Haberdar Olun!

Yusuf Atılgan ve Varoluşçuluk PDF Yazdır e-Posta

Tavsiye İsteği

Aylak Adamı okuduktan sonra sırasıyla
Albert Camus - Yabancı
Albert Camus - Düşüş
Dostoyevski - Yeraltından notlar
Franz Kafka - Dönüşüm
ile devam ettim yabancılaşma, modern insanın yalnızlığı ve özellikle varoluşçu yazarların kitaplarını okumak istiyorum. Şu an da neredeyse bitmek üzere olan kitabım
Milan Kundera - Gülünesi Aşklar
Bitirdikten sonra okuyacagim kitap ise
Sartre - Bulantı.
Bu çerçevede bana bir tavsiyede bulunabilirseniz sevinirim.

Tavsiye 1

Eser adı : Suç ve Ceza
Yazar     : Dostoyevski
Yayınevi: İletişim ve İş Bankası

İnsanın karanlık ruhuna ürkütücü bir şekilde ışık tutan bu romanda Raskalnikov'un takipçisi oluyoruz.

Tavsiye 2

Eser adı: Tutunamayanlar
Yazar    : Oğuz Atay
Yayınevi: İletişim

Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay'ın bu ilk romanını "hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler. Moran'a göre "Oğuz Atay'ın mizah gücü ve duyarlığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır". Küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alan Atay, "saldırısını tutunanların anlamayacağı, reddedeceği türden bir romanla yapar".

Oğuz Atay'ın Batı'daki hangi tür roman anlayışına katıldığını belirtmek gerekir, çünkü Atay, Türk romanının geleneksel çizgisinden çıkarak başka tür romanı (modernist ve postmodernist bir roman) deneyen ilk Türk yazarı olmuştur.  (Tanıtım yazısından)

Tavsiye 3

Yusuf Atılgan deyince aklımıza Anayurt Oteli geliyor...

"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat.

Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin içeriği değişir.

Küçük ayrıntıların tekdüze şaşmazlığında nerdeyse takıntılarla sürüklenen bir yaşamın öfkesi de, çaresizliği de büyük oluyor.

Tavsiye 4

Eser adı : Dövüş Klubü
Yazar     : Chuck Palahinuk
Yayınevi : Ayrıntı

İstenmeyen yağlar. Pahalı, butik sabunlar. Maaş çekleri, güzel bir ev, zarif mobilyalar. Yalnızlık ve yabancılaşma. Tüketimin susmayan arsız çağrısı. Yalanlar ve yalanlar. Nefret ve öfke.
İlk kez yayımlandığı 1996'dan beri bir yeraltı klasiği olarak anılan Dövüş Kulübü, yeni bin yılın eşiğinde geçen bir anti-ütopya öyküsünü anlatıyor. Yaşadığı hayattan nefret eden, ölüm düşüncesini saplantı haline getirmiş, insani yakınlığı kanser dayanışma gruplarında arayan genç bir adam.

Tavsiye 5

Eser adı: İçimizdeki Şeytan
Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi: YKY

Sevgili Macide,
Sana bu satırları yazarken üzerimde yaşamının bir kısmına tanıklık etmiş olmanın dayanılmaz ağırlığı olduğunu itiraf etmem gerekir. Ben seni çok sevdim Macide. Ne Ömer gibi, ne de Bedri gibi. Seni kendim gibi sevdim Macide. Hep seni okumak istedim; hep seni dinlemek istedim... Yazının devamı için Tıklayın

Ne İzlesem

Tüm bu okumalar yanında bir de film tavsiye edelim:

Monty Python's : Hayatın Anlamı

Bir komedi filmi... Ancak mizahın içinde bir yerlerde gizli göndermeler mi var dersiniz? Varoluşun membaında ne yatıyor dersiniz?

{Ve Liste Uzar Gider...}

Nietzsche,

Kurosawa,

Knut Hamsun (Açlık),

Samuel Beckett,

Blade Runner,

Philip K. Dick,

Matrix ve

Tabii ki Søren Kierkegaard...



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorumlar  

 
0 # 2012-11-09 22:32
var olmanın dayınılmaz hafifliğini okumuşsundur herhalde? ayrıca varoluşçuluk doğrultusunda tam diyemesek bile muhakkak hermann hessede çok tat verecektir.özellikle bozkırkurdu.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile