Olayların geçtiği Macondo'yu insanlığın ve uygarlığın gelişmesine model oluşturabilecek bir saha, alan ve hatta çekmemiz gereken fotoğrafı daha net algılayabilmemiz için yaratılmış bir mikro şehir-uygarlık gibi görebiliriz. Gelişime ve yeniliklere açık olan bu sahanın içerisinde oluşturulan akış, sistemin yavaş yavaş kozmopolit bir yapıya dönüşmesine neden olacaktır. Çingeneler ile gelen teknolojik ve sosyal girdiler ile bu kozmopolit yapıya dönüşüm tetiklenecektir. Kapitalizme benzetilen bu dehşet için en iyi örnek Aureliano?nun, arka arkaya birçok adamla yatmaya zorlanan bir kızın çadırında yaşadıklarıdır. José Aureliano Buendía'nın, zamanla şehrin kontrolünü ele geçirecek olan sivil otoritelerle ilk karşılaşması bu kısımda bulunmaktadır. Aşamalı olarak, sözde ilerleme ve gelişmenin, masumiyetin kaybına ve çatışmanın potansiyel kaynaklarına neden olduğu görülecektir.

Bu şehirde yaşananlar, dünya tarihindeki siyasal değişikliklerinin basit bir kinayesinden öteye taşınacaktır. Sulh yargıcı tarafından getirilen hükümet anlayışının José Arcadio Buendía tarzı ile arasındaki çatışmalar; Güney Amerika'ya has siyasal tarihin özü olarak nitelenebilir. Márquez ve Fidel Castro çok iyi iki arkadaş olarak bilinmekte ve devrim ile ilgili ortak duyguları taşımaktadırlar. Bu noktada José Arcadio Buendía'nın Macondosu, ideal olarak komünist bir toplumun, nasıl olması gerektiğinin ütopyacı bir portresini çizmektedir.
Sulh yargıcına söylediği "Bu şehirde biz, kağıt parçalarıyla emirler vermeyiz" sözü başkaldıran ve sistemin dışında hareket eden bir kitlenin temsilini üstlenmektedir Elbette ilerleyen zaman içerisinde bu ütopyanın devam edemediğini göreceğiz, ve Macondo, nahoş bir şekilde düzen hükümetine karşı bir devrimde karıştırılacak. Eğer García Márquez, ideal toplum örgüsü ve kurgusu ile komünizm görüşünü desteklemesine karşın, yapı içerisinde ayni idealin eleştirisinde de bulunmaktadır.

Bağlantılar

Gabriel Garcia Marquez ismi aynı toprağın diğer bir insanı Eduardo Galeano'yu çağrıştırıyor...



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorumlar  

 
0 # 2010-07-06 11:16
Bu kitabı kitap klubünde okumuştuk. Kitabın Can yayınevinden çıkmış olmasından mıdır, çeviriyi beğenmememden midir yoksa tamamen ruh halimle ilgili olarak mıdır bilinmez, o zaman sevmemiştim. Şimdi düşünüyorum da sanırım yukarıda saydığım 3 olasılıktan benimle ilgili olanı doğruymuş. Yukarıdaki yorumu okuyunca, kitabı tekrar okusam mı diye düşünmüyor değilim...
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile