Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Fena Halde Leman PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

Bundan yaklaşık dört sene önce 15 Haziran'da Atilla İlhan'ın ölüm haberini aldık. Atilla İlhan'ın ölümünden sonra ilk kitap kulübü toplantımızda, Türk şiirinin önemli ismi Atilla İlhan'ı da anmıştık. Şair öldükten sonra tüm leş kargaları, her yazarın her şairin ardından yaptıklarını yaptılar yeniden. Kişi hayattayken değeri bilinmez de hep öldükten sonra değerinden bahsedilir, göklere çıkarılır ve daha da önemlisi bu ölümden kazanç sağlanmaya çalışılır. Sağda solda eserleri yayımlanır, şiirleri okunur ve bir müddet sonra da ortalık durulur. 

Şimdi aradan dört sene geçtikten sonra, "Fena Halde Leman"ı okumaya başlıyorum. Açık konuşayım ben pek sıkça şiir okuyan bir insan değilim, asıl ilgi alanım düz yazıdır, o nedenle Atilla İlhan'ın şiirlerini severek okurdum, tüm eserlerini takip ederdim diyemem.
Sonda söyleyeceğim sözü şimdi baştan söyleyerek, tavrımı net bir şekilde ortaya koymak isterim. "Bu kitabı gerçekten okunmaya değer bulmadım, o nedenle de bu kitabı tavsiye etmiyorum."

İşe kapaktan başlamak isterim, malum mazrufa yönelmeden önce elinize ilk geçen zarf oluyor. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, kitap için bu kapağı ne sebeple seçti ya da nasıl tasarladı bilemiyorum, ancak kanaatim odur ki kapak, bütünlük arz etmeyen, hayal gücünden yoksun ve oldukça zayıf tasarlanmış. Tabii ki duruma şu açıdan bakabilirsiniz: kitabın kapağındaki, asap bozucu bir kadın olan Leman'ın etrafında yer alan İzmirin saat kulesi, Eyfel Kulesi, eşcinsel ilişkiyi temsil eden
ve el ele tutuşmuş iki kadının eli ve solda bir tablo ile arka fonu süsleyen paris metrosu haritası ile Fransızca bir kısım el yazısı kitabı özetlemiş oluyor.

Kitabın arka yüzünde ise eser şu şekilde özetlenmiş:

"Attila İlhan'ın cinsellik konusuna cesaretle eğildiği, büyük tartışmalar yaratan bu çarpıcı ve sarsıcı romanı yayımlandığında öyle bir yankı yarattı ki, kitabın adı gündelik dile girerek farklı kullanım alanlarında kendine yer buldu: Kimi zaman bir olgunun normalden fazlalığını anlatmak için kullanılan bir deyim oldu "Fena Halde Leman". Romanda ete bürünen Leman Korkut'la ve diğer kahramanlarıyla Attila İlhan, farklı bir cinselliği konuşulabilir, tartışılabilir, anlaşılabilir, doğal bir durum olarak anlattı. Yüzyıllardır diplerde, derinlerde, yaygın olarak yaşanmakta olanın üstünden perdeyi çekti ve söz konusu cinselliği, Türk edebiyatında ilk kez "suç olmayan bir insanlık durumu" olarak resmetti... Bu cesur roman cinsellikle ilgili tabuları şiddetle sarsıyor ve okurları yeniden ve başka bir düzlemde düşünmeye çağırıyor."

Kitap arkalarındaki yazıların genelde kitapları yansıtmadığını düşünmüşümdür. Bu genellemem bu eser için de geçerli. Yukarıdaki ifadelerin abartılı ve yersiz olduğunu düşünüyorum. Kitabın ilk defa ne zaman yayımlandığını veya ne zaman yazıldığını bilemiyorum. Şayet 1966 ile 1979 yılları arasında bir yerde yazılmış veya yayınlanmışsa, o dönem için gerçekten sarsıcı bir kitap olduğu kabul edilebilir. Ne var ki, günümüz yaşantısı içinde bu derece sarsıcı olmadığını da kabul etmek gerekir.

Aslında, kitabı yayıma hazırlayanların "farklı bir cinsellik" ifadelerini kullanmaları da bana biraz çağ dışı ve eşcinselliğin halen kolaylıkla kabul edilebilir kavramlar arasında görülmediği izlenimini verdi. Kaldı ki,romanın cinsellikle ilgili tabuları şiddetle sarstığını ve biz okurları başka bir düzlemde düşünmeye çağırdığını da düşünmüyorum. Yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, eşcinsel evliliklerin bazı ülkelerde yasalaştığı, çarpık ilişkilerin her türlü filmde ve eserde resmedildiği günümüzde, Fena Halde Leman adlı eserin bize sunduğu tablo da durağan bir görüntü olmaktan öteye geçmiyor. Birtakım soruları ya da sorunları dile getirerek, bizi rahatsız etmiyor; içinde yaşadığımız dünyada bizi bir eyleme kışkırtmıyor; iç dünyalarımızda düşünceler fırtınası yaratmıyor.

Yiğidi öldür hakkını ver demişler: Atilla İlhan'ın kelimeler üzerindeki hakimiyeti ve tasvir yeteneği mükemmel. İfadeleri o kadar güçlü ve anlatmak istediği durumları veya duyguları o kadar güzel tasvir ediyor ki... Aslında düz yazı içerisinde, bu bütünü meydana getirenin bir şair olduğunu anlamak hiç de zor olmuyor. Ne var ki, eser uzadıkça, boğulma hissi insanı yutuveriyor.

Öyle eserler var ki, insanın yazdıkça yazası, anlattıkça anlatası geliyor. Ne var ki, "Fena Halde Leman" bende sözü kısa kesme hissi yaratıyor. Ben de öyle yapıyorum ve yineliyorum: bu kitabı tavisye etmiyorum.

Bağlantılar

 



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorumlar  

 
0 # 2010-03-02 21:11
şairler "her düzyazıda çuvallar" cümle öbeğine katkı olmuş bir kitap gibi...
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
0 # 2013-01-14 18:01
Attila İlhan, evet şiir yazar gibi yazmış bu kitabı. Doğrudur. Ama çuvallamamış, bilakis şiirsel yazımıyla tutarlı bir üslubunun olduğunu göstermiş bence.

Attila İlhan'ın şiirlerine baktığınızda göreceğiniz veya hissedeceğiniz üzere melodik anlatımı bu kitapta da hissediliyor. Nasıl ki şiirlerinde tezat benzetmelere başvuruyorsa, aynı şekilde bu kitapta da kullanıyor. Bu yüzden Attila İlhan'ın şiirlerini okumadıysanız ve hatta belirli oranda bir sempatiniz yoksa, romanlarını okuduğunuzda size "çuvallamış" hissi verecektir.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile