Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Ege'den Denize Bırakılmış Bir Çiçek PDF Yazdır e-Posta

Kitap

Yazar adı: Halikarnas Balıkçısı

1991 yılının Temmuz ayında “Ege’den Deniz Bırakılmış Bir Çiçek” isimli kitabı Çandarlı’da okumuştum. Ben her ne kadar o kasabaya Pitane demeyi tercih edenlerden olsam dahi; Cevat Şakir, Bodrum’a her ne anlam yükledi ise benim de Çandarlı’m aynı anlamı sırtlanmıştı. İkimizde sürgünde ve mutlu idik.

İlk adı Musa olan Cevat Şakir’in çocukluğu, babasının görevi nedeniyle Atina-Faleron’da geçmiş, beş yaşından sonra ise Büyükada’da yaşamaya başlamıştır. Çok küçük yaşlarda resme olan yeteneği ailesi tarafından farkedilir. Yabancı bir ülkede erken çocukluk dönemi geçirmesi bir yetenek daha kazanmasına imkan sağlamıştır. Cevat Şakir birden fazla yabancı dili konuşabilmekte ve hatta İngilizce’yi kolayca kavrayabilmesi sayesinde Robert Kolej’inde hazırlık okumadan birinci sınıfa alınır.Tüm yetenekleri ve ailesinin yönlendirmelerine karşı bu yiğidin gönlünde yatan aslan “Deniz”dir. Ancak İngiltere’de Oxford Üniversitesinde yaptığı “zorunlu” eğitim onu bambaşka bir kulvara sürüklemiştir. Artık “Yakın Çağlar Tarihçisi” olarak yaftalanacaktır.
Peki kimin gücü denize söz geçirmeye yetermiş?

İçi derin deryalar, yüreği hoyrat rüzgarlarla kaplı bu adam yurda döner dönmez çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazmaya, karikatürler ve kapak resimleri tasarlamaya başlar.

Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında Resimli Gazete, Ay, Resimli Hafta gibi yayınlarda eserleri boy gösterir. 1924 yılında yayınlanan “Hapishane’de Mahkum Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler?” isimli öyküsü ile hayatı tamamen değişecektir. Birinci Dünya Savaşı yıllarında bazı asker kaçaklarının yargılamasız kurşuna dizilmelerini anlatan öyküsü nedeniyle İstiklal Mahkemesi tarafından yargılanır. Cezası, kalebent olarak Bodrum’da sürgündür. Tam üç yıl süren bir yalnızlığa gömülür Cevat Şakir.
Karia çağında Bodrum’un adı -tıpkı bir zamanlar Çandarlı’nın Pitane olarak anılması gibi - Halikarnassos ‘dur. Cevat Şakir bu ad ile kendini özdeşleştirir. 1926 yılından itibaren yazdığı tüm eserlere imzasını Halikarnas Balıkçısı olarak atacaktır. Ege’ye ve denize olan sevdası sürgününün son bulmasıyla dahi terk edilemez bir boyuta ulaşmıştır artık. Kısa dönemli gel-gitlerin ardından 1947 ‘den yaşamının sonuna dek İzmir’de yaşar. Vasiyeti üzerine Bodrum’da toprağa verilir.

Aganta Burina Burinata sözü, geminin yola çıkmasını bildiren bir komuta, bir gemici terimidir. Bu komutla birlikte rüzgarüstü yakasını kontrol eden halatların tutulması ile gemi harekete geçer. 1946 yılında yayınlanan aynı isimli romanını Cevat Şakir Kabaağaçlı anı biçiminde yazmıştır.
… Ben bunu söyleyince, elindevkadeh beklemekte olan Halil Usta, kadehini parlattı. Bana,- Son olarak verilen kumandayı bağıra bağıra tekrar et! Dedi. Bende ciğerlerimi doldurarak olanca sesimle “Aganta Burina Burinata!” diye bağırdım. O zaman, pek eski bir denizcilik aleminden hız alan ustam, sanki beni şanlı bir deniz istikbaline fırlatmak istiyormuş gibi, dağları sarsan bir dinamit infilaki şiddetiyle,- Aganta Burina Burinata !Diye gürledi. Pabuççular ve eskiciler (…), işlerinin üzerine abanmış acele acele, takır tukur çekiç sallarken “Aganta burina burinata!” diye kainata meydan okuyan nidamızı duyunca, işlerinin üzerinden doğruldular. Birdenbire çekiç takırtısı sustu. Hatta halis muhlis bir kara adamı olan aşçı Yaşar bile,sesini kapıp koyverdi ve eskicilerle beraber “ Aganta!” diye narayı bastı…

Ne Okusam

Mektuplarıyla Halikarnas Balıkçısı – Azra Erhat

Tüccar Dükkanı - Sabahattin Batur

Bodrum Hakimi Merafet Tüzün – Belkıs Öztin Koparanoğlu

Ne İzlesem

BODRUM HAKİMİ
Yönetmen :  Türkan Şoray
Senaryo : Safa Önal
Oyuncular : Türkan Şoray, Kadir İnanır, Kadir Savun
Müzikler: Cahit Berkay

Bir sahil kasabasına tayin edilen genç ve güzel hakim kasabanın sevip saydığı, ağa bildikleri Ömer Bey’in işlerini karıştırmış ve tüm dikkatleri üzerine çekmiştir. Fakat Ömer Bey genç kadına aşık olmuş ve yaptıklarına ses çıkaramamıştır. Zamanla genç hakim de Ömer'e sevdalanır fakat beraber olmalarına büyük bir engel vardır.

Filmin konusu, gerçek hayatta yaşanmış bir olay çıkışlı yerel bir türküden (Bodrum Hakimi) alınmıştır. Türkü ve dolayısıyla film, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın hakimlerinden olan ve 1951'de atandığı Bodrum'da 1954 yılında nedenleri kesin olarak günümüzde de açıklığa kavuşturulamamış ve çeşitli yorumlara konu olmuş bir şekilde intihar eden Mefaret Tüzün'ün öyküsünü zemin almaktadır. Tıklayınız

Ne Dinlesem

Mazhar – Fuat – Özkan / Ele Güne Karşı – 1984 Dinlemek için tıklayınız.

Ele Güne Karşı - Deli Deli -  Sen ve Ben - Yalnızlık Ömür Boyu - Bu Sabah Yağmur Var İstanbulda - Olmuyor Olamıyor - Sevdim Bir Kere - Bodrum Bodrum tıklayınız - Güllerin İçinden - Neye Niyet Neye Kısmet - Ondan Şikayet Bundan Şikayet

Bodrum Hakimi – Mustafa Bacaksız (Çelik Lakaplı)

Bodrumlular erken biçer ekini
Feleğe kurban mı gittin bodrum hakimi
Nasıl astın mefaret hanım ipe de kendini
Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini

Şu bodrumun dağlarında ceylanlar dolaşır
Kara haber mefaret hanım pek tez ulaşır
Hakim hanımın memleketi kütahya tavşan
Hakim hanım sen eyledin bizleri perişan

Diğer

NEREYE GİTSEM?

Halikarnas Balıkçısının Kalemi’nden BODRUM

Bodrum, hem doğanın olağanüstü güzelliğini hem de tarihin hatıralarını kendinde toplayan apak bir Akdeniz köşesidir. Şehrin hilal şeklindeki iki limanı sevenin sevilen belalıya açılan gönlü sanki denize açılır. (Deniz de belalı değil de nedir?) yan yana uzanan iki limanın bitişen yerinde kule üstüne kule - Sen Jan Şövalyelerinin kalesi - yükselir. Bembeyaz şehir bu iki limanın kıyısınca yan gelip uzanır. Beyaz evler, cicibiciye özenmeyen kesin çizgilerden yapılmadır. Tertemiz kat kat badanalanır ve beyaz duvarları, maviler mavisi gökleri, beyaz çizgileriyle ustura gibi keser.

Eskiden evler, savaş ve savunma için, yüksek yamaçlara kondurulurdu. Bunlara ev değil, kule denirdi. Ama deniz özlemiyle maviye imrenişten ötürü yerlerinde duramayarak, çam kokan nalınlarıyla, tıngır mıngır yokuş aşağıya seğirtmişler. İki koyun gıcır gıcır çakılları boyunca dizilmişler. Arkada kalanlar ayak uçlarına kalkarak öndeki kız kardeşlerinin omuzları üzerinden denize bakakalmışlar. Kimi cesur evler denize dalıp kayık olmuşlar ve dalgalar üzerinde oynaya güle, karadaki pısırık kız kardeşleriyle alay etmişler. İşte bundan dolayı kayıklarla evlerin, birde mandalina bahçelerinin sıkı fıkı bir akrabalığı vardır. Denizde gidip gelmekten usanan kayıklar ya ev ya da mandalina bahçesi olurlar.

Burası engin göklerin memleketidir. İçten gelen bir türküyü kapıp koyuverin, uzaklaştıkça türkü gökte masmavi olur. Işık burada yalnız karanlığı aydınlatmakla kalmaz, aydınlattığı maddeyi değiştirir ve görülen bir şair rüyasına çevirir. Başka yerlerde ölüp nur içinde yatılacağına burada nur içinde yaşanır.Gece yıldızlar tek tük görülen mıymıntı şeyler değildir. Yıldız kalabalıklığına engin gece dar gelir. Sanki parıltılarıyla göğü sarsıp gürlerler. Hele ufuktan ay bir görüne koysun evren bir peri masalına döner.
Kıyı boyu zümrüt fıskiyeler gibi hurmaların arasındaki küçük lokantalarla noktalanmıştır. Bura aşçıları, mitolojik suratlı orfoz balıklarını, renk renk skaros ve başka balıkları pişirmekte ustalar ustasıdırlar. Hele bir ahtapot pilavı pişirsinler, pilavı gören midye dolmaları utançtan kıpkırmızı kesilirler.

Havasından mı, denizden mi her nedense burada Tekel’in rakıları bile mucize kabilinden cennet şekerine döner.
Bodrum kentinin bir yanında maden suları denize akar, karşıdaki karaada’nın ılıcası ise, neredeyse ölüyü diriltir. Gövdenin kanı yaşama sevinciyle çarpar damarlarda, yorgun gözler güneş gibi canlanıp çakar.

Bodrum doğusunda Gökova körfezi 45 deniz mili içerlere doğru uzanır. Orası Nis’ine, Montekarlo’suna, Dalmaçya kıyılarına taş çıkartır. Her ufak koyu Mersin ve başka kokulu ağaçlarla çevrili erimiş bir zümrüt parçasıdır. Denizlerinde uçan balıklar uçar.
Dağlarında her biri 18 bin portakal veren portakal ağaçları yükselir. Dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan buhur (Liquid Amber Styraxiflua) ormanları buradadır.

100 metreden denize tepe takla inen uçurumları mı isterseniz, irili ufaklı ada kümeleri mi istersiniz, altın renkli plajlar mı istersiniz?

Ne istersiniz vardır burada.

İtalya'yı gör de öl” derler. Yok a canım; Bodrum’la kıyılarını gör ve yaşa....

Yazar

Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan 1890 - 1973 yılları arasında yaşamış ünlü yazarımız.

ESERLERİ

Roman :

• Aganta Burina Burinata

• Ötelerin Çocuğu

• Uluç Reis

• Turgut Reis

• Deniz Gurbetçileri (1969 )

• Dalgıçlar

• Deniz Gurbetçileri (1996 )

Hikaye:

• Ege Kıyılarından

• Merhaba Akdeniz

• Ege’nin Dibi

• Yaşasın Deniz

• Gülen Ada

• Ege’den

• Gençlik Denizlerinde

• Parmak Damgası

• Çiçeklerin Düğünü


Bağlan



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile