Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Kadıköy Felsefesine Giriş PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

Yazar adı: Şahin Uruk

Kendine çeşitli alt kültürleri konu etmiş bazı kitaplar vardır.  Yaşandığı dönemler hakkında okura gerekli veya gereksiz ?kişiden kişiye değişir- bir takım izlenimler verir. Eğer okur, bir dönem kendini bu alt kültürün bir parçası olarak görmüş ve hatta oluşumuna katkı sağlamış ise eserden alacağı keyfin sınırlaması olamaz. Ancak bu kültüre çok uzak bir yaşam biçimi varsa doğal olarak kitaba karşı da mesafe koymak ihtiyacı duyacaktır. İşte ?Kadıköy Felsefesine Giriş?  okuru, doğal olarak kategorize eden bir çalışmadır. Gayet şahsına münhasır. Kadıköy?de yaşamayan, Kadıköy?de o dönemde genç olmayanın ne yazık ki anlam veremeyeceği bir kitaptır.

Peki nedir bu Alt Kültür dedikleri?

Sözlük anlamı baskın kültür ile bağlarını kopartmadan onun içinden doğan ancak bazı kritik noktalarda ayırıcı özellikler taşıyan yaşam biçimi (kültür içi kültür) diyebiliriz. Estetik, mesleki, siyasi, dini unsurlar ile belirlenmiş köken, ırk, ekonomik sınıf ve cinsiyete dayalı olabilen bir kaynağa sahiptir. Alt kültür değer yargılarını kendi belirler. Genellikle gençler arasında sıklıkla karşılşılan bir oluşumdur. Kendini buraya ait hisseden gençler, özellikle dünyanın birey olarak kendi ekseni etrafında döndüğüne inanılan dönemlerde giyim tarzı, davranış biçimi, değer yargıları ve tutumlar ile alternatif bir kültürün inşa edilmesini sağlarlar. Dışarıdan izleyen kimi baskın kültür üyesi, bunları deli saçması olarak niteler; sokakta yanlarından geçerken ?dejenere gençlik? diye yaftalar; olmadı saçı uzun, kulağım küpeli diye kuytuda sıkıştırıp ağzını burnunu dağıtırlar.  Ama tüm baskıya rağmen direnen alt kültür üyesi saçını kesmez; küpesini çıkarmaz ve içinden günün birinde hakim kültürü karşısına geçip ?Bir zamanlar hor gördüğün bir genç vardı hatırlar mısın?? sorusunu sormak için nefretle besler damarlarını.  Oysa yıllar geçtikten sonra herşey unutulur. Bir yaşam gailesine düşülür. İş güç sahibi olunur. Sadece bir zamanlar ait olduğu kendi alt kültürüne yakın gençlere karşı büyük bir hoşgörü ile yaklaşır ve diğer alt kültürler görmezden gelmeye devam edilir. Ortaya şöyle acayip birşey çıkar.

Subay traşlı; kapanmış kulak delikli, en kötü ihtimalle top sakallı, müzik çalarında mutlak ve mutlak dinlediği müzik tarzının en önde gelenlerinden birkaç parça bulunduran, fakat eve gider gitmez ?Yeteneksizsiniz? programını seyretmeye koyulan; eskisi kadar bira içemeyip daha çok rakı/şaraba yönelen, Kadıköy?e indiği zaman sadece nalbur?a uğrayıp bozuk tuvalet musluğuna conta arayan bir erkek

Veya

Çalıştığı banka şubesinde ait olduğu alt kültür zamanlarından kalma  dövmesi gözükmesin diye yaz / kış uzun kollu giyen; eski arkadaşlarından hiçbirini aramayan; sokakta görse tanımayan. Belki üç beş yaşlarında bir çocuk ile 32 parça yemek takımı sahibi. Evde kocası televizyon izlerken ona bakıp ?Ne kadar iyi bir insan?? diye aklından geçiren fakat aynı akıldan bir türlü çıkamayan uzun saçlı delikanlı ile geçmiş günler ansına soğan doğrayıp gözyaşı döken bir kadın.

Al sana alt kültür; al sana hakim kültür.

İşte Şahin Uruk, bu gerekli/gereksiz kitabında benimde bir zamanlar ait hissettiğim bir alt kültürü anlatmaktadır. Adına bakıp derin felsefeler beklemeyin. Hatta bu yazıyı hazırlarken yıllar önce yaptığım okumayı tazeledim ve artık bomboş bir kitap olduğunu düşünüyorum ama şu an, bugün itibariyle çok eski gibi gözüken yakın bir geçmişin Akmar günlerini, Zihni?sini, Altıyolu?nu, Moda?sını; oraların bir zamanlar genç olanlarını gülümseyerek anımsadım. 

Bağlantılar

 



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile