Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Bin Beyaz Turna PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

 

Zerafet, Bin Beyaz Turna kitabı için notlarımı almaya hazırlanırken en doğru kelimenin Zerafet olması gerektiğini düşündüm.

Çünkü her satırı ile incelikli, her satırı ile zarif bir çalışma Bin Beyaz Turna. Üstelik merkezine yerleştirdiği konu düşünüldüğünde bu zerafetin korunmasının büyük bir başarı olduğunu görüyor insan. Belki de bambaşka bir toplumun ferdi olduğum için böyle yanılgı içindeyimdir; bilemiyorum ama tutkunun ve hatta vahşetin dahi böylesine şiirsel incelik ile anlatımına ben bugüne dek hiçbir okumamda tanık olmadım.

Okuduğum bu kitap 12 Mart 1970 tarihinde Z.E. isimli bir hanımefendinin öğretmenine hediyesi olmuş; ilk sayfada kendi imzasıyla yazısı var Öğretmeninden ise bir şekilde; bir sahafa düşmüş. Elbette benim "bir şekilde" diye geçiştirdiğim dönem yirmibeş senelik yaşanmışlıkları barındıran bir dönem. İnsan bazen insafsızca umarsız olabiliyor. Ben o sahafa girmiş; ve içinde/dışında hikayeler taşıyan bu kitabı edinmiş; Bozgun Odasına katmışım. Sırıtında taşıdığı hikayeleri unutup bir köşeye atmışım. Su Tong'u okuduktan sonra kitaplığımda ne kadar az sayıda uzak doğu yazarı var diye düşünürken farkedip okumaya başladım Kavabata'yı.

Bin Beyaz Turna, babadan oğula geçen bir aşk hikayesi. Konusunun ilginçliğine karşın anlatımın durağan sadeliği esasında okuma temposunu bir çok noktada düşürüyor. Özellikle bölüm sonlarında dinamik bir yapı kazanan anlatım insanda herşeyin bir anda olup bittiği hissiyatını veriyor. Özellikle ikili dialoglarda karakterlerin davranışlarına bir anlam vermeye çalışıyor insan.

Tüm bunların yanısıra Kavabata'nın en önemli özelliği Japon kültürüne dair vermiş olduğu detaylar. İnsan gerçekten o kültürün büyülü dünyasına kapılıp gidiyor ki bu bence kitabın hem konusundan hem de anlatım tarzından çok daha önemli bir misyonu ifade ediyor.

Hikayemiz Kikuyi'nin bir çay seremonisine katılması ile başlıyor. Bu seremoninin ev sahibi göğsünde büyük bir leke taşıyan bir kadın. Ve bu kadın Kikuyi'nin ölen babasının eski sevgililerinden biri. Kikuyi bu seremonide bir başka "öteki kadın ve kızıyla" tanışıyor. Ardından babasının öteki sevgili ve daha sonra da öteki sevgilinin kızı ile karmaşık bir aşk hikayesi yaşamaya başlıyor
.Kitabın en önemli motifi çay seremonileri ve detayları. Çayın hazırlanışı, bardakların seçimi, özen ve yüklenen anlamlar Japon kültürünün değer yargılarını ve ilginç geleneklerini büyük bir özen ile okuyucuya sunuyor.

Anlatım oldukça durağan, dil sade, okuduğum kitabın çevirisi rezalet, dizgisi felaket, imla ve yazım hataları insanı çileden çıkarıyor. Kitabın bir bölümde sayfa numarası seksenaltıyı gösterirken, bir sonraki yüzyirmiüç olabiliyor. Ve oturup bir sonraki doğru sayfayı aramaya başlıyor insan. Ancak zaten bu kitabı okumak isteyenler büyük ihtimal ile benim okuduğum versiyona bulamayacaklardır ki keza tavsiyem en son yayınlanmış güncel bir çevirinin okunmasıdır. 

Yazar

Fumiko?nun telefonda söylediği gibi fincanın beyaz sırı kırmızıya çalıyordu. Bir süre sonra Kukiyi?ye beyazın içinde pembemsi bir renk tonu var gibi geldi.
Fincanın kenarı hafif esmerleşmişti. Bir yerinde de bu esmerlik daha bir koyulaşıyordu. Bayan Oota?nın ağzını dokundurduğu yer hep orası mı olmuştu acaba? Çay orada yer etmişti hafiften,ama belki biraz da dudak ruju yapışmıştı oraya.
Fincanın orası Kikuyi?ye esmerden çok kırmızımsı göründü. Fumiko?nun telefonda söylediği gibi gerçekten de annesinin ruju muydu bu?
Bu esmerimsi kırmızı, sırın incecik çatlaklarına da sinmişti.
Dudakların soluk kırmızısı, solmuş kırmızı bir gülün kırmızısı, - kurumuş kanın kırmızısı gibiydi. Kikuyi böyledüşününce, kalbi çarpmaya başladı. İçine fenalık geliyormuş, aynı zamanda da bir nın etkisiyle bayılacakmış gibi oluyordu.?

Melankolik lirisizmin kalemi olarak anılan Kawabata 1968 yılında Nobel edebiyat ödülü ile onurlandırılan ilk Japon yazardır. Eserlerinde bireysel yaşamlar ve kültür içerisinde cinselliğin yerini sıklıkla sorgular. Birçok roman ve yüzden fazla hikayeye imza atmış üretken bir yazar olan Kawabata, yazdığı yüzlerce iki-üç sayfalık kısa hikayeler için ? Sanatımın ruhunu ifade ederler? der bunlara ?avuçiçi hikayeler? adını verir.

Osaka?da doğan Kawabata, çok küçük yaşlardan itibaren aile bireylerinin ölümleri ile yoksun bir çocukluk dönemi geçirir ve yalnızlık ile tanışır. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çocukluğunu ? Evsiz veya ailesiz? olarak tanımlayacaktır. Yaşadığı bu ardı arkası kesilmeyen travmatik kayıpların tüm izlerini satır satır öykülerine işlemiştir. 1924 yılında Tokyo İmperial Universitesinden mezun olduktan sonra bir grup arkadaşı ile ?Sanatsal Çağ? isimli bir gazete çıkartır ve Yeni-Duyumculuk ( Bütün bilgilerimizin duyumlardan geldiğini ileri süren felsefe) akımının sözcüsü olurlar. Yeni dönem öncü Avrupa Edebiyatı ile ilgilenen Kawabata ayrıca 1926 yılında çekilen Kinuga Teinosuk?nin ekspresyonist-dışavurumcu filmi ( A Page of Madness)?ın senaryosunu yazmıştır.
Kawabata?nın ilk önemli başarısını İzu Dansözü isimli öyküsü ile yakalamıştır. Otobiyografik bir çalışma olan öyküde, ondört yaşında olan bir dansöze karşı delicesine duyduğu aşkı konu etmiştir. Sonu ayrılık ile biten bu aşkın genç kadını, Kawabata?nın birkaç kitabına daha konu olmuştur.

1931 yılında evlenen yazar kış aylarını geçirmek üzere Tokyo?nun güneybatısında bulunan Zushi?ye yerleşir. Ancak ikinci Dünya savaşı patlak verdikten sonra Mançurya? ya uzun bir seyahate çıkar ve kendini onbirinci yüzyıl Japan Edebiyatı araştırmalarına yönlendirir.

Savaş sonrası en ünlü eseri Kar ülkesi (Yukiguni - The Snow Country 1948) yayınlanır. Orta yaşlarında olan bir estet (Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi) ? Shimamura ile aynı yaşlarda bir geyşe olan Komako?nun hikayesini anlatmaktadır Vaktinin büyük bölümünü dansla ilgili çeviriler ve yazıalr yazarak geçiren Shimamura, her yıl derin bir sessizliğe gömülmek için Tokyo?da bir dağ hanına gitmektedir. Ve her defasında bu inzivaya Komako isimli geyşayı da sürüklemektedir. Ancak aralarındaki bu kısa süreli çıkarcı ilişki yerini tutkulu bir beraberliğe bırakır. Taa ki Shimamura?nın ilgisi bir başkasına kayıncaya kadar.

Birçok önemli eleştirmene göre ise Kawabata?nın en iyi çalışması ise 1954 yılında yayınlanan Dağların sesi Yama-no Oto ( The sound of the Mountains ) isimli kitabıdır. Japon kültüründe insan ilişkilerini ve değer yargılarını anlattığı Shingo isimli bir kahramanın hikayesidir. Bu çalışması ile edebiyat dalında Japon Akademisi ödülüne layık görülmüş ve bence tüm dünyanın dikkatini çekerek kendisine Nobel Ödülüne uzanan yolun belirginleştiği bir açılım olmuştur.İlerleyen yaşı ile birlikte tüm dünyaca tanınan bir yazara haline gelen Kawabata 1960?larda ABD?lerindeki birçok üniversitede dersler vermiştir. Kawabata 1960?ların sonlarına doğru Japonya?da muhafazakar politik adaylar için Yukio Mishima ve diğer yazar arkadaşları ile birlikte Çin?deki Kültürel Devrimi kınayan bir kampanya yürüttü. Aynı zamanda Japonya PEN başkanı olan yazar, Nobel ödülü kabul konuşmasında, -kendi yazar arkadaşlarını da kapsayan-yazarların kendi hür iradeleri ile intiharı tercih etmelerini kınadı. Ancak ne ilginçtir ki dava arkadaşı Mishima?nın intiharından iki yıl sonra 16 Nisan 1972 yılında Zushi?deki evinde ölü olarak bulundu.
Ölüm sebebi intihar olarak açıklanmıştı.

Eserleri:
- JUROKUSAI NO NIKKI, 1925
- IZU-NO ODORIKO, 1926 - The Izu Dancer and Others (tr. 1964) / The Dancing Girl of Izu and Other Stories (translated by J. Martin Holman, 1997) - films: 1954, dir. by Yoshitaro Nomura, starring Hibari Misora, Akira Ishihama, Azusa Yumi, Akihiko Katayama; 1963, dir. by Katsumi Nishikawa, starring Sayuri Yoshinaga, Hideki Takahashi, Eiji Go,Mitsuo Hamada; 1967, dir. by Hideo Onchi, starring Yôko Naito, Toshio Kurosawa, Tatsuyoshi Ehara, Nobuko Otowa; 1974, dir. by Katsumi Nishikawa, starring Momoe Yamaguchi, Tomokazu Miura
- KANJO SOSHOKU, 1926 [Sentimental Decorsation]
- TENOHIRA NO SHOSETSU, 1926 - Palm-of-the-Hand Stories (trans. Lane Dunlop and J. Martin Holman, 1988) - Kämmenenkokoisia tarinoita (suom. Kai Nieminen, 1998)
- ASAKUSA KURENAIDAN, 1930 - The Scarlet Gang of Asakusa (trans. Alisa Freedman¨, 2005)
- JOJOKA, 1934 [Lyrical Feelings]
- KIN JU, 1935 [Of Birds and Beasts]
- HANA NO WARUTSU, 1936 [The Flower Waltz]
- YUKIGUNI, 1937 (rev. ed., 1948) - Snow Country (translated by Edward G. Seidensticker, 1957) - Lumen maa (suom. Yrjö Kivimies, 1958) - films: 1957, dir. by Shiro Toyoda, starring Ryo Ikebe, Keiko Kishi, Daisuke Kato, Akira Kubo; 1965, dir. by Hideo Ôba, starring Mineko Bandai, Kakuko Chino, Takanobu Hozumi, Kaneko Iwasaki
- AISURU HITOTACHI, 1941 [Lovers]
- BUNSHO, 1942
- UTSUKUSHII TABI, 1947 [Beautiful Travel]
- JUROKUSAI NO NIKKI, 1948
- OTOME NO MINATO, 1948 [Sea-Port with a Girl]
- SHIROI MANGETSU, 1948 [White Full-Moon]
- ZENSHU, 1948-54 (16 vols., rev. ed., 12 vols., 1959-61)
- AISHU, 1949
- ASAKUSA MONOGATARI, 1950
- HOKURO NO TEGAMI, 1950
- MAIHIME, 1951 [The Dancer]
- SENBARAZU, 1949-52 - Thousand Cranes (translated by Edward G. Seidensticker, 1959) - Tuhat kurkea (suom. Eeva-Liisa Manner, 1965) - films: 1953, dir. by Kozaburo Yoshimura, starring Michiyo Kogure, Nobuko Otowa, Haruko Sugimura, Masayuki Mori; 1969, dir. by Yasuzo Masumura, starring Ayako Wakao, Machiko Kyô, Mikijiro Hira, Eiko Azusa
- HI MO STUKI MO, 1953 [Days and Months] - film 1969, dir. by Noboru Nakamura, starring Shima Iwashita, Koji Ishizaka, Masayuki Mori, Jin Nakayama
- SUIGETSU, 1953 [The Moon on the Water]
- SHOSETSU NO KENKYU, 1953
- YAMA-NO OTO, 1949-54 - The Sound of the Mountain (translated by Edward G. Seidensticker, 1970) - Vuoren jyly (suom. Eeva-Liisa Manner, 1973) - film 1954, dir. by Mikio Naruse, starring Setsuko Hara, Sô Yamamura,Ken Uehara, Yôko Sugi
- GO SEI-GEN KIDAN, 1954 - The Master of Go (tr. 1972)
- MIZUUMI, 1955 - The Lake (translated by Reiko Tsukimura, 1974) - film 1970, dir. by Yoshishige Yoshida, starring Mariko Okada, Shinsuke Ashida, Shigeru Tsuyuguchi
- TOKYO NO HITO, 1955 (4 vols.)
- NIJI IKUTABI, 1955
- ONNA DE ARU KOTO, 1956-58 [To Be a Woman]
Who's Who among Japanese Writers, 1957 (with Aono Suekichi)
- FUJI NO HATSUYUKI, 1958 - First Snow on Fuji (translated by Michael Emmerich, 1999)
- KAZE NO ARU MICHI, 1959
- NEMURERU BIJO, 1961 - House of Sleeping Beauties and Other Stories (trans. Edward Seidensticker, 1969) - films: 1968, dir. by Kozaburo Yoshimura, starring Takahiro Tamura, Yoshiko Kayama, Taiji Tonoyama, Sanae Nakahara; 1995, dir. by Hiroto Yokoyama, starring Yoshio Harada, Yuka Ônishi, Kazuko Yoshiyuki; 2006, dir. by Vadim Glowna, starring Vadim Glowna, Angela Winkler, Maximilian Schell, Biro Ünel, Mona Glass
- KOTO, 1961-62 - The Old Capital (trans. J. Martin Holman, 1987) - Kioto (suom. Eeva-Liisa Manner, 1968) - films: 1963, dir. by Noboru Nakamura, starring Shima Iwashita, Hiroyuki Nagato, Seiji Miyaguchi, Teruo Yoshida, Tamotsu Hayakawa; 1980, dir. by Kon Ichikawa, starring Momoe Yamaguchi, Tomokazu Miura, Keiko Kishi
- KAWA NO ARU SHITAMACHI NO HANASHI, 1962
- KATAUDE, 1964 [One Arm]
The Izu Dancer and Others, 1964
- UTSUKUSHISA TO KANASHIMI TO, 1965 - Beauty and Sadness (trans. Howard Hibbett, 1975) - films: 1965, dir. by Masahiro Shinoda, starring Kaoru Yachigusa, Mariko Kaga, Sô Yamamura, Kei Yamamoto; 1985, dir. by Joy Fleury, starring Charlotte Rampling, Myriem Roussel, Andrzej Zulawski, Béatrice Agenin
- RAKKA RYUSUI, 1966
- GEKKA NO MON, 1967
- SAKUHIN SEN, 1968
- SENSHU, 1968 (ed. by Yoshiyuki Junnosuke)
- UTSUKUSHII NIHON NO WATAKUSHI, 1969 (Nobel Prize lecture) - Japan, The Beautiful, and Myself (translated by Edward G. Seidensticker, 1969)
- BI NO SONZAI HAKKEN, 1969 - The Existence and Discovery of Beauty (trans. V.H. Viglielmo, 1969)
- ZENSHU, 1969-74 (19 vols.)
- SHOSETSU NYUMON, 1970
- TAMPOPO, 1972 [Dandelion]
The Tale of the Bamboo Cutter, 1998 (trans. Donald Keene)
Kaynaklar:

http://kirjasto.sci.fi/
http://nobelprize.org/

Bağlantılar



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile