Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

İlyada PDF Yazdır e-Posta

Kitap

Kitap adı: İlyada

Yazarı: Homeros

Amatör Arkeolog Schliemann İlyada’yı uzun yıllar boyunca okuyup inceledikten sonra Karamenderes ve Dümrek vadilerinin arasında belirlediği; Çanakkale Boğazına yaklaşık 5 km uzaklıktaki bir alanda kazı yapmaya karar verdi. İlionis (Truva)’i bulacağına inanıyor; maddi ve manevi tüm imkanlarını bu çalışmaya sunuyordu çünkü karşılığında Priamos'un efsanevi hazinesini bulacağına inanıyordu. Yaklaşık üç yıllık kazı çalışmaları sonucunda Schliemann, Troya’nın ikinci katmanına ait bir kapı ve rampanın yanındaki çukurda gerçekten de bir hazine buldu. Sonradan uzmanların Priamos'un hazinesi olmadığı görüşüne vardıkları hazine ile birlikte yurtdışına kaçtı. Söz konusu hazine yıllar sonra Rusya'da Puşkin Müzesi'nde sergilenmeye başlanınca biliminsanları Schliemann'ın o zamana kadar define avcılığından öteye gitmeyen kazılarının aynı zamanda kayıp uygarlıklar hakkında bilgi de sağlayabileceğini gösterdiğini ve kazılara yeni yöntemler getirdiğini ileri sürdüler. Ancak gerçekten bilimsel nitelikler taşıyan ilk çalışmalar Wilhelm Dörpfeld yönetiminde yapıldı ve ne yazık ki bu kazılarda da "bir şeyler bulabilmek" için kent höyüğünün altı üstüne getirildi. Daha sonra 1932-1938 yılları arasında Cari W, Blegan başkanlığında ve 1988-2005 yılları arasında Tübingen Üniversitesi adına Prof. Manfred Korfman yönetiminde kazılar yapıldı. Prof. Korfmann'ın 2005 yılında vefatından sonra, ise görevi Prof. Ernst Pernicka ve Dr. Peter Jablonka üstlendi. Peki neden her daim ilgi çeken bir araştırma olmuştur Troya? Sözlü anlatıların meskeni olduğu için mi? Topraklarında bilinen tüm efsanelerini barındırdığı için mi? Yoksa kentin defalarca yıkılıp, yanıp yeniden aynı yerde kurulması yüzünden mi? Ne yaşayanı, ne göç edeni vazgeçememiş Troya’dan. İnsanlık tarihinin, kültür ve mimarisinin 5 bin yılına dair tek ipucu mu yoksa? Tüm bunların yanıtı Homeros’un İlyada’sında...
“Akhilleus’un, Akha ordularının başkomutan Agamemnon’a karşı öfkesi ve bu yüzden savaşı bırakıpbarakasına çekilmesiyle başlayan destan, Akhilleus’un arkadaşı Patroklos’un ölmesi yüzünden savaşa geri dönmesi, Troya’lı kahraman Hektor ile çarpışması, onu öldürmesi, ölüsünü Troya Surları çevresinde arabasına bağlı olarak sürüklemesi ve sonunda insafa gelerek Hektor’un ölüsünü, babası Kral Priamos’a geri vermesi ile biter. 24 bölümlü ve 16000’i aşkın dizeli bu koca destan Troya Savaşının dokuzuncu yılında tam 51 günlük bir süreyi kaplar. Oysa Troya Savaşının kendisi de savaştan önceki ve sonraki olaylarla birlikte Homeros’un yapıtlarını çok aşan dallı budaklı bir efsane bütünüdür.

Olayların zamanda dizilişi öylesine düzdür ki bir bakıma İlyada’da olup bitenin 51 güne sığdığını kolayca hesaplayabiliriz. Ama Homeros bize yalnız 51 günlük bir savaş anlatsa, bunu anltamak için 16000 dizelik bir destan düzse, İlyada yirmisekiz yüzyıllık süreyi aşıp da, Batı Edebiyatının en büyük eseri olarak ulaşmazdı bize kadar. İlyada’da birkaç günlük savaştan başka neler var, neler!”

İtalik bölüm Homeros – İlyada / Azra Erhat çevirisinden alınmıştır.

Ne Okusam


Thomas Bulfinch – Bulfinch Mitolojileri

Kimseyi kandırmaya niyetimiz yok. Kuşluk vakti uyanıp; tüm gün boyunca toplantılar, görüşmeler, hesaplamalar, davalar, ev işleri, ders notları ile uğraşan biz sıradan ölümlü insanlar için Homeros’un İlyada’sı büyük bilgi birikimi ve emek ister. Bu birikim ve emek elbette okumaya karşı cesareti kırmamalı ancak okunanın anlamlı hale gelebilmesi için de göz ardı edilmemelidir. Çünkü yirmidört bölümlü onaltıbin dizeli bu destanda bahsi geçen her olay, kişi ve mekanın asırlardır süregelen sözlü -ve ardından yazılı- anlatım serüvenini takip etmek, akşam eve geldikten sonra bir bardak kahve ve güzel bir müzik eşliğinde gerçekleştirilebilecek bir okuma çabasından fazlasını isteyecektir.

Ama sakın üzülmeyin. Çünkü Thomas Bulfinch yüzyıllar önce günümüz çağdaş yaşamını dahi göz önüne alarak hepimiz için “mitolojik öyküleri bir eğlence kaynağına dönüştürerek anlatmayı” kendine ödev edinmiş ve ölümsüz eseri “Bulfinch Mitolojileri”ni  yaratmıştır.  Sadece Antik Yunan’a ait değil bir çok farklı kültüre ait mitolojik hikayeyi az önce yukarıda bahsi geçen bir bardak kahve ve güzel bir müzik eşiliğinde okumanızı tavsiye ederiz. Emin olun James Joyce, George Lucas, J.R.R. Tolkien ve daha yüzlerce değerli yazarın beslenme kaynaklarını keşfedeceksiniz.

Ne İzlesem

Troy - 2004 (Yön: Wolfgang Petersen)
Çok fazla seçenek yok ne yazık ki bir kaç kötü televizyon uyarlaması ve iyi bir sinema filmi. Seyretmeyen kaldı mı ki? Tıklayın

Ne Dinlesem

Bob Dylan – Blonde on Blonde
Amerikalı şarkıcı, bestesi, şair ve aktivist Bob Dylan yedinci stüdyo albümünü Haziran 1966’da yayınlar. Albümün adı Blonde on Blonde’dir. Yapımcı Bob Johnston, Columbia Records’dan çıkan albümün büyük başarı yakalayacağına emindir. Ancak pek de beklendiği gibi gelişmemiştir olaylar. Albüm içerisindeki en büyük başarıyı “Rainy Day Women #12 & 35” isimli parça  İngiltere listelerinde yedinci sıraya çıkarak kazanmıştır.
İşte bu albüm içerisinde 1965 yılında The Band tarafından seslendirilen ve “Medicine Sunday” isimiyle kaydedilen bir şarkı daha vardır ki söz ve müziği kendisine ait olan parçanın daha uzun bir versiyonunu 1966 yılında Dylan, “Blonde on Blonde” albümünde tekrar çalar. Şarkı Akhilleus’a ithafen sevgiliye sesleniştir. “Temporary like Achilles” adıyla yayınlanır. Tıklayın

Ne Yapsam


Her ne kadar çeşitli bölümleri Avrupa Konseyi Müze Ödülü'ne layık bulunsa dahi biz sevenleri gözünde onun mağrur ve heybetli duruşunun herhangi bir ödüle ihtiyacı yoktur. Bu izlemeye doyulmaz mimarisi, binyıllara anlatan eserleri, bahçesinde verilen konserleri ,güler yüzlü personeli ve başarılı yönetimiyle bu toprakların birikimine layık ve ağırlığını taşıyabilen bir müze yerleşkesi. Burası İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

Arkeloji Müzesi’nde Arkaik Dönem'den Roma Dönemi'ne Antik Çağ heykellerini, Sidon Kral Nekropolü'nden gelen İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Tabnit Lahdi gibi dünyaca ünlü eşsiz eserleri görmek mümkün. İki katlı binanın üst katında ise Hazine Bölümü, Gayri İslami ve İslami Sikke Kabineleri ile Kütüphane; ek binanın 1. Katında Çağlar Boyu İstanbul" bölümü, 2. katında "Çağlar Boyu Anadolu ve Troia", en üst katta ise "Anadolu'nun Çevre Kültürleri: Suriye, Filistin ve Kıbrıs Eserleri" bulunur.
Eski şark eserleri müzesinde İslamiyet Öncesi Arabistan Eserleri, Mısır Eserleri, Mezopotamya Eserleri, Anadolu Eserleri, Urartu Eserleri ve Çivi Yazılı Belgeler bölümleri; Çinili Köşk Müzesi koleksiyonlarında ise 11.- 20.yüzyıl başlarında tarihlenen Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 2000 civarında eser bulunmaktadır. Yıl boyunca çeşitli sergi ve etkinliklere ev sahipliği yapan İstanbul Arkeoloji Müzeleri bir kitabın kokusunu takip eden  serüvencileri bekler sessizce.

Yazar


Destan metinlerinin; anlatıcı, dinleyici çevresi ve anlatım ortamına yani “sözlü geleneğe” bağlı olarak şekillendiği kabul edilen bir gerçek. Destan metni ile destanın içinde yaratıldığı geleneğin bir bütünlük arz etmesi, destanların çeşitli özelliklerinin ortaya konulması amacıyla yapılan çalışmalarda, dikkate alınan unsurlardır. Metin merkezli kuramlara ek olarak uygulama merkezli kuram ve yöntemlerle birlikte; destan geleneği, geleneğin aktarım yolları, destan  metninin anlatım ortamına bağlı olarak değişmesi ve destan anlatıcılarının yetişme şartları “Sözlü Kompozisyon Teorisi”nin değişkenleri ve belirleyicileridir. Ve tüm bunların sıfır noktası Homeros’tur.
Yunan mitolojisinin en önemli kaynağı olan Homeros, İlyada ve  Odysseia’nın anlatıcısıdır. Onun destanlarını farklı kılan yüzyıllardır keşfedilmekte olan  “gerçek”liktir ; kanıtları müzelerdedir. Homeros nerede doğmuştur, nerede yaşamıştır sorularına verilen onlarca cevap vardır belki ama ne önemi var. İster İzmir’li ister Sakız Ada’lı olsun  artık adını ölümsüzlüğe ulaştıran anlatıları ile ulaşan  biri Onu ölümsüzlüğe ulaştıran iki eseri ile tanınmaktadır. Bunlar İlyada ve Odysseia'dır. Ancak bu iki eserde de kendi yaşamıyla ilgili bilgi yoktur, ozan kendinden söz etmemiştir. Homeros hakkında bilinen en kesin şeyler MÖ.850 civarında yaşadığı ve İzmirli olduğudur.

Bağlan



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile