Ara

Dinle (Podcast)

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Gergedan Kitabevi - 2. Bölüm PDF Yazdır e-Posta

İc mekanSöyleşinin Birinci Bölümü için TIKLAYIN

Aslında trajik bir çağ bizimkisi, bu yüzden onu trajik olarak görmeyi reddediyoruz…”

Lady Chatterly’in Aşığı

[KK] – Gergedan Kitabevi bünyesinde ne kadar kitabınız var?

[Rüyam Hanım] – Yaklaşık 23000 civarında.Bir depomuz var; giriş bölümü haricinde inceleme / araştırma kitapları çocuk bölümünde...Kitapları türlerine göre alfabetik veya yayınevlerine göre stokluyoruz.

[KK] – Okur olarak ziyaret ettiğiniz, alışveriş yaptığınız bir kitabevinin bugün sahibi olmak nasıl bir şeydir? Yani şunu sormak istiyorum. Zaten iş hayatınız sizi yormuştu. Artık radikal bir değişiklik yapmak istiyordunuz ve karşınıza bir fırsat çıktı da değerlendirdiniz mi? Yoksa bu bir hayalinizde ve gerçekleştirdiniz mi?

[Rüyam Hanım] – Yok... Aslında nasıl söyleyeyim?... Yani hobisini işine dönüştürme şansına erişmiş bir insan oldum diyebiliriz. Çünkü insanlar diyorlar ki “Ne kadar güzel! Benim de hep böyle bir hayalim vardı”... Yok hayır; benim böyle bir hayalim yoktu. Doğruya doğru. Ama okumayı çok seviyorum. Yazmayı da... Ama çok hızla gerçekleşen birşey oldu. Burada Tarık Bey’le sohbet ederken... Ama tabi şunu söylemeliyim. Mutluyum... Benim işim insan kaynakları olduğu için burada yine insanlarla iletişim halinde olmak bana zor gelmiyor. Bu zaten yapmayı sevdiğim birşey. İnsanları gözlemlemek, onları tahlil etmek....Bunlar mutlu ediyor. Ama herkes bunu hayal ediyor ki ben herkesin tahmin ettiği kadar kitap okuyamıyorum artık...”NE güzel saatlerce okursun” diyorlar ama hiç fırsat bulamıyor insan... Elbette takip etmem gereken süreli yayınlar, eleştiri yazıları var, onları dahi evde, yolda bir şekilde okumaya çalışıyorum.

[KK] – Ters tepki yaratıyor mu? Sürekli içinde olmak kitapların. Bir uzaklaşma ihtiyacı...

[Rüyam Hanım] – Yok, Yok. Ama şöyle söyleyeyim. Hem bahsettiğim yayınları takip etmemiz lazım; hem de iki kişi olduğunuz zaman; 10:00 – 20:00 arası hafatnın yedi günü çalışan bir işyerinde temizlik,dediğim gibi kitapların sipariş verilmesi, gelen kayıtların açılması, muhasebe işlemlerinin tutulması, e-postaların cevaplanması gibi operasyonel işlerin hepsiniikimiz yapıyoruz. Bir de gelen müşterilerimizle oturup sohbet etmek gibi çok ciddi zaman alan bir misyonumuz da olduğu için bir kitap alıp; oturup ne yazıyor diye okuman için 20 dakika dahi bulmamız mümkün olmuyor.gün içerisinde.

[KK] – Kitabevini devraldıktan sonra bu iş yaparken motivasyonunuz nedir acaba? Kitabı satmak mı? Kitabı paylaşmak mı? Kitapların içinde olmak mı? Veya başka türlü birşey mi?

 

[Rüyam Hanım] – Bir kere burada olmak benim için çok güzel birşey. Hepimizin özel hayatında sıkıntılı günleri olabiliyor. Buraya kafam dolu gelip, yaşadığınız tatsız konuşmalar bile canınızı sıksa dahi burada olmak bana iyi geliyor.Kitap paylaşmak çok güzel. Herhangi bir kitabı sattığınızda üç lira beş lira kazanıyoruz diyelim... Ama bunu ben size önerdim; siz de alıp okuyup geri geldiğinizde “Çok iyiydi Rüyam Hn. sağolun...” dediği zaman kiranıza eklediğiniz 5 liradan çok daha büyük bir zevk veriyor. Herhalde bu yüzden zaten bu işi yapıyorum. Bu zevki almasanız gerçekten çok zor..Maddi tatminden çok bu insanı motive ediyor. Her ikimizi de ... Eylem için de...İnsanlar gelip kitabı çok beğendiklerini söylediklerinde heyecanla yeni kitaplar tavsiye edelim diye telaşlanıyoruz.... Bu bağlamda bu sene bir “Don Kişot”luğa daha kalkışıyoruz. Dergi diyemeyeceğim ama bir fanzin çıkartacağız. Buranın, içeride yaşadığımız bu duyguları, öykü yazan çok müşterimiz var dergilerde yazıları çıkan, kimisinin bir öyküsünü; kimisinin bir sanat eleştirisini, kendi buldupumuz anektodları, burada yaptığımız söyleşi ve etkinliklerden resimlerin olduğu.. Buraya gelip bizimle aynı havayı soluyamayanları da düşünerek  hazırlamak istediğimiz bir fanzin var. Bunun heyecanı son günlerde bizi ayakta tutuyor....

[KK] – Harika ! Ne zaman düşünüyorsunuz?

[Rüyam Hanım] – Ekim’de ilk sayıyı çıkartmayı düşünüyoruz.

[KK] – İsim olarak?

[Rüyam Hanım] – Gergedan Fanzin...Bir sloganımız olacak... ama... Bakalım ne olacak? O konuda daha ortak bir şey bulamadık...Burası neden Gergedan oldu? Neden sıradanlaşılması ? Neden biz de çok satanlar yok da çok satmayanlar var? Bunları anlatacak bir slogan düşünüyoruz.

[KK] – Bunun dışında söyleşiler oluyor dediniz? Nasıl ? Ne tip söyleşiler ? Yazarlarla mı oluyor...?

[Rüyam Hanım] – Yazarlar da oluyor. Biz iki buçuk yıl oldu söyleşileri yapmaya başlıyalı. Salı akşamları yapıyoruz. Klasikleşti... Artık “Salı Sohbetleri” diyoruz onun adına. Katılım ücretsiz. İlk bunun amacı sürekli müşterilerimizin biraraya gelip bir konu üzerinde konuşması... Bu bir kitap editörü olabiliyor ya da bir yazar üzerine araştırma yapmış, çalışmışbir insan olabiliyor... Onlar gelip anlatıyorlar...İnteraktif... Katılımcılarla konuşuyorlar.Bu kimi zaman bir kitap üzerinden oluyor..Bir akşam Philip K. Dick üzerine sohbet edildi; öyküleri ödüllü Fuat Sevimay var; o mesela Kemal Tahir’i çok sever ve onu araştırmış hakkında bir dosya hazırlamış; bir akşam bize Kemal Tahir’i anlattı... Eleştirmen bir dostumuz Nobel ve diğer edebiyat ödülleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi... Bu senede ilk açılışımızı 23 Eylül akşamı Asuman Hn ile yapacağız. Leyla Erbil’i anlatacak bize... Ben buralarda oturuyor olsam koşa koşa giderim aslında ama bazen gelen konuşmacıya mahçup olacağız endişesi taşımıyor değiliz…

[KK] - Nasıl duyuruyorsunuz etkinliklerinizi?

[Rüyam Hanım] – Biz facebook sayfamızda duyuruyoruz. Twitter çok fazla kullanmıyoruz. Daha doğrusu kullanmıyorduk. Ama tabi artık daha aktif kullanmak istiyoruz. Bir de bizde adresi olan müşterilerimize e-posta gönderiyoruz. Kulaktan kulağa duyulmasını bekliyoruz. Başka bir ilan vesaire veremediğimiz bizim buraya asıyoruz. Ama dediğim gibi bazen yağmur yağıyor kar yağıyor; siyasi bir şey oluyor…. Saat 7:00 – 7:30 oluyor gelen giden olmayınca kalbimiz tık tık atıyor… Ama bir kere dört kişi gelmişti buna rağmen en güzel sohbetlerden biri olmuştu. Konuşmacı ve organize eden biz toplam altı kişiydik. Ama çıkışta kendimizi mutlu hissediyorduk. Herhalde konuşmacı da öyle hissetmiştir.Biz korkuyoruz az kişi olacak diye ama gelen kişinin katılımı da büyük önem kazanıyor söyleşilerde…

[KK] – O halde her Salı…

[Rüyam Hanım] – Her Salı olmasa bile on beş günde bir Salı günleri… Bu arada yaklaşık bir yıldır da atölye programlarına başladık. Onlar ücretli. Çeşitli konularda, arkada ki salonumuzda düzenliyoruz.  Sanat Tarihi, Siyaset Tarihi, Kitap okumaları gerçekleştiriyoruz. Aylık seminerler halinde. Mesela Erol Mütercimler’le siyasi tarih, İskender Savaşır sanat tarihini veriyor. Başak Oğuz’la “İstanbul’un Sembol Binaları” diye bir atölye çalışması yaptık. Geçen sene çok ilgi gördü. O üç ders halinde yapıldı. Son derste de gezi düzenlendi. Fuat Sevimay’la da kitap okumaları gerçekleştireceğiz. Sekiz haftalık bir  program ile Türk Edebiyatı’nı işleyeceğiz. İnan Çetin ile Yaratıcı Yazarlık atölyesine başlayacağız. Mim Kemal Öke ile Namelerle Türk Tasavvuf Tarihi bir atölyemiz başlayacak. Gitar derslerimiz var on beş yıldır devam ediyor…

[KK] – Her on beş günde bir Salı günleri akşam saat 19:00 ‘da Salı sohbetleriniz var diye ilan edebiliriz bizlerde…

[Rüyam Hanım] – Evet elbette çok memnun oluruz….

[KK] – Peki, Şimdi konuşmalarınız isnasında yazmakla ilgili bir şeyler söylediniz… Neler yazıyorsunuz?

[Rüyam Hanım] – Yani…Kısa hikayeler…

[KK] – Peki bunları kendiniz için mi yazıyorsunuz yoksa…

[Rüyam Hanım] – Evet, evet.. Yayınlanmış bir şey yok. Zaten burayı aldıktan sonra … (gülüşmeler) satıcı olduk; oyun kısmı kaldı…

[KK] – Ama burada da çok enteresan hikayeler biriktiriyorsunuzdur.

[Rüyam Hanım] – Çook…Aslında yani neler var neler…

[KK] – Tahmin edebiliyorum. Ben de onu diyecektim. Belki fiili olarak yazma eylemi içerisinde değilsinizdir ama bence o yazma öncesi alınacak notlar oldukça kabarmıştır diye düşünüyorum.

[Rüyam Hanım] – Çok, çok… Hatta çok hoş şeylerde var ama sitcom bile yazılabilir.

[KK] – Bizimle paylaşmak ister misiniz bir hikayenizi?

[Rüyam Hanım] – Nasıl söyleyeyim. Öyle bir müşteri geliyorki – sürekli müşteriniz değil-  “Epeydir okumadım beni yeniden kitaplara bağlayacak bir kitap istiyorum.” Diyor. “Ne okursunuz? Roman, edebiyat …” diye soruyorum. Garanti dediğimiz romanlar vardır… onu gösteriyorsunuz. Okumuş oluyor. Sonra başka bir şey gösteriyorsunuz… Hani şöyle yirmi tane kitap gösterip hepsini okudum dediğini duyunca yeni çıkanlara yönleniyorsunuz.Fakat onları da beğenmeyip kırkbeş dakika sonra – her şeyi okumuş her şeyi de biliyor- arkasını dönüp gidiyor mesela. Sandalyeye yığılıp kalıyorsunuz ardında…

Bir müşterimiz var –çok iyi bir okuyucudur- ama sürekli müşterimiz değil başka yerlerden de alışveriş ettiğini bildiğimiz birisim. İyi de tüketiyor açıkçası. Bir yazara başlayıp külliyatını okur ve geldiğinde fikir de veren birisi.Ve ben enaz üç, dört yazarla tanıştırdım kendisini. İngiliz yazar öneriyorum. İngiliz sevmem diyor. Ama bu kitabı emin olun seversiniz diye ısrarla veriyorum seviyor ve onu da okuyor sonra…Eylem de benim dışımda en az iki yazarı tanıştırdığını söylüyor. Ve birgün geliyor mesela… yayınevi de vereyim Doğan’dan 2008’de çıkmış bir kitap, bir yazar. İki kitabını söylüyor… Ama biri yok. Muhtemelen baskısı tükenmiş durumda zaten. Eylem de açıklayarak onun baskısı yok ama araştırırız. Dilerseniz elimizde başka kitapları var bunlardan başlayın diyor. “E, bu kitabı yoksa sizde de ne var ki!” diyerek dönüp gidebiliyor.

[KK] – Alınganlık yapabiliyor… Gerçekten insanla uğraşmak çok zor değil mi?

[Rüyam Hanım] – Çok zor…Bu durum ikimizin de moralini bozuyor. Eşime anlatıyorum. O da diyor ki “Neden bu kadar kişiselleştiriyorsunuz?” Ama öyle değil… Emek verdiğiniz birisi.. Hiç yoksa üç yazar ikişer kitabı olsa altı farklı dünyaya sokmuşum onu. Hani de ki o zaman “tamam beklerim”. O akşam mı okuması lazım. O da öyle enteresan bir şey… Bir daha da tavsiye de bulunmam diyoruz ama bir sonraki gelişinde kendimiz tutamayıp yine önerilerde bulunuyoruz. Küslük de yapamıyoruz.

[KK] – Yazarlarla ilişkisi nasıl Gergedan Kitabevinin?

[Rüyam Hanım] – Genç öykü yazarı, bizim bu civarlarda, bu yakada oturan çok müşterimiz var. Notos’ta, Varlık’ta, Sözcükler’de sık sık öyküleri çıkan. Ama daha kitapları yayınlanmamış… Kitabı yayınlanmışbirkaç yazarımız da var. Onlarla müşteri, ahbap ilişkimiz var.Ama adı olan büyük yazarlar var mı? Geliyor mu? derseniz.. O yok. Öyle bir şeye kalkışmadıkta hiç. Çünkü ünlü bir yazarı çağıramayız. Öyle bir şansımız yok. Yayınevleri diyor ki. Söyleşiye çağırdığın zaman şu kadar parayı bizim hesaba yatıracaksın diyor. İmza günü yapalım dediğiniz de ise diyor ki beş yüz tane kitabı alacaksın. Böyle bir şeyi ben yapamam. Böyle bir bütçem yok. Zaten ünlü bir yazarı da getirsem hiçbir imza günüde beşyüz adet kitabı satamam. O da garanti. Dolayısıyla böyle bir şey yapmam mümkün değil. Ama Aylak Adam, Alakarga, Sel gibi yayınevleri biz de imza günü yapmak istiyorlar; biz de buna destek veriyoruz. Çünkü hiçbir şekilde dayatmaları yok. Kitapları kendileri getiriyor. Satılan satılıyor. Ben maddi bir sorumluluk ve stres altına girmiyorum. Kendi müşterime duyuruyorum. Onlarda kendi müşterilerine ilan ediyor. Bu şekilde cumartesi günleri imza günü de yapıyoruz. Ama bir kere Doğan Hızlan… Çok oldu… Bir yazar vefat ettiğinde büyük kitap marketlerinden birine gitmiş ve hiçbir kitabı yokmuş. Bizde o zaman sizin oturduğunuz yerdeki masaya onun kitaplarını sergilemiştik.Sonra bir müşterimiz dedi ki. “Doğan Hızlan bir yazı yazmış. Nerede o eski kitapçılar? Çünkü bir yazar öldüğünden onun eserleri sergilenir. Fakat ben gittim. Aramama rağmen yoktu” diye. Bende e-posta adresine, Doğan Hızlan’a hemen yazdım. Biz varız diye… Üç gün sonra geldi buraya. Yılbaşı üzeriydi.Saatli Maarif takvimi aldı hatta. Bazen de birileri hiç beklemediğiniz desteği verebiliyor.

Piyale Madra mesela, buraya bayağı uzakta oturuyor ama bir iki buraya uğradığında tavsiye ettiğimiz kitabı çok beğendiği için telefonla açıp sorar ne tavsiye ediyorsunuz diye? Biz de kargo yapıp gönderiyoruz. Onun dışında  Erol Mütercimler çok sık uğrar mesela. Kahve içer; sohbet ederiz. Güncel konulardan konuşuruz. Şadan Karadeniz gelir sık sık. Ahmet Oktay çok sevdiğimiz .. artık gelemiyor ama çok sık uğrardı.

[KK] – Sahaflarla ilişkileriniz nasıl? Şu açıdan soruyorum. Özel müşterileriniz ve özel kitaplar isteyeceklerdir. Biraz evvel dediğiniz gibi baskısı olmayan veya nadir olan kitapları sizin aracılığınızla almak istiyorlardır.

[Rüyam Hanım] – Oluyor. O hizmeti veriyoruz. Yani kendi müşterimize zaten veriyoruz. Ama siz ilk defa geldiniz mesela ve baskısı yok aradığınız kitabın. O zaman “Sahaftan bulabiliriz” diyoruz. Fiyatını söylüyoruz. Kabul ederseniz o zaman alıyoruz. Fakat bu tip birkaç kitap elimizde kaldı. Biz de ikinci el satmadığımız için sıkıntı oluyor. Şimdi o yüzden tanımadığımız müşteriden kaparo alıyoruz. Normalde adetimiz olmamasına rağmen. Çünkü bu da prensiplerimizden biri… Bulamadığımız zaman mutlaka olumlu olumsuz geri dönüş yaparız. Baskısı varsa söylüyoruz. Bazı marketler şunu yapıyor. Çok rastladığım için söylüyorum. “Bilmem ne kitabını arıyorum. Baskısı kalmamış ama belki sizde vardır” diyor müşterimiz. Araştırıyoruz; görüyoruz ki baskısı var kitabın. Ya bu firma tarafından telkin ediliyor marketlere veya o çocuklar kendi kafalarından böyle bir yorumda bulunuyor. Bir de işin maliyet tarafı var. Kitabı getirtmek ve müşteriye haber vermekle elde edeceğiniz karı ortadan kaldırıyorsunuz. Bir de kredi kartı ile ödeme yapılırsa … o kadar küçük rakamlarla uğraşıyoruz ki… Dolayısıyla hiç karlı bir şey değil esasında. Biz sadece müşteri kazanmak için ortaya bir farklılık koyuyoruz.

[KK] – O halde teknolojik gelişmelerin size en fazla yansıyan kısmı elektronik ticaret olsa gerek. Hem insanlar daha uygun fiyata satın alıyor olmaları; hem dışarı çıkmak zorunda kalmadan alışverişlerini tamamlıyor olmaları nedeniyle bazı avantajları kendilerine çıkartıyor olabilirler. Peki mesela elektronik yayıncılık için ne düşünüyorsunuz?

[Rüyam Hanım] – Şimdi ben biraz o çağın gerisindeyim maalesef. Ben kitabı koklayarak, sayfalarını çevirerek, geriye dönerek; üstüne not alarak okumayı seven bir insanım. Ama tabi elektronik kitap okuyan insanlarda diyorlar ki daha iyi gözlük takmıyorsun, büyütebiliyorsun, highlight edebiliyorsun, notunu koyabiliyorsun. Her şey yapılabiliyor ona da. Ama yine de ben ona sahip olup; mesela burada tüm kitaplar benim ama yinede buradan bir kitap satın alıp evime gittiğim; kütüphaneme koyduğum zaman mutlu olan biriyim. Ben o ruh yapısında olan biriyim. Birazda herhalde bu ruh yapısında insanların da müşterim olmasını bekliyorum. Zaten elektronik kitaptan keyif alan biri ne bizi destekler, ne de buraya gelir. Dün yaşadığım bir olayı anlatayım size. Çok sevdiğimiz emekli doktor bir müşterimiz Stephen Zweig çok sever.  Son kitabı Vicdan’ı almıştı. “Onun içinde başka bir kitaptan bahsediliyor. O Türkçe’ye çevrildi de ben mi kaçırdım?” diye sormaya gelmiş.  O sırada kitap alan başka bir müşterim oturuyordu. Kulak misafiri olmuş “Aaa, ben de Zweig’i severim bilmiyordum Vicdan’In çıktığını” deyince. Bu birbirini tanımayan iki kişi kırk beş dakika Stephen Zweig üzerine sohbet ettiler.  İkisi de gayet mutlu mesut ayrıldılar gittiler… İlhan Bey’de o mutlulukla buraya geliyor. Yoksa gider Zweig’ı her yerde bulabilir…  Ya da şu da olabiliyor. Daha önce Zweig hiç okumamış biri bu konuşmayı duyup “Bir tane önerir misiniz? diyerek alıyor… İşte internet sitelerinde hani vardır ya bu kitabı alan şunları da aldı diye… Burada yaşanan onun gibi değil bence.

[KK] – Elbette internetteki istatistiksel bir veri nihayetinde; ancak burada içerisine giren birinin tavsiyesi var… Birkaç nesil sonra herhalde bizim hissettiklerimizi hissetmeyen bir nesil ortaya çıkacak ve onlar herhalde e-kitapla konuya kapatacaklar.

[Rüyam Hanım] – Ben birkaç nesil sonra da olsa insanların geri dönüş yapacaklarına inanıyorum. Bu inançta olmasa bu işi kolay kolay yapamam herhalde. Çünkü kapitalizmin merkezi olan ülkelere baktığımız zaman zincir kitabevleri kapanıyor; sokak arası bakkallar yeniden açılmaya başlıyor… Biz de şimdi AVM, zincir modası var ama biz o süreci geriden takip ediyoruz.

[KK] Bu biraz kentli olmakla, kentte yaşayanın kentine sahip çıkmasıyla da alakalı değil mi aslında ?

[Rüyam Hanım] – Elbette mesela sıkı twitter kullanıcılarını poşetimizin resmini çekerek “Mahallemizin kitabevinden bunu aldık” diye tweet attıkları oluyor. Evet bu var yavaş yavaş…  Hatta buraya gelip “Burası yıkılmayacak değil mi?” diye soran çok müşterimiz oluyor.Çünkü biliyorlar ki biz buradan çıksak; yeni bir yer bulsak; bizim için zor süreçler…

[KK] – Peki. Malumunuz ismimiz Kitap Kokusu. Son söz olarak Kitap Kokusu deyince aklınıza ne geliyor?

[Rüyam Hanım] – Hazırlıksız yakalandım. Peki Kitap kokusu deyince ilk aklıma Koku kitabı geliyor. Bir de onunla ilgili bir anım vardır. Benim kitabım yok kütüphanede hiçbir yerde bulamıyorum. Bir Bayram yemeğinde teyzemlerdeyiz. Benim Teyzem de Kandilli Kız Lisesi mezunudur. Çok okur. Öğretmen zaten 70 yaşalrında. Bir gün bayram yemeğindeyiz herkes kitaplar hakkında konuşuyoruz. En son sen ne okudun diye sohbet ederken Teyzem “Ben bir kitap buldum geçende evde. Okudum. Hayatımda böyle kötü bir şey görmedim dedi.  Bütün içim kıyıldı. Ve hayatımda yapmadığım şey onu yırttım attım dedi. Biz de bakıyoruz birbirimize “Teyze nasıl yani?” “Evet. Hemde bir sayfası kalırda bişri okursa diye böyle lime lime ettim.” Dedi. Neymiş hangi kitapmış deyince “Koku” dedi. Kızı da “ Anne yaptın o Rüyam’ın kitabıydı” deyince… pek gülmüştük. Koku der demez aklıma bu gelir…

Not defterlerimize Gergedan Kitabevi raflarına asılı bir okuma listesini kaydederek ayrılıyoruz. Yüzümüzde naif bir tebessüm…

20. Yüzyıl Ürünü Kitaplar

1. Lolita – (V.Nabokov)

2. Muhteşem Gatsby – ( F.S. Fitzgerald),

3. Kayıp Zamanın İzinde – ( M.Proust)

4.Ulysses – (J.Joyce)

5. Dublinliler – (J.Joyce)

6. Yüzyıllık Yalnızlık – ( G.G. Marquez)

7. Ses ve Öfke – (W. Faulkner)

8. Deniz Feneri – (V. Woolf)

9. Toplu Öyküler – (F. O’Connor)

10. Solgun Ateş – (V. Nabokov)



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile