Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Aylak Adam PDF Yazdır e-Posta

Kitap

Yazar adı: Yusuf Atılgan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

C. tüm hikayesini şöyle özetler:

"Ben, toplumdaki ikiyüzlülüğü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum. Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimizi benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!"

1958'de Yunus Nadi Roman ödülü ile adını duyuran bir ilk roman olan Aylak Adam "Arayış" kavramı üzerine kuruludur.

Temsil ettiği "Yeni Roman" akımın en belirgin meselelerini içinde barındıran yabancılaşma, yalnızlık, sıradanlık gibi kavramları ile ulaşılması imkansız kahramanlar yerine sokakta bir arada yürüdüğümüz bizleri anlatır.Modern zamanlar olarak adlandırdığımız günümüz -ki 50'li yılları da günümüzden saymaktan çekinmiyorum- gerçekleri ile bireylerin yüzleşme öyküsüdür Aylak Adam.

Atılgan, kahramanını yaratırken bile herhangi bir isim ile onu kalıba sokmamamış sadece C. olarak tanımlamıştır.

"...insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona."

C., esasında tüm hikaye boyunca umudunu cebinde taşıyan biridir. Babasına olan nefreti, mevcut toplum düzen ve otoriteye bir karşı duruşun alt metni olarak algılanabilir. Çünkü C., en az babası kadar "eli paketliler" ve "üç odalı bir ev" hayali kuran kadınlara karşıda nefret beslemektedir.

Atılgan, C.'nin geçmişine dair üstünkörü bilgiler verir. Yaşı henüz otuzu aşmamıştır, varlıklı bir ailenin çocuğudur, büyük bir konakta teyzesi tarafından büyütülmüştür. Babasından kalan hatırı sayılır varlıklarla hayatını sürdürür. İşini gücünü soranlara, "Aylakım ben" diye cevap verir. Arayışı içinde olduğu iki kişilik dünyasını ise belki de en çok yaklaştığı anda kaybeder. Mutlak son kaçınılmazdır. 

Yazar

Atılgan, okumalarım arasında benim için bir dönemin kapanıp bir başka dönemin açılmasına neden olmuş bir yazardır. Onun yazma eylemine karşı geliştirdiği duruşun, bireysel olarak hayata karşı edindiği duruşu ile aynı eksende olduğunu, hissettiği yabancılaşma ve duyduğu yalnızlığın eserlerindeki tüm cümlelere nüfuz ettiğini düşünmüşümdür.

İkinci Dünya savaşından hemen sonra öncülüğünü Fransız edebiyatının yaptığı "Yeni Roman" anlayışının ülkemizdeki en önemli temsilcisidir Yusuf Atılgan. Bilindiği gibi dünya düzenindeki köklü değişikliklerin toplumlar üzerindeki etkisi her noktada kendini hissettirir. Yazın sanatında ise bu değişim herşeyi başaran, üstün, kudretli, azimli, yenilmez kahramanların yerini sıradan, başarısız, yenik, mutsuz, yalnız olan karşı kahramanlara bırakması yönünde şekillenmiştir. Kahraman - karşı kahraman değişimi toplumda bireylerin kendi iç hesaplaşmalarını yüksek sesle dile getirmesi, şarkılara, filmelere, kitaplara ve sanatın her alanına konu etmesi ile gün yüzüne çıkar. Artık ıssız bir adaya düşmüş ama hayata sıkı sıkı tutunarak tırnakları ile insanüstü bir yaşam savaşı vermiş olan Robinson yerini Istanbul'un kalabalığında yapayalnız kalmış, boşluğa düşmüş C.'ye, unutulmuş bir kasabanın, unutulmuş bir otelindeki Zebercet'e bırakmıştır. Artık hiç birşey göründüğü gibi değil, hiç bir davranış biçimi anlamsız değildir. Her doğrunun yanında bir yanlış olduğunu, her güçlünün kıyısında derin bir zayıflık olduğunu itiraf etmek "Yeni Roman" hareketinin en kuvvetli söylemi olmuştur.

Elbette yeni romancılar sadece pes dedirtecek derecede insanüstü yetenekleri olan kahramanlara karşı durmamıştır. Gündelik yaşamın içersinde atlanan, konuşulmayan, ayıplanan veya bir romana konu edilmesine gerek görülmeyen detayları da yazmaktan kendilerinin alıkoymamışlardır. Yusuf Atılgan , Aylak Adam'da konu ile ilgili fikrini C.'nin kimliğine bürünerek açıkça söyler.

"Kötü yazarın yasak bölgesi. Neydi o kaldırıp attığım dün ki kitap!Adam sabah kalkıyor, yüzünü yıkıyor, parkta oturuyor, yemek yiyor, sevgilisiyle dolaşıyor, gecenin bir vakti evine gelip yatıyor. Hiç mi çişi gelmedi? İnanılacak şey değil. Parktayken sıkışmış, gövdesi kalın bir ağaca yanaşmış, kimse gelmiyor mu diye yanına yöresine bakındıktan sonra ağacın dibine işemiştir." Atılgan, belki bu yüzden -sanki biraz da inadına- hemen hemen her eserinde kahramanlarını "ayak yoluna" götürüp hacetini gidertir.Atılgan'ın "Yeni Roman" anlayışındaki karakter/kişiye yaklaşımı klasik romanlardakinden çok farklıdır. Kişiye odaklanmaktansa kurguya, anlatıma ve dile kanalize olmaya ve okuru bu başlıklar üzerinde durmaya yönlendirir. Eserlerinde dünya, kahramanların etrafında dönmez, tam aksine olayların korkunç akışında kişiler tüm çıplaklığı ile ortaya çıkar. Bu yüzden gerçekçiliğinden, tarafsızlığından, karşı-kahramancı tutumundan şüpheye düşmez okuyan. Her öykü kişisinin bir takıntısı, bir sorunu -hatta kendinden bile sakladığı sorunları-, bunalımı yani modern zamanların bilindik insanları vardır.

Tüm bunlara karşın 1958 yılında Yunus Nadi ödülünü kazandığı "Aylak Adam" eseri ile ilgili seçici kurulun üyelerinden de olan Orhan Kemal, Atılgan ve eseri için şöyle demiştir.

"Aylak Adam'ı okudum. Güzel roman doğrusu...Ama biraz filozof... Bunalan genç adamlar ve meyhaneler... Ve bu adam yaşıyor, sevişiyor, güzel. Romanın kapağını kapatınca bana vermek sitediği, bana duyrumak zahmetine katlandığı mesajı ne? Kaypak bir mesajı var ama bir roman için, hemde iyi bir roman için bu yetmez..."

Belki de bu tip eleştiriye hak vermeden önce yazarın tüm çalışmalarını geniş bir perspektiften değerlendirmek daha akılcı olacaktır. Çünkü o zaman yazarın vermek istediği mesajın mı yoksa anlatmak istediği bütünün mü daha anlamlı olduğunu görebilir insan.

Yusuf Atılgan'ın, az sayıdaki eserlerini ikiye ayırmalı öncelikle. Romanlar ve Öyküler. Ayrıca bir de çevirisini yaptığı Ken Baynes'ın "Toplumda Sanat" isimli bir kitabı vardır ki üzerinde ayrıca durulması gereken bir yapıt olarak değerlendirilmelidir. Esasında Yusuf Atılgan'ın kurgu tekniği oldukça sistematiktir. Hem romanlarında, hem öykülerinde toplumun yerleşik düzenine göre seçer kişilerini. Ve bu kişiler seçildikleri yerleşik düzenin rutin insanlarıdır.

Atılgan'ın "Bütün Öyküleri"nin toplandığı kitap içeriği üç ana başlık altında toplanır.

Kentten, başlığı altında "Yaşanmaz", "Atılmış", "Çıkılmayan" ve "Bodur minareden öte" isimli öyküleri, Kasabadan başlığı altında "Evdeki" ve "Saatlerin tıkırtısı", Köyden başlığı altında ise "Tutku", "Kümesin Ötesi", "Yük" ve "Dedikodu" isimli öyküleri toplanmıştır. Bu açıdan bakıldığında romanlarının ?ki birini tamamlamaya ömrü vefa etmemiştir- kronolojik sırayla Aylak Adam, Anayurt Oteli ve Canistan aynı sistematik yaklaşımla Kent-Kasaba-Köy üçlemesi olarak kaleme alındığı net bir şekilde görülür.

Atılgan'ın tüm romanlarını uzun inziva dönemleri sonucunda gün yüzüne çıkartmıştır. Ancak bu durum bir çok okur ve okur-eleştirmenin Atılgan?ın ömrünü bu üçlemeler için harcadığını görmek yerine "yaşamının son dönemini Yaşar Kemal'cilik oynamak ile geçirmiştir" gibi densiz cümleler kurmasını haklı çıkarmaz.

Yusuf Atılgan, tüm yazın hayatını, ilkelerini ve duruşunu yine en güzel kendi yarattığı C. ile dile getirmiştir.

"Sen görmediğin zaman başkaları da seni görmez"

Kitaplaşmamış Eserleri:

Yazılar (Çeviri)
Kierkegaard'dan (Günce'den) Değişim, Sayı 1
Kierkegaard'dan ( Korku ve Titreme'den) Değişim, Sayı 2
Kierkegaard'dan ( Ölümcül Hastalık'tan) Değişim, Sayı 7

Şiir (Çeviri)
Gözler (Ezra Paund'dan)
Bir Yerde Hiç Gitmediğim E.E.Cummings'den ( yayınlanmamıştır)

Şiir
Ölü Su - Yazı, Sayı 1 (1987)
Ayrılık - Milliyet Sanat, Sayı 1 (Şubat 1980)

Kitaplaştırılmış Eserleri:

Çeviri
Toplumda Sanat (K. Baynes, 1980)

Piyes
Çıkış Gecesi (1947)

Öykü
Bodur Minareden Öte (1960)
Eylemci (1992)
Ekmek Elden Süt Memeden (1981) [Çocuk Kitabı]

Roman
Aylak Adam (1959)
Anayurt Oteli (1973)
Canistan (2000) (Tamamlayamamıştır.)

Yazar hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

Bağlan

 



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorumlar  

 
+1 # 2010-12-08 08:45
parası olan fakat zengin olmayan
aylak olup tembel olmayan bir adam.
hiç bıkmadan ^^o^^kişiyi arayan
tam bulmuşken kaybeden,sonra bekleyen
özleyip hasret çekmeyen C.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
0 # 2013-10-08 14:16
sus, konuşmak lüzumsuz. bundan sonra kimse bahsetmeyecek senden...
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile