Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

İnsan olmanın temel unsurlarından biri olan düşünebilme yeteneği, ancak ve ancak sormak ve eleştirmek ile bütünleştirilebildiği zaman anlamlı oluyor. Fakat ilginç olan her düşünen insanın sorduğu soru ve yaptığı eleştiri kendi içinde alt kırılımlara açılarak kişisel niteliklerin belirlenmesini sağlıyor.

Ne kadar güzel, okuma oranının çok düşük olduğu bir toplumun fertleri olarak, kitabevlerine gidiyor; maaşlarımızın önemli bir kısmını kitaplara aktarıyor, eve dönüp bir bardak kahve eşliğinde okumalarımızı yapıyoruz. Sonra birbirimizden ayrılmalarımız başlıyor. En temelde beğendik diyenler ile beğenmedik diyenler el kaldırıyorlar. Kimimize bu yargı yeterli geliyor. Kimimiz ise kendi gibi yetinmeyenlerle beğenisinin sonucunu tartışmaya başlıyor, hatta üstüne yazılar yazıyor. Belli belirsiz bir kritik etme sürecine yuvarlanmış buluyoruz kendimizi. Ardından yaptığımız eleştiriler kişisel niteliklerimizi ortaya koyuyor. Tam bu yol ayrımında kendime şu soruları soruyorum. Bu yaptığım doğru bir kritik midir? Her eleştiri beğendim/beğenmedim ayrımından mı çıkar?

Yeni sorular, yeni araştırmalara, yeni araştırmalar, yepyeni anlayışlara olanak tanıyor. Ve ben uzun bir araştırma sonrası dostlarımında tavsiyesi ile Berna Moran ile buluşuyorum. Elimde, ?Edebiyat Kuramları ve Eleştiri? isimli kitabı. Kafamdaki tüm soruların teker teker yanıt bulduğu bu kitap sayesinde, eleştirmenin ne kadar kapsamlı ve derin bir analiz gerektirdiğini anlıyorum.

Kitap beş kısımdan oluşuyor:
Birinci kısım Yansıtma Kuramı üzerine. Önce ?Sanat nedir?? sorusuna verilen cevaplar irdeleniyor. Ardından Marx, Engels ve Plehanov ile Toplumcu gerçekçilik ve üretim olarak sanatın sorgulanmasına başlıyor. Genel tanımlamalar arkasından tarihsel, sosyolojik ve marksist eleştirilerin kapsamlarını inceliyor.

İkinci kısım ise anlatımcılık - ekspresyonizm üzerine. "Anlatım adlandırma değildir" diyor Moran. "Duygunun anlatımı ile betimlemesi (adlandırılması) arasında bir ayrım yapmak zorundayız."

Üçüncü kısımda yeni eleştiri anlayışı ve yapısalcılık irdeleniyor. Şiirde ve Romanda Yazınsallık için en dikkat çekici örneği Cahit Sıtkı Tarancı?nın ?Otuz Beş Yaş? şiiri ile veriyor.

?Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında,

Camide musalla taşına konmuş tabut önünde cemaatin cenaze namazı kılması, insanların defalarca tanık olduğu ve kanıksadığı bir olaydır. Tarancı musalla taşınıbir tahta, ölüyü bir sultana, cemaati deonun önünde elpençe duran ve yerlere kapanan kullarına benzetmek suretiyle kanıksadığımız bu sahneyi bize taze bir şekilde gösteriyor, alışkanlığımızı sarsıyor.
Demek oluyor ki, gerçekçiliği yansıtmak değil edebiyat eserinin yaptığı, onu değişik bir biçimde algılatmak??

Dördüncü Kısım daha çok kendi yazmalarım/çizmelerime yakın bulduğum bir bölüm oldu. Okur merkezli kuramlar ve okura dönük eleştiri. Moran, yaklaşımları izah edebilmek için Anatone France?dan çarpıcı alıntılar yapıyor.

?İyi bir eleştirici, şaheserler arasında kendi ruhunun serüvenlerini anlatır. Nesnel sanat olmadığı gibi nesneleleştiride yoktur. Eserine kendisinden başka bir şey koymakla övünenler çok aldatıcı bir kuruntunun kurbanıdırlar. Gerçek şu ki insan hiçbir zaman kendinin dışına çıkamaz. En büyük belalarımızdan biridir bu. Göğü,yeri bir dakika olsun, bir sineğin düzeylere ayrılmış gözüyle görebilmek veya doğayı bir orangotanın kaba ve basit beyniylealgılayabilmek için neler vermezdik. Ama bizim için imkan yoktur buna. Tresias gibi hem erkek olmak, hem de kadın olmuş olmayı hatırlamak bize vergi değil. Süreklibir hapishanede gibi kendi benliğimizin içine kapatılmışız? Eleştici açıkça şöyle demelidir:

Efendiler size Shakespeare, Racie, Pascal veya Goethe ile ilgili olarak kendimden söz edeceğim.?

Altıncı kısım ise bu müthiş kitaba yaraşır bir son olarak edebiyatın hakikat ile ilişkisinin var olup olmadığını sorguluyor. Temelde yönlenilen sorunun "İnanç" olduğunu görüyor insan.

Yazar


Berna Moran (d. 23 Ocak 1921 - ö. Kasım 1993) Türkiye'de modern edebiyat eleştirisi alanında öncülerdendir. İstanbul?da doğdu. Ortaöğretimini Darüşşafaka ve Işık Lisesi?nde tamamladıktan sonra 1941?de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü?ne girdi. 1945?te mezun olarak aynı bölümde asistanlığa başladı. 1950-51 yılları arasında İngiltere?de Cambridge Üniversitesi?nde doçentlik çalışması yaptı. 1956?da doçent, 1964?te profesör oldu. 1981?de emekli oldu. Moran, 1972?de yayımlanan Edebiyat Kuramları ve Eleştiri adlı yapıtıyla büyük ilgi gördü ve 1973 Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü?nü kazandı. Moran, daha sonra Birikim, Çağdaş Eleştiri gibi dergilerde yazdığı çeşitli incelemeleri Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış adlı incelemesine aldı. Türk romanının doğuşunu ve o dönemin toplumsal koşullarını Batılılaşma olgusu içinde inceleyen bu kitap Türk edebiyatı eleştirisi geleneğinin en önemli eserlerinden biri olarak karşılandı. Berna Moran, Kasım 1993?te hayata veda etti.

Bağlantılar

http://www.iletisim.com.tr/ki%C5%9Fi/berna-moran-171.aspx



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile