Haberdar Olun!

Zorba PDF Yazdır e-Posta

Kitap

Sevgili KK.Net okuyucusu Alexis Zorba'yı okuduktan sonra bizdenözgürlük, varoluşçuluk ve insan psikolojisi” üzerine tavsiyeler istemişti. İşte bunun üzerine verebileceğimiz birkaç tavsiye:

Tavsiye1

Martin Heidegger – Varlık ve Zaman

Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olarak bilinen Alman filozof Heidegger Türkçe’de yer alan en önemli eseri Varlık ve Zaman’ın birinci bölümünde, Dasein’ın (insan varlığının) günlük yaşamındaki varlık yapısını ortaya koymaktadır. İkinci bölümünde ise, Dasein’ın varlığını Zaman fenomeni ile temellendirmek suretiyle sonuçta “Varlığın Anlamı Nedir?” sorusuna cevap için bir yol hazırlar. Tıklayın

Tavsiye2

Friedrich Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

Nietzsche’nin aşağıda sizlerle paylaştığımız birkaç alıntısının onu okumak için yeterli sebepler vereceğini düşünüyoruz.

“İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna ! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.”

“Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik …”

“Bir insanın gerçekten ele almış olduğu düşünce özgürlüğü ile, onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi üstünlüklerini göstereceklerini sanırlar.”

“Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar.” Tıklayın

Tavsiye3

Jean-Paul Sartre – Bulantı

Bulantı, Kuzey Afrika, Orta Avrupa ve Uzakdoğu gezilerinden dönmüş olan 30 yaşındaki Antoine Roquentin’in, Marquis de Rellebon’la ilgili tarih araştırmalarını yapmak üzere Bouville’de kaldığı -üç yıl- dönemden Paris’e gideceği yolculuğa kadar yaşadıklarını aktardığı tarihsiz yaprakla birlikte 25 günün aktarıldığı günceden oluşan bir romandır.

Romanda betimlemeler sanatı, benzetme, kişileştirme, istiarelerle doludur. Gözlem, aşırı hassasiyet, betimlemelerdeki detay, belirsizliği bile netlikle kavrayış, bunu betimleyerek somutlama şeklindedir ve detaylı bilgilendirme bu gözleme eşlik eder. Kimi yerlerde tarihi bilgiler, sanatsal açıklamalar, inceleme ve analizler yer alır: Müzik, yaşadığı dönem, insanlar ve alışkanlıkları, sosyal yaşam, yaşadığı yerin tarihçesi, sanat, toplum, mimari ve insanlar, anı-bellek ilişkisi, sevgi, aşk, cinsellik, gereğinden fazla ansiklopedik bilginin Antoine Roquentin’in betimleme ve gözlemleri aracılığıyla aktarımı, serüven, yaşamayı ya da anlatmayı seçmek, hayat, hikaye anlatma, Paris hayatı ve birçok kavrama değinme… yer alır. Tıklayın

Tavsiye4

Oğuz Atay – Tutunamayanlar

Oğuz Atay, Fransız varoluşçuluğundan oldukça etkilenmiş bir yazardır. Aslında döneminin pek çok sanatçısı Fransız varoluşçuluğundan etkilenmiştir. İnsan, seçimleriyle kendi kendini kurmak, inşa etmek zorunda. Fakat bu seçim yapma meselesi çok alengirli bir mesele. Çünkü bu durum insana olduğu ve olabileceği her şeyin sorumluluğunu yüklediği anlamına geliyor. İşte varoluşçulukta kaygının doğduğu yer de burası; çünkü o seçimlerin doğru yapılması öylesine önemli ki. Üstelik bu sadece kendisini de ilgilendirmeyen bir yük. Çünkü sadece kendini kurmuyor. Yaptığı seçimlerle bütün insanlık adına o eylemi meşrulaştırıyor.

Tutunamayanlar'daki Turgut merkez kişilerden bir tanesidir. Kendini sadece seçimleri için değil, o seçimleri yapmakla hayatına vermiş olduğu anlam; yani bütün insanlık adına seçim yapma eyleminden ötürü kendini suçlu hisseder. Tıklayın

Oğuz Atay deyip de Tehlikeli Oyunları tavsiye etmeden olmaz değil mi? Ve Oüğuz Atay'ın tiyatro uyarlamaları...

Tavsiye5

Varoluşçu Psikoterapi – Irvin D. Yalom

Irvin Yalom, Varoluşçu Psikoterapi adlı kitabında, psikoterapi açısından özellikle önem taşıyan dört değiştirilemez temel kaygıyı (ölümün kaçınılmazlığı, yaşamımızı kendi irademizle biçimlendirme özgürlüğümüz, varoluşsal yalıtım, yaşamın belirgin bir anlamdan yoksun oluşu) ele alarak, varoluşun bu gerçekleriyle yüzleşmenin kişisel gelişme ve değişmeyi nasıl gerçekleştirdiğinin önemi üzerinde durmaktadır. Tıklayın

Diğer - Sinema/Tiyatro

Ne İzleseniz? Sinema –

Zeki Demirkubuz – Yazgı

Bütün röportajlarında Dostoyevski’ye olan hayranlığından bahseden Demirkubuz bizzat Varoluşçu felsefeden haberdar olarak ve onun teorilerini destekler nitelikte filmler çekmiştir. Hatta daha ileri giderek Albert Camus’nün Yabancı adlı romanının uyarlaması olan Yazgı (38. Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Yönetmen ödülünü aldı) filmini çekmiştir. Yabancı’nın Meursault’u Yazgı’da Musa olarak karşımıza çıkmaktadır. Musa yaşamın boş ve saçma olduğuna inanıyor ve tıpkı romandaki gibi nedensiz olaylar silsilesi içinde kendini buluyor.

Zeki Demirkubuz’un filmleri ‘kaybolanların’ hikâyeleridir. Hemen hemen bütün filmlerinin kahramanları, yolunu kaybetmiş, dengesiz ve umursamazdır. Geçmişleri ve gelecekleri olmayan bu karakterler sanki bir boşlukta sallanıyor ve izleyiciyi de bu boşluk duygusuyla baş başa bırakıyor.

“Fransız yazar ve düşünür Albert Camus’nun hayatın anlamını sorguladığı Yabancı adlı romanından esinle yazılan ve Efes Pilsen’in desteği ile çekilen film, iradesiz, ya da iradesini kullanmayı reddeden bir gümrük muhasebecisinin öyküsünü anlatıyor.Yaşamın boş ve saçma olduğunu, herşeyin aynı kapıya çıktığını düşünen Musa, kendini olayların akışına bırakmış gitmektedir.Annesinin ölümüne dahi fazla aldırmaz. Hatta, onu sevdiği halde bir tür sevinç bile duyar bu ölümden. Hoşlanmadığı bir kızla sırf o istiyor diye evlenir.”

http://www.sinemalar.com/film/2311/yazgi

Tabii bu vesile ile Albert Camus – Yabancı'yı da okunacaklar arasına alıyoruz...

Ne İzleseniz?

Tiyatro –

Samuel Beckett – Godot’yu Beklerken

Beckett 20.yüzyılın ilk yarısını kapsayan ömrünü bütün dünya gibi umutlar ve korkunç düş kırıklıkları arasında gidip gelerek yaşamış. Bir vicdan muhasebesi yapıyor “Godot'yu Beklerken” de..

Bizim geleneksel tiyatro anlayışımızda “tuhaf” olarak adlandırılan iki yaşlı komik hiçliğin ortasında bir yerde yıllardır tekrarlaya geldikleri tuluat “kalpo”ları çerçevesinde hayatın temel çelişkilerini ele alıyorlar. Korkarak, özleyerek, hayatı hicvederek, oyun oynayarak, kimi zaman sululuğa vurarak, edepsizleşerek; yani insan olmanın hiçbir yanına yabancı kalmayarak yaşıyor, acizliklerine yenik düşmeden doğum ve ölüm arasına kısa bir pırıltı olan yaşamda akıl, insaf, sevgiyi sürdürüyorlar.

Keyifli bir ibretlik olan “Godot'yu Beklerken” çağımız insanının kendini hayatını, değerlerini yeniden gözden geçirmesi için mükemmel bir fırsat.

http://www.pandora.com.tr/urun/godotyu-beklerken/4026

http://epigraf.fisek.com.tr/?num=1106

Ne İzleseniz?

Sinema –  Kitabın 1964 tarihli sinema uyarlamasını da tavsiye etmeden geçmeyelim.

“Hayattan fazlaca bir beklentisi olmayan mutsuz İngiliz yazar, Yunan asıllı Basil'e (Alan Bates) Yunan adalarından biri olan Girit'te bir maden ocağı miras kalmıştır. Hayatına yeniden bir çeki düzen verme umudunu taşıyarak adaya gelen Basil burada aşırı davranışları olan, kaba saba ama hayata şehvetle bağlı orta yaşlı bir Yunanlı olan Alexis Zorba (Anthony Quinn) ile tanışır. Kendisini adeta himayesine alan Zorba'nın kendisine kabul ettirmeye çalıştığı hayat tarzının bir parçası da yenilgileri umursamamaktır. Zorba'ya göre yenilgiler hayatın kaçınılmaz parçalarıdır ve ancak yenilginin sürekli olarak tadılması ile hayatın zaferlerinin tadına varılabilir.”

http://www.sinemalar.com/film/6145/zorba

Bağlan



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile