Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Deli Gücük PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

Osmanlı taşrasından korku ve dehşet hikayeleri.

Çizgi roman ve düz yazı karışımı anlatımıyla bizden, geçimişimizden kopup gelen bir halk efsanesini derleyen bir kitap "Deligücük". Yedi kargası ile diyar diyar Anadolu'da gezinen, herkesin varlığını bildiği ama kim veya ne olduğunu kestiremediği Deligücük, kötülüğün peşinde bir avcı, kurtarıcı, adaletin gölgesi, kadısız ve düzensiz diyarların sessiz adalet dağıtıcısı. Levent Cantek'in Deligücük ve eserin açılımları ile ilgili ön yazısı ise kesinlikle okunmaya değer.

Eserin en önemli özelliği, farklı çizerlerin ve yazarların ortak bir çalışma ve özveri ile bu eseri vücuda getirmesi. Eserin ön yazısında Levent Cantek durumu şu şekilde ifade ediyor:

"Üreticilerin çoğu birbirleriyle hiç karşılaşmadılar, mektuplaşarak ortaya çıkarttılar hikayelerini."

On iki ortak yazar ve çizerin kaleminden damlayan mürekkeple, kanaatimce ortaya çok başarılı bir çalışma çıkmış. Başta da belirttiğim gibi, Deligücük karakterinin beslendiği toprakların ve kültürün bize ait olması, çizimlerin içinde kaybolup gitmemizi, eseri daha bir özümsememize olanak tanıyor.

Her hikayenin başında farklı yazarlardan ve eserlerden alıntılar kullanılmış. Aslında bu da zaman zaman yerel öykülerin evrensel açılımlarını tamamlıyor.

Söz fazla uzatmadan eserin içindeki öykülerin isimlerini, bunları hayata getiren üstatları ve öykü başlarındaki alıntıları sizlere aktarmak istiyorum:

1. Deli Gücük Masalı
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Coşkun Kuzgun

"İyinin kendi ölse de sözü ölmez"

Niyetim her ne kadar yalnızca isimleri ve çizerlerin isimlerini verip geçmektiyse de, bu öyküdeki bir kareden bahsetmeden geçemeyeceğim. Sayfa 15'te köye kuşbakışı bir görünüş çizilmiş. Kareye baktıkça, yalnızlık, sessizlik ve hüzün insanı kavrıyor. Alıp o köye götürüyor. Bir müddet sonra o köyün sakinlerinden biri oluyorsunuz. Köylünün dertlerine ortak oluyorsunuz ve içinde yaşadığınız şehir ortamından bir anda uzaklaşıp köyün yalnızlığında yitip gidiyorsunuz, ancak herşey burada bitmiyor. Sayfayı çevirdiğinizde, bu duygular yerini başkalarına bırakıveriyor. Gece çökmüş, yalnızlık iyice kalınlaşmış, gecenin sessizliği ürkütücü hale gelmiş. Soğuk bedeninizde yürüyor ve ruhunuzu titretmeye başlıyor. Köyün yalnızlığı korkuya bürünüyor. Karanlık, tedirginliğe dönüşüyor. Coşkun Kuzgun'un kalemi o kadar kuvvetli ki kendinizi bu kareden zor koparıyorsunuz...

2. Göz Hakkı
Yazan: Özgür Kurtuluş
Çizen: Murat Gürdal Akkoç

"Şeytan taşlandığında melek kesilir."

3. Ben Edu Abdullah
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Coşkun Kuzgun

"Bakabiliyorsan, gör
Görebiliyorsan, gözle." Nasihatler Kitabı

4. Örenli Kız
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Coşkun Kuzgun

"İnsan neyle yaşar: Ezip hiç durmadan/Soyup,dövüp, yiyip yutarak insanları/
Yaşayabilmek için hemen unutmalı,/İnsanlığı unutmalı insan/KAtı gerçek budur, kaçınılmaz/
Kötülük yapmadan yaşanamaz." Bertolt Brecht - Üç Kuruşluk Opera

5. Düğümler
Yazan: Murat Başekim
Çizen: Koray Kuranel

Kitaptaki öyküler içerisinde bu öykünün bence özel bir yeri var. Yazı ağırlıklı olan bu öyküde, detaylar öylesine güzel tasvir edilmiş ki... Ve çizimler öylesine karanlık ve etkileyici ki... Okunması, görülmesi gereken bir öykü.

"dÜŞte gÖr
hAyaLDE göR
haYAldE GöR, düşte GÖr.
dÜŞeNin dOstU oLMaz.
İnanmAzsaN Düşte göR.

6. Zanaat
Yazan: Murat Başekim
Çizen: Ozan Küçükusta

"Her balığın, içinde yüzeceği, ayrı bir denizi vardı." Oğuz Atay, Eylembilim

7. Fotoğrafçının Hikayeleri  
İyilik Geçicidir, Kötülük Kalıcı
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Coşkun Kuzgun

"Ya Rab, Nur istiyoruz...Sen bize yangın veriyorsun!
"Yandık" diyoruz...
Boğmaya kan gönderiyorsun!" Mehmet AKif Ersoy

8. Köpekler Ürüşürken
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Uğur B. Sertçelik

"Geceleri uykuları bölük pörçük olanlar biraz suçlu gibidirler; onlar ne yapar? Geceyi var ederler." Maurice Blanchot

9. Gargalar Padişahı ve Uzun İskender
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Coşkun Kuzgun

"Nam iyidir oğlum, bu dünyada nam gibisi yoktur. İyiliği şurada ki bileğinde bir altun bilezik... Atsan atamazsın, satsan satamazsın. Bir kez kazandın mı ölene kadar iti gibi peşin sıra sürünür gezer." Kemal Tahir - Rahmet Yolları Kesti

10. Şeytan Tırnağı
Yazan: Çzgür Kurtuluş
Çizen: Ozan Küçükusta

11. Son Saat
Yazan: Murat Başekim
Çizen: M. Korkut Öztekin

"Fiziksel acıyı yeterince tanıdığımı sanıyorum. En kötüsü insanların ruhunun ölmekte olduğunu hissetmesidir." Georges Perec

12. Mehmet Asaf Dünyayı Geziyor
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Coşkun Kuzgun

"Gece gibi ülkeden ülkeye geçerim/ Garip bir söz gücüm vardır/
yüzünü gördüğüm anda anlarım/ Beni dinleyecek kimseyi tanırım/
Bu hikaye hemen ona anlatılır." Samuel Taylor Coleridge

13. Yazıcı Mustafa Ağa'nın Katli
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Coşkun Kuzgun

14. Kayıp Kırmızı
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Emre Yüce

"Burayı terk edersem utancımı da terk etmiş olurum. o zaman kaybolurum." John Fowles - Fransız Teğmenin Kadını

15. Deli Gücük'ün Peşinde
Yüzbaşı Baha
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Uğur B. Sertçelik

"Ve bir tek ben kurtulup geldim
Sana haber vermeye" Eyub

16. O bizim yusuf'umuz!
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Ozan Küçükusta

"İnsanın yaşadığı değildir hayat,
aslolan hatırladığı ve anlatmak için
nasıl hatırladığıdır." Gabriel Garcia Marquez

17. Sebep İhlali
Yazan: Murat Başekim
Çizen: Uğru Bülent Sertçelik

18. Sen Daha Uyu
Yazan: Murat Gürdal Akoç
Çizen: Murat Gürdal Akoç

"Bak, bütün gözlerinle bak..." Jules Verne, Michel Strogoff

19. Sesler
Yazan: Aziz Tuna C.
Çizen: Melike Acar

"Sandığınızın aksine, gerçekler terzyüz edilemez. İçeriye girebiliyor olmanız, dışarı çıkabileceğiniz anlamına gelmez. Girişler çıkışlara dönüşemezler, az önce girdiğiniz kapının dönüp baktığınızda hala aynı yerde olacağını kesinleyecek bir şey yoktur." Paul Auster

DeliGücük

2009 yılı yazı ortalarında A.Erdem ??Deli Gücük?? ü okudunuz mu diye sorduğunda , bu isim hakkında hiçbir fikrim olmadığı için soruyu olumsuz yanıtlamıştım. A.Erdem ?? Osmanlı taşrasından korku ve dehşet hikayeleri?? nden oluşan bir çizgi roman diye devam etmiş ve kitabı alıp size hediye edeceğim demişti. Ben her zamanki aceleciliğim ile hemen o günün akşamı kitabı kendim satın alıp bir solukta okumuş ve her ne kadar sadık bir çizgi roman okuyucusu olmasa da A.Erdem?in ??Farklı?? olanı algılamaktaki sezgilerinin çok güçlü olduğunu anlamıştım.

Bilirsiniz, bir çok kaynakta Çizgi roman, birbirinden tamamı ile farklı iki ana ögenin yazı ve çizginin birleşmesi ile gerçekleşen bir anlatım sanatı olarak tanımlanır.

Bu tanımlamanın ; kitapta ??ZANAAAT?? isimli hikayede (Bkz. 81. Sahife) ,

kendini ? karikatür denen merette yegane zanaat sahibi olarak ifade eden Kemal KADİR adlı zanaatkar?e ,

??

- Peki.. Çizeceksin o halde Kemal Kadir. Ama bir şartla. Sade beni değil kendini de çizeceksin. Üstelik tek bir andaki halimizi değil, sana tarif edeceğim şekilde peş peşe birkaç anımızı çizeceksin. Anladın mı? Tıpkı bir ROMAN gibi. Ama resimlerle anlatılan bir ROMAN ??

ifadeleri ile çizgi roman kahramanı olan Deli GÜCÜK ağzı ile yapılması ve öğretilmesi,

Bu tanımlama karşısında Türk Çizgi tarihinde çok önemli bir yeri olan Amcabey karakterinin yaratıcısı ve çizeri Cemal NADİR?in,

??

- Fakat nasıl olur efendim. Resim resimdir. Romanda romandır . Eşyanın tabiatı gereği u ikisi birleşemez hiç resimlerle anlatılan roman olur mu? ??

şeklindeki itirazı ,son derece hoş bir paradoks ve ironi oluşturmuş.

35. sahifede yer alan ??Ebu Abdullah?? isimli anlatının İbni Batutta olarak tanınan Şemseddin Ebu Abdullah Muhammed bin İbrahim?in ??Seyahatnamesi??nden esin alınması dışında anlatıların, genelde Osmanlı?ın gerileme ve cöküş dönemlerinde, başka bir ifade ile ??Devlet?? aygıtının zayıfladığı hatta olmadığı yer ve zaman dilimlerinde kurgulanması , hikayecilerin dilinin Kemal TAHİR romanları ile özdeşleşmesi, diyalogların sade, son derece güçlü ve vurucu olmasını da beraberinde getirmiş.

Ya devlet başa, ya kuzgun leş?e bağlamında bu anlatılarda Deli Gücük, ezilenlerin, zayıfların, kaybedenlerin yanında ??Adalet??i farklı şekillerde sağlayan bir figür , mit olarak karşımıza çıkmakta. Ağalar, derebeyleri, eşkiyalar veya bunlarla işbirliği yapan devlet görevlilerinden oluşan zalimler hiçbir anlatıda cezasız kalmıyor. Deli Gücük veya Deli Gücük?ün zihinlerinde yarattığı yanılsamalar sonucu bizzat kendileri tarafından en şiddetli şekilde cezalandırılıyorlar. Var olan bu kaçınılmaz son, gerek mazlum halk gerekse zalimlerin zihinlerinde yer alarak Deli GÜCÜK mitini daha da sürekli kılmakta. Aslında Deli Gücük?ü yaratan bu yürek burkan dramlar salt bu topraklara özgü gerçekler değil. Aynı dramlara ; Lu SİN?in , Bir Delinin Hatıra Defterinden adlı anlatısında yer alan, 

??Bütün bu kişileri Vali tarafından işkence masasına yatırılmış gördüm ben yada toprak ağası tarafından tokatlanırken gördüm, mahkeme katipleri karılarının ırzına geçerken yanlarındaydım, ana babalarının tefecilerin ellerinden kurtulabilmek için intihar ettikleri günkü hallerini bilirim.?? 

ifadelerinde rastlayabilir , kederi hissedebilirsiniz. Ve her ne kadar bilmesek te

Çin?inde kendi DELİ GÜCÜK?lerine sahip olduğuna emin olabilirisiniz.

Bunlar bir yana; Deli GÜCÜK?te dikkatimi çeken şey, ön sözde de açıkca belirtildiği üzere gerek hikaye gerekse çizimlerin farklı isimler tarafından üretilmesi idi ki , batıda özellikle Amerika ve İtalya ?da çok olağan olan bu durumun bu kadar çok katılımlı olarak Türkiye?de gerçekleştiğini ilk kez görmekteyim.

Son derece güçlü olan çizimlerde doğa ve köy tasvirleri kimi hikayelerde kusursuz . Kuş bakışı çizimler tasvir edilen alanları uçsuz bucaksız kılmış. Çizerler arasında bir bayanın yer alması ve olağanüstü çalışması DELİ GÜCÜK ?ü daha da eşsiz kılmış.

Yorumlarımı basında yer alan bir yazıdan alıntı yaparak bitirmek istiyorum.

??

??Amerika?da satış rekorları kıran.. ?? ibaresine tenezzül etmeden , okuyucularını bir trend yardımıyla değil kendi erdemleri ve marifetleri işle kazanmayı aklına koymuş buı ??Deli?? kahraman ve onun tekinsiz öyküleri 1980 ?lerden bu yana atari (ve halefleri) yüzünden unutup öldürdüğümüz çizgi romanı mezarından öfkeyle hgeri çıkaran ve yüzümüze çarpan bir çalışma..??

Yazar

Aziz Tuna C. ile yapılan ve Hayal Saati adlı sitede yayınlanan bir röportaj'dan alıntı. Röportaj'ın tam metni için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız:

http://www.hayalsaati.com/index.php?option=com_content&task=view&id=258&Itemid=1


"Osmanlıyla ilgili garip önyargilarimiz var. Onlari ağir, alaturka, yavas, asiri protokol adamlari gibi görüyoruz. Hikayelerde, filmlerde aodali konusturuluyorlar, hep büyük laflar ediyorlar, saygida kusur etmiyorlar filan. Oysa biz çok tezcanli, sabirsiz insanlariz, çok konusuyoruz mesela. Cumhuriyet kurulduğunda bugünün insanlari uzaydan gelmedi ya?19.yüzyil çok ilgimi çekerdi, karisik bir dönem. Osmanli tasrasinda geçen bir hikaye anlatmak istiyordum. Tasra da su yüzden? Dao köyleri var, disa kapali. Sloganim su oldu: Hala Moğollarin Anadolu'yu isgal ettiğini sanan köyler olabilir. Deli Gücük de o dönemde yasayan biri olsun istedim. Onu tanimlarken Öcü mantiğini kullandim. Deli Gücük adini bir masaldan aldim, ilk hikaye de yine bir Anadolu masalinin yeni yorumu oldu. Gotik korku türünden, fantastik eoilimlerden, eskiya mitinden ve yine Anadolu masallarindan epey faydalaniyorum. "

Peki kimdir Aziz Tuna C.?

Aşağıdaki alıntı "Koloni" adlı siteden alınmıştır.

"Serüven'de bir süredir sıhatli muhalif takvimini kaleme alan Aziz Tuna C.'nin kimliği bende bir merak konusuydu. Ne yalan söyleyeyim hem hiç bir şeyi kolay beğenmezliği hem de muhalefette olmanın kendisini daha rahatlattığına inandığım sevgili Levent Hocamın yani Levent CANTEK'in bu takma isimle yazı yazdığı düşüncesindeydim."

Kamra Yayıncılık

Bağlantılar

Resmi sitesi:

http://deligucuk.blogspot.com/

Kamra yayıncılık için:

www.kamra.com.tr

Bir kısım başka Deli Gücük çizimi için:

http://www.seruven.org/blog/labels/Deli_G=C3=BCc=C3=BCk.html



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile