Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Fahrenheit 451 PDF Yazdır e-Posta

Kitap

Podcast için TIKLAYIN

"Gelecek",

"Değişecek olan Şimdi" ise ikiye ayrılıyoruz;
Bugunü sevenler ve sevmeyenler...
Bugünü sevenler ile sevmeyenler kendi içlerinde ikiye ayırlıyor;
Umutlu olanlar ve umutsuz olanlar.
Bugünü sevenler ve sevmeyenlerin içinde ikiye ayrılan umutlu ve umutsuz olanlar kendi içlerinde de ikiye ayrılıyorlar;
Uyaranlar ve uyarılanlar...
Bugünü sevenlerin umutsuz olanlarından uyarılanlar sınıfındaki ben; bugünü sevenlerin umutsuz olanlanlarından uyaranlar sınıfındaki Ray Bradbury'nin Fahreneit 451 kitabinda son sayfayı kapatıyorum. Tamamen tesadüfen başlayan okumam, tamamen tesadüf dışı sonlanıyor. Sanrılar içerisinde odanın sıcaklığının arttığını hayal ediyorum. Varsayalım küresel ısınıyorum diyorum kendi kendime. Sıcaklık değerim 451 F'a ulaştığı zaman artık biliyorum ki kibrit çakmaya gerek kalmadan Bozgun Odasının tutuşması ve cayır cayır yanarak yok olması sadece ve sadece bir an meselesi. Üstelik İtfaiyeye ihtiyaç kalmadan...

Bradbury'nin geleceği tersine bir gelecek, değişimini gelişmekten yana değil gerilemekten yana kullanan; yangını söndürmekten yana değil çıkartmaktan yana olan. Karamsar ve kısmen gerçekçi. Korkunç ama olası. O günleri görememeyi ümidedercesine; parçası olmak istenmeyecek bir gelecek. Okuma, düşünme, sorgulama (bugün farklı mı ki?) Okursan, düşünürsen, sorgularsan yakarım. Söndürmek için "İtfaiye"yi çağırmaya kalkışma sakın zaten seni yakmak için onları gönderdim. Bir ihbar eden sorumlu vatandaşın dudakları arasında geleceğin. Önce kapıyı kırar, ardından camları aşağı indiririm. Köşe bucak sakladığın kitaplarının göğsüne alevlerimi boca ederim. Okuma, düşünme, sorgulama yoksa seni mahvederim....
Guy Montag'ın hikayesi Fahrenheit 451; hayatının son on yılını kitap yakarak geçiren bir itfaiyeci. Üstelik işine hiç sormadan sorgulamdan bağlı olan bir itfaiyeci. Ve günün biri, genç bir kız ile tanışması; doğru bildiklerinin kaymaya başlaması; eşini görmesi, işini görmesi; hayatını görmesi. Ve sonra duramaması, alevleri kendi hayatına püskürtmesi. Guy Montag'ın hikayesi Fahrenheit 451. Tutuşup alev alev yanmasının hikayesi...

Okudum. Yine mutluyum...

Yorum

Bazı kitaplar vardır, okudukça çoğalırsın, çoğladıkça okursun... Ve bitmesin diye sayfaları ağır ağır çevirdiğini fark edersin. İşte Ray Bradbury'nin Fahrenheit 451'i de böyle kitaplardan. Uzun zamandır ("Semenderle Savaş"ı okuduğumdan bu yana) bu kadar etkileyici bir kitap okumamıştım. Çevirdiğim her sayfada lezzetli benzetmelere rastlıyordum, ağzım sulanıyor, biraz da kıskanıyordum Ray Bradbury'yi. (Ne zaman kalemi keskin hayal gücü engin bir bir yazara rastlasam bu kıskançlık hissinden alamıyorum kendimi!) Şuna bir bakın, siz de aynı hisse kapılmazsanız okumayın bu yazının devamını:

"Kızın yüzü oradaydı, belleğinde kaldığı kadarıyla çok güzel, şaşırtıcıydı aslında. Gecenin bir yarısında uyanıp da, zamanı anlamak için baktığınız karanlık odada güçlükle ayrıt edebileceğiniz küçük bir saatin kadranı kadar ince bir yüzü vardı ve o saat size saati, dakikayı ve saniyeyi suskun bir beyazlık ve ışıltı içinde anlattığı gibi, gecenin daha karanlıklara doğru, ama aynı zamanda yeni bir güneşe doğru hızla ilerlediğini de kesinlikle bildiriyordu."

Bu ve benzeri anlatımlar içerisinde kitabı okudukça ister istemez düşüncelere dalıyorsunuz. Kitabın bir "bilim kurgu" romanı değil, ama bilim kurguyu andıran öğeler içeriyor; fantastik kurgu değil zira gerçekleşmesi muhtemel bir dünya betimlemesi yapıyor yazar, belli bir öngörü ile. Gelecekte geçen bir olay örgüsünün içerisinde olduğunuzu hissediyorsunuz, yine de içinde yaşadığımız hayatı düşününce bu geleceğin çok da uzak olmadığını tahayyül etmek zor olmuyor. Etrafınıza bakın, herşey hızlı tüketime yönelik, her evde televizyon, her evde bilgisayar, düşünceler uzun uzak bir yolculuğa çıkmış. "Sosyal Medya" denen yutturmaca her yanımızı sarmış.
"Kitaplar kısaltılmış. Özetler, abahtarlar, ufak resimli gazeteler. Herşey komik öykülere, kopuk sonlara dönüşüyordu".

Düşünmemek, düşünmekten daha çekici; Tembellik çalışıp didinmekten daha rahatlatıcı ve insanoğlu üzerinde bulunduğu bu eğik düzlemde kaygısızca ilerliyor. Fahrenheit 451'de, Ray Bradbury'nin öngördüğü karanlık gelecekte, insanlar düşünmeyi unutmuşlar, kabullenmeyi ve kendilerine sunulanı olduğu gibi almayı bir yaşam biçimi haline getirmişler. Olayların merkezinde yer alan "itfaiyeci" Guy Montag da bu bireylerden bir tanesi. Mesleği itfaiyeci olmasına rağmen itfaiyeciliğin tanımı biraz değişmiş. İtfaiyeciler artık yangın söndürmüyor, yakıyorlar! Evet yanlış duymadınız yakıyorlar, hem de kitapları (Dante'yi, Swift'i, Marcus Aurelius'u). Zira kitaplar, düşünmeye yer olmayan bir dünyada, kafa karıştırmaktan, düzen bozmaktan başka neye yararlar ki? (Burada biraz duruyorum. Ray Bradbury'nin çizdiği gelecek tablosundan bahsederken, geçmişteki bir hikayeyi hatırlıyorum. Sıtkı Hocanın anlattığı hikaye şöyle:
"Biliyorsunuz, eskiden köy enstitüleri vardı. Ne var ki bu enstitüler zaman içerisinde "komünist yuvası" olmakla suçlandılar ve ortadan kaldırıldılar. Aslında gerçek sebep ne bunların komünist yuvası olması ne de zararlı olmalarıydı. Aslında bu enstitülerin amacı Kemalist ilkeleri yaymaktı. Asıl sebep toprak ağalarının ve bir kesimin bu enstitülerin köylünün gözünü açacağından, aydınlatacağından korkmasıydı. Bu nedenle de kaldırıldılar. Aslında 49 yılına gelindiğinde köy enstitüleri kurum olarak hayatına devam etmesine rağmen içleri boşaltılmıştı. İşte bu yıllarda benim köyümde yer alan enstitüdeki bir kısım kitap da "komünist" içerikli olarak yaftalanmış ve toplanarak enstitü kantinin üst raflarına istiflenmişti. Günün birinde, bir yolunu bulup kantindeki bu kitapları ateşe verdiler. (Böyle durumlarda genelde  hazırladıkları kılıf olan "komünistler kitap yaktı!" söylentisini yayarlardı.) Yangın başlayınca "Kurs yanıyor!!!" diye köylü olay yerine koştu. Biz de annem ve teyzemlerle hemen oraya gittik. Ben o zamanlar çok küçüğüm, dört yaşındayım. Zaten o gün olanlara dair anlattıklarımın yarısını hatırlıyorum yarısını da annem ve teyzem anlatmıştı. Dış kapının girişinde sac levha ve üzerinde de parmaklıklar vardı. Sac levhanın üzerindeki parmaklıklara tutundum; Çenem ancak parmaklıklara yetişiyordu. Oradan yangını korkulu gözlerle seyrediyordum. Tavan göçerken yukarıdaki kitaplar, sayfaları açılarak ve yanarak düşüyorlardı. Pır pır sesi çıkararak düşen kitapları görüp, "Kuşlar yanıyor!!" diye bağırmışım." - Aslında Sıtkı Hoca'nın bu hikayesi düşünmenin, üretmenin karşısında olan zihniyetin hiç değişmediğini geçmişten geleceğe uzandığının güzel bir örneği. Kitaptan bir alıntı:
"Güvercin kanatları gibi uçuşan kitap yaprakları verandada ve çimenlerin üzerinde savrulurken..."

Başta da dedim ya bazı eserler insanı öylesine derinden vuruyor ki, her kelimede durup düşünmeden edemiyorsunuz. İçinde yaşadığımız devirde ve hatta ülkemizde, bizi çepeçevre saran hizmetler, hep hayat standarlarımızı yükseltme iddiasını taşıyorlar: yollar yapılıyor, hastaneler yapılıyor, parklar yeşilleniyor... Peki ya eğitim? Eğitim bir yandan köreltiliyor, öyle ki cahillikle körleşmiş bireylerin sayısı sürekli artıyor, yönetim kolaylaşıyor. Binlerce insan küçük zümreler tarafından yönetiliyor, hem de koyun sürülerini aratmayacak saflıkla... İşte Ray Bradbury böylesine bir gelecek tablosunda, kitapları yakan itfaiyecileri getiriyor karşımıza. Yasaklı  kitapların listesi uzayıp gidiyor. (Daha çıkmamış kitaplar da yasaklanıyor... nerede?) Televizyon şovları beyin yıkıyor. Peki sonra ne oluyor? Bir kıvılcım - adı Clarisse, soru: Mutlu musun? - Guy Montag'ın hayatını yangın yerine çeviriyor. Maymunun gözleri açılıyor. (Bu uyanış Lu Sin'in Çığlık adlı eserinin önsözünde kullandığı ifadeler hatırlatıyor hemen:

"Rahatlık içinde doğup büyüdükten sonra yoksullaşanlar, dünyanın gerçek yüzünü bu deney sayesinde öğrenir genellikle."

İşte Montag'ın rahatlık yanılgısı, düşünsel fakirliği içinde Clarisse deneyiyle ilk travmasını yaşıyor. Olay örgüsü bu uyanışla başlıyor ve düşünsel fırtına hiç dinmeksizin alıp yürüyor.

Guy Montag karakteri çok tanıdık geliyor, Cesur Yeni Dünya'daki "Vahşi" mi desem, Misraim'in Katakomblarındaki ... mı desem, yoksa Matrix'teki Neo, Truman Show'daki ... mi? İnsanoğlu kendi yansımasını her yerde görüyor. Ne yazık ki bu yansımaların tezahür ettiği tablolar her zaman fazlasıyla karanlık. O nedenle de hep anti - ütopyalarda karşımız çıkıyor Guy Montag benzeri karakterler...

Söze nereden başladım, kendimi nerede buldum? Daha fazla uzatmalı mıyım? Bilemiyorum. Fahrenheit 451'i tek kelimeyle özetleyecek olsam "UYANIŞ" derdim, ama tek kelime ne içinde bulunduğumuz durumu ne Ray Bradbury'nin bir cerrah usatlığıyla kesip çıkardığı kanserli dokuyu ne de geleceğimizi ifade etmeye yetecek kadar güçlü!

Belki bazılarınız sıkıldı ve çoktan yazdıklarımı okumayı bıraktı bile, yine de ben bu yazının tamamını okuma azmini gösteren sizler için, "itfaiyeciliğin" asıl anlamını hatırlayan Guy Montag'ın, kendisi gibi olanların hala hayatta kaldığı bir dünyadaki "umut ışığını" yakaladığını ifade etmeliyim. Clarisse kıvılcımı çaktı, Montag'ı yaktı ve söndü... Derken Faber yol gösteren silik bir tabela oldu ve Montag korkunç bir kabusa uyanmış, aklını yitirmişçesine aydınlığa doğru koştu. 

Bu kitapla ilgili söylenmesi gereken en önemli hususlardan bir tanesi de bunun yalnızca kalem ustalığının ortaya koyulduğu bir hayal ürünü roman olarak görülmemesi gerektiği. Ray Bradbury, bir düşünüş tarzını, yaşam biçimini, isyanı, insanoğlunun karanlık tabiatını ortaya koyuyor Fahrenheit 451 ile. İşte bu nedenle bu ve benzeri eserler klasikler arasına girip ölümsüzleşiyorlar. "Huy çıkar, can çıkmaz" atasözü insanoğlu için geçerli olduğu sürece, tarihin hangi evresinde bu tür yaratıcı eserleri okursanız okuyun, mutlaka anlamlı ve geleceğe ışık tutan bir kısım bulacaksınız demektir.

"Otları biçen bir adam orada hiç bulunmamış gibidir, fakat bahçıvan ömür boyu oradadır."

Düşünenler, tekdüzelikten yorulanlar, güdülmekten sıkılanlar, size sunulanı olduğu gibi kabullenmek istemeyenler, her şeyin bir de diğer yüzü olduğunu düşünenler, sürekli tüketmeyi değil de üretmeyi yaşam tarzı haline getirmek isteyenler, ilüzyonların ardındaki gerçeği merak edenler, göz bağlarından kurtulmak isteyenler, çığlık atmak istediğinizde sürekli susturulduğunu hissedenler... Artık zamanı geldi. Rahat koltuklarınızdan, huzurlu uykularınızdan uyanın! Sizi esir eden televizyonun fişini çekin, size sunulan sınırlı özgürlük çemberini kırın, bir ateş de siz yakın... Kimbilir belki de sizin gibi uyananlar vardır.      

Ve yazımı Ray Bradbury ve benzerleri önünde saygıyla eğilirken Ray Bradbury'nin kitabında şiirinden bir alıntı yaptığı Juan Ramon Jiménez'in bir dizesiyle bitirmek istiyorum:

"Eğer size çizgili kağıt verirlerse, arkasını çevirip yazın."

Ne Okusam

Çizgi Roman - Fahrenheit 451
Epsilon yayınlarından çıkmış olan bu çizgi romanı elime aldığımda kitabın ve çevirisinin çok daha iyi olduğu kanaati hemen oluştu. Yine de çizgi severler için romana değişik bir noktadan bakış açısı olabileceği kanaatindeyim.

Çığlık - Lu Sin
Uykudan uyanan ve bir daha uykuya dalamayanlara
"... benim bütün felaketim herşeyi unutamayışımdan ileri geliyor. İşte Çığlık, unutmayı bir türlü başaramadığım bu anılardan doğdu."

"Gerçeği söyleyebilmek için insanın büyük cesaret sahibi olması gerek, kendini sahtekarlığın pençesine kaptıran adam, yeni bir hayatı denemkten aciz, yılgın bir adamdır mutlaka. İnsanlıktan çıkmıştır sözün kısası."
Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
Başka bir ustanın kaleminden, farklı bir dünyanın tasviri ile aynı karanlık gelecek ve insanlığı bekleyen aynı gri tonlar...

Yalnızlık için duyduğu özlem, zorunlu cinsel özgürlüğün bitmek bilmeyen hazlarından duyduğu hoşnutsuzluk, kaçma duygusunu güçlendirir. Eski, ilkel yaşama biçiminin hala sürdürüldüğü az sayıdaki vahşi ayrı bölgelerinden birine yapacağı ziyaret derdine çare olmasa da dönerken beraberinde londra'ya getirdiği "vahşi", teknik uygarlık'ı farklı bir gözle değerlendirir, onlara neleri kaybettirdiklerini hatırlatır. Modern klasiklerden biri olan cesur yeni dünya, hem geçmişten geleceğe hem de gelecekten bugüne bir çağrı... Çağrılara açık olanlar için...
Biz - Yevgeniz Zamyatin
Anti ütopya dendiğinde yukarıdaki yazarlardan en yaşlısı... Bolşevik ihtilalinin gölgesinde, sıkıntılar içerisinden doğan bir baş yapıt.

Semenderlerle Savaş - Karel Capek
İnsanoğlu ve doyumsuzluğu kara mizahın da etkisiyle sürreal bir yapıyla karşımıza çıkıyor.

Biz Hayır Diyoruz - Eduardo Galeano
Latin Amerikanın uyumayanlarından...


"Ülkelerimizde ifade özgürlüğünden tamamen yararlansak bile, herkes için yazıyoruz ama yalnızca kitaplara para ödeyebilen ve onlarla ilgilenen eğitimli bir azınlık tarafından okunuyoruz."Özgürlük Hapishanesi - Michael Ende
...

Haber 7 web sitesinde Haşmet Babaoğlu tarafından kaleme alınmış bir köşe yazısı. Tıklayın

Ray Bradbury'nin yeni kitabı çıktı: Yakma Zevki - İnsanların kitap okumaktan nefret ettiği, devletin kitapları yasakladığı bir gelecekte, işi kitap yakmak olan bir "itfaiyeci" ve onun kitapları kurtarmak için, içinde yaşadığı teknolojik tüketim toplumuna karşı giriştiği mücadale... Tıklayın

Ne İzlesem



THX
Büyük Birader izliyor hissiyatı veren bir George Lucas filmi de: THX 1138

Fahrenheit 451
1966'dan günümüze...Fragmanı You Tube'tan...

V for Vendetta

"Voilà! In view, a humble vaudevillian veteran, cast vicariously as both victim and villain by the vicissitudes of Fate. This visage, no mere veneer of vanity, is a vestige of the vox populi, now vacant, vanished. However, this valorous visitation of a by-gone vexation, stands vivified and has vowed to vanquish these venal and virulent vermin vanguarding vice and vouchsafing the violently vicious and voracious violation of volition.The only verdict is vengeance; a vendetta, held as a votive, not in vain, for the value and veracity of such shall one day vindicate the vigilant and the virtuous.Verily, this vichyssoise of verbiage veers most verbose, so let me simply add that it's my very good honor to meet you and you may call me V."

Ne Dinlesem


Ray Bradbury ile yapılmış bir söyleşi için Tıklayın

Yazar

Ray Bradbury

Halen hayatta olan yazarın, bir insan ömrüne sığdırdığı yüzlerce eser... şapka çıkartılır...

Ray Bradbury'nin bir kısım eserlerini İngilizce okuyabileceğiniz bir kaynak. Tıklayın

Bağlan



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorumlar  

 
0 # 2012-10-23 12:16
Bu ayki -ekim- Sabit Fikir Dergisinde Ray Bradbury ile ilgili kısa bir yazı vardı. ilginç geldi, metin uzun olduğu için ekleyemedim ama 60lı yıllarda komünist eğilimlerinden şüphesi ile FBI ciddi biçimde kendisini araştırmış. Bradbury’nin şüpheli hareketleri, bilimkurgu yazarlarının komünist olmaya eğilimli olduğuve bu türün insanların zihnine komünist ideolojiyi aşılamak için benzersiz bir güce sahip olduğu için bildirilmiş. Dosyada durum şu şekilde ifade ediliyor “İnsanları devletin kurumlarına karşı zehirleyebilece k kadar popüler bir yazar olan Bradbury’nin bazı hikayeleri, tamamıyla ABD’ye ve kapitalist görüşü benimseyen hükümete karşı olarak yazılmıştır. Ancak Berkeley dışındaki muhbirlerle de görüşmüş olan büro, “Bradbury’nin hayatının herhangi bir döneminde CP’ye (Komünist Parti) üye olduğuyla ilgili herhangi bir bulguya rastlanmadı,” sonucuna ulaştı.
ray Bradbury’nin fBı dosyası
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile