Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Veba PDF Yazdır e-Posta

Kitap

Veba (Limos) - Andreas Frangias

Yayınevi: İthaki

İyi okur bilir ki edebiyatın seyrine yön veren, yeni açılımlara, yeni anlatımlara  gebe önemli eserlerin belki de bir çoğu büyük yokluk, açlık ve acı içindeki dönemlerde yazılmıştır. Sanatçı acıdan beslenir; sesini duyurmak için eline kalem kağıdı alır ve akışına bırakır herşeyi. Yaşadığı tüm acılar, çektiği ızdırapları başka başka biçimlerde, başka başka kişilerde anlatır; hayal gücünün verdiği uçsuz bucaksız enginlikte kendine mekanlar yaratır; şehirler, ülkeler kurar; kendine zamanlar oluşturur.
‘İşte sinekler ve taşlar, doğanın iki temel unsurudur. Gün boyunca yaşam bu ikisiyle ölçülmektedir. Sanırsın ki dünyanın kuruluşundan beri bu böyledir. Sinekler ve taşlar. Hayatın boyunca taş taşıyordun ve sinek topluyordun. Elinden kaçırdığın bir tanesini avuçlamak için elini uzatırken öleceksin. Böylece dünya üzerindeki borcunu azaltmış olacaksın. Hayatın boyunca kaç sinek yakaladığın, kaç defa elinden taş düşürdüğün, gülünç ve aynı zamanda alçak bir insan olduğunu dağın tepesinden haykırırkenki açık isteksizliğin de dahil, tüm bunların hepsi haneye kaydedilmektedir’

Frangias “İnsanlık onurunun ayaklar altına alındığı”  bir ortamı – çok bildik ve tanıdık bir ortamı – kalem alıyor. Baskı altında kişiliksizleştirilen, ağır şartlar altında çalıştırılan ve kimliği yok edilen kahramanlarına isimlerini unutturuyor; mekanlara bir yafta, zulmedene bir adres gösterme ihtiyacı duymuyor.İnsanlığın olmadığı biryerde bir “şey”den öteye geçebilmek mümkün değildir nasıl olsa.
“Hepimiz zayıfız, çok zayıf; çok önceden yenilmişiz. Eğer olur da bu gece dayanırsanız, yarın, ertesi gün, üç yıl sonra, sekiz yıl sonra, bilemedin yirmi beş yıl sonra ne olacak?’”

Ütopya ve Anti-Ütopya (Distopya)
“Kelime anlamı ‘olmayan yer’ şeklinde açıklanabilen ütopya, Yunanca ‘ou’ (yok) ile ‘topos’ (yer, ülke) sözcüklerinin bileşiminden meydana geliyor. Thomas More‘un 1516′da kaleme aldığı Ütopya (özgün adı De Optimo reipublicae Statu de que Nova Insula Utopia) isimli yapıtıyla yaygınlık kazanan kavram, gerçekleşmesi imkânsız toplum tasarımlarına işaret ediyor.
Ütopyanın olumsuz kullanımı olan ‘distopya’ veya ‘anti-ütopya’ ise, totaliter ve baskıcı toplum ve yönetimleri betimleme amacı taşır. George Orwell’ın 1984′ü ve Aldous Huxley‘in Cesur Yeni Dünya’sı, anti-ütopyaların en bilinenleridir. Anti-ütopyaların en belirgin özelliği, ütopyalardakine benzer şekilde, mümkün olanın ortaya konmasıdır. Ancak çoğunlukla olabileceklerin dehşeti ana tema şeklinde işlendiği için ütopyalardan ayrılır.”

Ali Bulunmaz – Cumhuriyet Kitap

“Ütopya, ‘olmayan yer’ demek. Aslında ‘güzel yer’ anlamına gelen Eutopia’ya bir gönderme de içeriyor. Gerçekleşmesi olanaksız hayallerin anlatımı. İdeal bir toplum anlatısı içeren romanlar bu türe dâhil ediliyor. ‘Olmayan yer’ tarifi, altında ‘olmayacak yer’ anlamını da barındırıyor... Peki distopya? Vikipedi’ye bu sözcüğü girdiğinizde şöyle bir tanımlamayla karşılaşıyorsunuz: “Distopik bir toplum, otoriter-totaliter bir devlet modeli, ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilir.” (‘Distopya’ ya da sık sık yerine kullanılan ‘anti ütopya’ kavramının açıklaması hiçbir ansiklopedide, sözlükte yer almıyor.)
Yukarıdaki tanımlama, ‘olmayan bir yere’ değil de, yaşadığımız, gördüğümüz, tanık olduğumuz bir modele işaret ediyor. O halde, distopyanın ‘olanaksızlık’ kavramıyla bir ilişkisi yok. Aksine; tarihe, dünya üzerindeki uzak/yakın coğrafyalara baktığınızda distopya örneğine uygun sayısız ‘olan yer’den söz edebilirsiniz. ‘Dis’ sözcüğünün Yunancadaki karşılığı: Kötü, hastalıklı, anormal... Kötülüğün kol gezdiği bir dünyada distopik toplumların bir ‘anormallik’ olarak tarif edilmesi de bir başka ironi...

Yine de distopya türü anlatıların, gerçekçi edebiyat eserlerinden bir farkı olmalı. Distopya anlatıları, bize içinde bulunduğumuz toplumların hastalıklı ve kötücül yanlarını, bu kötülüğün egemen olması, tüm toplumu ve hatta dünyayı sarması halinde ne yaşanacağını anlatmak üzere oluşturulmuş kurgulardır. Hastalık vücutta var. Peki ya salgın halini alırsa? İkinci Dünya Savaşı yılları, Hitler Almanyası, İtalya’da Mussolini, İspanya’da Franko rejimi... Tüm bu kişiler, devletler, dönemler ve bu ülkelerde yaşananlar gerçektir. Her biri bizlere distopik toplumların özelliklerini sunar. Buralarda yaşananlar, distopya yazınında karşımıza çıkan örneklerden hiç de farklı değildir. Okurda, bir kâbusun içindeymiş hissi uyandıran distopya anlatıları aslında, faşizmi anonimleştirir ve her an, her yerde, herkesin kendini bu karanlığın içinde bulabileceğinin sinyallerini verir. Geleceğin ürkütücü bir kurgusunu yaparak bir bakıma uyarır.”
Irmak Zileli – Radikal Kitap

Ne Okusam

CESUR YENİ DÜNYA - Aldous Huxley

Sınıflandırılmış toplum (toplumun geneli için gerekli, yerini kabullenmiş), Nüfus planlanması (ya da kontrollü ölüm), bilinçli eğitim ve eğitiminde tecrübenin hak ettiği yeri alması, seksin doğlallığı ve herşeyin kontrol altında tutulduğu bir yaşam biçimi... Bu satırları okudukça belki de "Büyük Birader"i hatırlayacaksınız ve diyeceksiniz ki, bu eserin özgünlüğü nerede? Ben de diyeceğim ki, Huxley bu eserini, Orwell'in 1984'ünden çok önce, 1931 yılında kaleme aldı. Gelin görün ki, 1984, Cesur Yeni Dünya'dan çok daha popülerdir.

Anti - Ütopya türünde yer alan kitap için: ANTİ ÜTOPYA bölümümüzü inceleyin. Tıklayın

ADALARI SEVEN ADAM - D.H. LAWRENCE

“Adaları seven adam”, “Tek yumurtalık bir yuva” düşüncesinde yola çıkarak bir ada satın alır ve buraya tek başına yerleşir. Amacı uygarlıktan kaçarak huzuru bulmaktır. Ancak kısa bir süre sonra yalnızlık duygusu ardında bıraktığı uygarlığın metaları ile birer kabusa dönmeye başlar ve ne kadar kaçmak isterse istesin peşinde taşıdığı korkuları ile bilinçaltı oyunları tahammül edilemez bir noktaya ulaştırır “adaları seven adamı”. Yalnızlık sorununu kökünden çözmek için bir çok çalışan alır yanına. Amacı biçim değiştirerek bir “Cennet” kurmaya dönüşür. Kısa süre içinde ada ekolojik çeşitliliğin tüm türlerini içinde barındırmaya başlar. İnsanlar ve hayvanlar hızla çoğalır. Artık “Adaları seven adam” kaçtığı uygarlığı kendi eliyle tekrar kurmak için çalışmaktadır. Ve elbette kurduğu bu uygarlığın kayıtsız şartsız iktidarıda kendi ellerinde olacaktır. “Sahip ve kulları” için herşey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş mükemmel bir model olarak yolunda devam etmektedir. Kullar sadık, saygılı itaatkar; sahip koruyucu ve hoşgörülüdür. Ancak temelinde çarpık bir anlayış taşıyan bu uygarlık inşası bir süre sonra ardarda felaketlerle kabusa dönüşür. Önce yatırımlar iyi işletilemediği için birer birer çökmeye başlar, hayvanlar telef olur, masraflar ağırlaşır ve çalışanlar bir bir adayı terkeder. “Cennet”in ömrü beş yılın sonunda “Satılık Ada” tabelası ile hüsrana dönüşür. Ancak “Adaları seven adam” hayat tarzını bırakıp tekrar uygarlığa dönmek niyetinde değildir. Önce yanında aldığı birkaç çalışanı ile daha küçük bir adaya yerleşir ve değişmeye karar verir. Çiçekler üzerine yazdığı kitabına yoğunlaşır ve kendini kitaplığına adar. Artık efendilikten vazgeçmiştir. Çalışanları bile ona adıyla hitap eder; “Adaları seven adam “ kendi kendine yeten, yemeğini pişiren, ihtiyaçlarını tek başına gören birine dönüşür. Mütevazi yaşamını temeli bedensel doyum üzerine kurulu bir ilişki ile süsler. Yanında çalışan bir kadınla yaşadıkları gönül ilişkisi bir süre sonra özde insan olmanın verdiği kaygılar nedeniyle değişmeye başlar; baba olacağını öğrensiği zaman evlenmeye karar verir ve varını yoğunu eşi ve çocuklarına bırakarak satın alabildiği son küçük adaya – taş parçası demek daha doğru olur- yerleşir. Artık herşeyden vazgeçmiştir. Kendisine uygarlığı hatırlatan her şeyden nefret eder. Adanın yakınlarında geçen teknelere dahi dayanamaz içinde insan barındırdığını bildiğinden. Tek sığınağı mutlak yalnızlığıdır. Ta ki bu sığınağın aynı zamanda mezarı olacağını anlayıncaya dek...

Ne İzlesem

THX 1138 – GEORGE LUCAS

Geleceğe ait en karamsar tahminleri yürüten, hepsi beyaz giysili, kafaları tıraşlı karakterleriyle insanın kanını donduran, üstün bir hayal gücü ürünü THX 1138, bu tarz filmler arasında farklı bir yere sahip. George Lucas tarafından çekilen filmde insan, kullanımı yasal zorunluluğa bağlı kimi ilaçlar aracılığıyla kendi benliğine yabancılaştırılır, bilinci ve tepkileri kontrol altına alınır ve mükemmel bir üretim/tüketim aracı haline gelir. İlaçlar sayesinde her türlü insani dürtü ve duygudan arındırılan insanın iyice yavaşlayan nabzı bile makinelerin denetimine bırakılır. Zihinleri ve düşünceleri kontrol altına alınan gelecek insanlarının sevgi, nefret, heyecan gibi "insansı" duyguları yok olur. Bunun sonucu olarak da insan giderek makineleşir. Karakterlerin bir gün kendilerini makineleştiren ilaçları almayarak, insani yönlerini keşfetmesiyle olaylar zinciri başlar…THX 1138

Ne Dinlesem

NE BULURSAN (Albüm adı değildir. Bildiğin ne bulursan onu dinle) - BABA ZULA
Hazır distopya üzerine konuşmuş, okumuş ve izlemişken eskiden gidilmiş bir partinin o enfes tortusu damağımızda geçmeyen bir tat bırakmışken tavsiye etmezsek olmaz.
Özellikle bunalmışken, çalışmaktan çıldırma noktasına ulaşmışken, kendini tutamayıp kaçıp gidecekmiş; adalara sığınacakmış gibi hissetmişken ve karnınız tokken kendinizi koyverin Baba Zula’nın ezgilerine....
“Baba Zula, Derviş Zaim'in yeni tamamladığı Tabutta Rövaşata filmi için grubun öncülü sayılabilecek olan Zen'den yeni müzikler istemesi sonrasında oluşur. Grup Baba Zula ismini bu projeyle birlikte seçilir. Film için yaptıkları çalışma sonrasında ismi tutmayı düşünmeyen grup gelen başarı ve konser talepleri ile birlikte William MacBeath, Ralph Carney gibi isimlerle birlikte çalışmaya başlamış ve grubun konuk sanatçılarla çalışma formülü böylece oluşmuştur.”
Tırnak içini Wiki verdi sağolsun.

Yazar

Andreas Frangias hakkında maalesef Türkçe kaynak bulmak oldukça zor. Hatta İngilizce kaynaklarda dahi yazar hakkında bilgi edinebilmek neredeyse imkansız.

Bağlan



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile