Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Bir Meksika Ütopyası PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

"Kızıl topraklı bir köy, üzerinde güvercinlerin yürüdügü kiremit damlar görüyorum. Aksamin ışığında pembe-altın sarısı görünen kare biçimli yüksek bir kule görüyorum. Kuslar, güvercinler, kumrular kuleyi mesken tutmus, çatıya yakın da sığırcıkların yuvaları var."

Geçen sene Şubat ayında Nice sokaklarında yürüyordum. Terk edilmiş bir şehrin yabancısı ben. İzledigim insanlar, gördüğüm sokaklar, Corte D'azur'un kış hali bende bu şehrin ve sakinlerinin ayrıcalıklı olduklarını düşündürtmüştü. Çiçek pazarında sümbülleriyle konuşan adamı hatırlıyorum; ahşap masama bir kadeh şarap getiren zarif kadını.
"Herkes ne biliyorsa onu ögretiyor. Bazı çocuklar öğretmen oluyor. Çocukken bildiğiniz ama büyürken unuttuğumuz şeyleri öğretiyorlar. Küçükler şeyleri aynı şekilde görmez. Farklı bir sekilde düsünürler. Onlari dertlendirip tasalandıran şeyler farklıdır. Onlar için bir gün bir yıl kadar uzun ve Campos köyü bir ülke kadar geniştir. Onlar birer karınca, bunu bize Jadi açıkladi. Onlara karıncalarım, arılarım, kolibrilerim diyor. Insan olmak için hepimizin çocuk olmayı öğrenmesi gerektigini söylüyor."

Parfüm almak için dükkana giriyorum. Masanın arkasindaki adam güleryüzle karşılıyor. Içerideki kokulardan başım dönüyor. Bir parfüm almak istiyorum. Basit bir şişede, basit bir parfüm. Degilmis megerse. O kadar basit degilmis. Cevaplamam gereken sorular varmis. Uzun uzun sohbet etmemiz gerekiyormuş. Parfümün sahibini anlatmam, en uygun çiçegin seçilmesi için şartmış. Şaşkınlık içerisinde bu oyunun bir parçası oluyorum. Şaşkınlık içerisinde bu şehirde yaşayan insanların işlerini nasıl önemsediklerini düşünüyorum.

"Bir gün bana açıkladı: "Göğü tanımakla böbürleniyorsun ama kendini tanımıyorsun. Ülker'in yedi yıldızını görebilirsin, onlari bileğine kazırsın. Peki basit bir dürbünle görülebilen dört yüzden fazla yıldız olduğunu biliyor musun, ve iyi bir teleskopla binlerce? Sana bir aile gibi birbirine bağlı görünüyorlar ama onların birbirlerinden yüzlerce ışık yılı uzakta olduklarını, bir insan ömründen daha uzun yaşasan, mesela bir ağaç kadar uzun yaşasan, onların birbirlerinden ayrıldıklarını yer değistirdiklerini görebileceğini biliyor musun? Sana gereken bilmek değil tam tersine unutmak."

Sokaklarına yabancı olduğum bu şehirde doğmus bir yazarı okudum. Jean-Marie Gustave Le Clezio. Onu bir Meksika Ütopyasını. Çocukluk hayali Ourania. Meksika'da gözden ırak bir topluluğun hikayesi idi Ourania. Cografyacı Daniel Sillitoe ile Raphael'in hikayesi.

Kapitalist toplumlar ile şiddetli geçimsizliği olan Sillitoe akademik çalışmaları için geldigi Meksika'da garip bir otobüs yolculuğunda, garip bir çocuk olan Raphael ile tanışıyor. Içinde yaşadığımız toplumlara karşı duran bir başka topluluğun üyesi Raphael ile.

Bir başka gün, bir baska yerde yeni tanıştığı akademisyenlerin küçük bir fahişe olan Lili hakkında anlattıklarını dinliyor. Çatışan benliğini öne çıkartıp Lili'yi aramaya koyuluyor. Artık hikaye üç kişi arasinda paylaşılmış oluyor. Üstelik aralarında hiç bir bağ olmadan.

Clezio yazıyor ve ben okudukça Nice'i hatırlıyorum. Böyle büyük bir yazarın doğduğu şehri, sokaklarını, insanlarını hatırlıyorum. Nedense hiç garip gelmiyor...

Bağlantılar

 



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile