Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Göçebe PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

Kadınların hayalgücü daha mı fazla çalışıyor ne? Popüler fantastik kitaplarda kadın yazarların imzalarını çokça görmeye başladık. Alacakaranlık dizisinin yazarı, çok satanlar listelerinden inmeyen Stephenie Meyer de bu yazarlardan biri. Göçebe hariç kitaplarını okumadım ama dizinin ilk filmini izledim. Sevdim mi, hayır, vampir hikayelerinden hoşlanmıyorum modernize edilmiş olsa da. Göçebe elime geçtiğinde kafamda soru işaretleri gitti geldi, hem çok satan dedim, hem vampir hikayeleri yazmış dedim, kalın da bir kitap, okusam mı okumasam mı, zaman kaybı olmasın dedim, en sonunda da "ee çok uzattın, hele bir başla dedim" ve başladık okumaya...

İlk sayfalar... Anlatılan sahneyi gözümün önüne getirmeye çalışıyorum. Şifacı, sahip, ruh, avcı, tesellici... İnsan bedenine girmiş ruhlar, bir şifacı eşliğinde -ki bu doktor oluyor- intihar etmiş bir insanın bedenine yeni bir ruh yerleştiriyorlar. Bu ruh, dünyadan önce yedi gezegende yaşamış, öyle ki kimi zaman bir çiçek, kimi zaman bir örümcek, bir ayı, bir yarasa hatta su yosunu olmuş. Şimdiyse Melanie adlı bir genç kızın bedenine yerleştirilecek. Çok gezegen gördüğü içinse yeni adı Göçebe olacak.

Dünya, kendisini "vahşi, saldırgan ve öldüren" insanların elinden kurtarıp daha güzel, yaşanılacak bir yer haline getirmek isteyen ruhların istilasına uğramıştır. Avcı adı verilen bu ruhlar, insanları yakalayıp bir şifacı eşliğinde, kiryoterapi adlı kutularda bekletilen ruhları tranplantasyon adı verilen bir işlemle insan bedenine yerleştirirler. Dünya, bu yeni bedenler sayesinde çok daha sakin bir yere dönüşmüştür. Ama henüz tüm insan ırkı bu değişimden geçmemiştir. Dışarda hâlâ insan avına çıkmış avcılar ve mağaralarda yaşayan "insan" avlar vardır.

Ve Göçebe, üniversitede tarih dersi hocalığı yaparken bir yandan da yeni bedeniyle dünya hayatına uyum sağlamaya çalışmaktadır. Ama bedenin eski sahibine -yani asıl sahibi- ait hatıralar rahat durmamakta ve bedenin yeni sahibi Göçebe'yi rahatsız etmektedir. Bu, ruh yerleştirme işleminden sonra nadir görülen bir durumdur ve bir şifacının duruma el atması gerekmektedir. Yeni bir bedene yerleştirilme ihtimali ve bedenin asıl sahibi Melanie'nin hatıraları onu bir karar eşiğine getirir. Bu hoş olmayan durumdan kimseye bahsetmeyecek ve içinde ikinci bir kişilik gibi yaşayan Melanie'nin dediklerini yapacaktır.

Melanie, kardeşi Jamie ve erkek arkadaşı Jared'ı bulması için Göçebe'den yardım ister. Bir beden ve iki kişilik olarak, arkalarında Göçebe'yi takibe alan Avcı'yı atlatarak çölde bir arayışa çıkarlar. Açlık, susuzluk ve yorgunluktan bayıldıklarında bir el yardımcı olur onlara, daha doğrusu Göçebe'ye. Göçebe, insan bedenine girmiştir ama ruhlarla insanları birbirinden ayıran ve içine bir ruh yerleştirilmiş bedeni ele veren gözleri onu insanların gizlendikleri mağarada bir esarete mahkum eder. Bu mağarada, avcılardan saklanmış insanların arasında o bir ruhtur. Onu bulup mağaraya getiren ise Melanie'nin Jeb Amca'sıdır.

Göçebe, Melanie'nin bedenine sahip olduğu için Jeb Amca korumasında olsa da mağaradaki diğer insanlar için o bir "yaratık"tır ve öldürülmesi gerekmektedir. Jeb Amca, Göçebe'yi insanların öfkesinden uzak tutabilmek için önceleri onu bir hücrede tutar, bir süre sonraysa onu aralarına dahil eder. Yiyecek tedariki için birkaç haftalığına bir grupla mağaradan ayrılan Jared, mağaraya döndüğünde gördüğü manzara karşısında dehşete kapılır. Melanie karşısındadır ama o artık bir yabancıdır. Melanie'nin bedenini ele geçiren bu ruha, Göçebe'ye karşı önceleri çok acımasız davranan Jared, Melanie'nin kardeşi Jamie'nin Göçebe'den -mağarada verilen adıyla Göçer'den- hoşlanmasıyla zamanla durumu kabullenir. Göçer de Melanie gibi Jared'den hoşlanmıştır ama Jared'in aklındaki Melanie'dir ve Göçer, beyninde hiç susmayan Melanie'nin sesiyle duygularını belli etmemeye çalışır. Göçer, bir süre sonra birkaç kişi dışında herkesin sevgisini kazanmıştır. Özellikle Ian, Göçer'den çok hoşlanmıştır ama bedenin asıl sahibi Melanie bu durumdan hiç hoşnut değildir. Melanie'nin hâlâ Göçer'le birlikte aynı bedende olduğunu öğrenen Jared, Melanie'nin aralarına dönmesini istemektedir ama bunun için Göçer'in bedeni terk etmesi gerekmektedir. İnsanların sevgisini kazanan Göçer, büyük bir özveriyle bedeni terk edeceği ve öleceği sırada bambaşka bir şey olur. Melanie bedenine geri döner, peki Göçebe'ye ne olur?

Ve insanlar, ruhların istila ettiği dünyada şimdi ne yapacaklar?...

Kitap, sayfa sayısının çokluğuna ve ilk yüz sayfa kadar kısmın sıkıcılığına rağmen sabırlı davranırsanız size keyifli bir okuma yaşatıyor. Sıkıcı evreyi geçtikten sonra çabuk ilerleyen, sürükleyici bir anlatımla ve hareket kazanan sahneleriyle fantastik edebiyatın lezzetini okura tattırıyor Göçebe.

Bağlantılar



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorumlar  

 
0 # 2010-02-03 12:23
Ben de Göçebe'yi okumadım, ancak Alacakaranlık Serisini okudum. Sizin aksinize, vampir hikayelerini severim. Gerçek vampir hikayelerinde yalnızlık ve karanlık teması gotik bir atmosfer içerisinde işlenir. Stephenie Meyer ise sizin de belirttiğiniz gibi modernleştirilm iş hikayeler anlatıyor ve bunu yaparken de basit bir dille, sade bir anlatım tekniği kullanıyor. Haliyle de eserleri hızla çok satanlar listesinde yerini alıyor. Kanaatimce bunun iki sebebi daha var: Birincisi bu eserler iyi pazarlanıyor. İkincisi de eserlerde işlenen tema. Genellikle "aşk" hikayesi ve gençler arasında geçen ergen hikayesi. Bu sayede aklı bir karış havada aşıklar arasında geçen kendini keşfetme hikayesini, yıllardır iyi işlenmiş "vampir" klasiği altında okuyoruz. Sözü fazla uzattığımın fakrındayım. Sadede geleyim: Sıradan bir aşk hikayesi okumak istemiyorsanız, vampir makyajı altında heyecanla okuyunuz. Ancak bunlar kesinlikle, gotik vampir hikayeleri değil! Bilgilerinize...
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
-1 # 2012-10-28 16:02
Bence Göçebe Alacakaranlık Serisi'nden daha iyi bir kitaptı..Gayet de keyifle okumuştum..Sizin aynen söylediğinize katılıyorum..Kitap ilk yüz sayfası sıkıcı..Ancak ondan sonrası çok akıcı bir şekilde ilerlemekte..Okunmasını kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap..
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile